31 Mar 2017

Mart Ayında Gökkuşağı

İlk. Her ne kadar zor görülse de, o bir gökkuşağı:) 

30 Mar 2017

Zülfü Livaneli, Bir Kuşaktan Bir Kuşağa Albümü

Hiç vazgeçemediklerim olduğu gibi hiç duymadıklarım da vardı.
Alışkanlık mı tutuculuk mu bilmem ama ben genelde şarkıyı kimden duyduysam ondan dinlemeyi seviyorum. Bir de, şarkıyı ilk nasıl duyduysam o halini seviyorum (Bu konudaki düşüncemi yıkan kişi Sıla'dır. Ondan dinlediğim her şarkının her halini seviyorum, hâttâ yenisini daha çok sevebiliyorum :) ). Bu albümde büyük bir emek olduğundan ve yeni şarkıları öğrenmek istediğimden albümü hemen edindim. En sevdiğim, klasikleşmiş şarkıları Zülfü Livaneli’nin o sakin sesinden dinlemeyi seviyorum. Öte yandan, bazı yorumlamaları beğendim. Bunun dışında yeni tanışıp çok sevdiklerim oldu.
Yeni tanışıp bir hayli alıştıklarım;
  • Zor Yıllar, Yalnız İnsan, Mektup, Hoşçakal Kardeşim Deniz, Asya-Afrika, İçimizden Biri.
Yorumlama açısından sevdiklerim;
  • İçimizden Biri – Fırat Tanış (en çok beğendiklerimden)
  • Merhaba – Candan Erçetin
  • Zor Yıllar – Funda Arar (bu yorumu da çok beğendim)
  • Hoşçakal Kardeşim Deniz - Şevval Sam (ona çok yakışmış bence)
  • Gün Olur – Yaşar
Şarkı ve sanatçı eşleşmelerini çok sevdim ve çok uyumlu olduğunu düşünüyorum.
Büyük bir emek, saygıyla...
Şarkılarını yıllardır bizimle paylaşan Zülfü Livaneli olmak üzere, albümde emeği geçen başta tüm sanatçılar olmak üzere herkese sonsuz teşekkürler, emeğinize ve yüreğinize sağlık.
Not: Uzun bir süredir beklemede bu kayıt, bir şeyleri unutmayayım diye. Ama içimdeki his yine bazı şarkıları unutmuş olabileceğimi söylüyor :) , affola.

29 Mar 2017

Dert Ortakları

Sizi yargılamaz,
suçlamaz, 
yine mi demez,
iyi dinler,
ortak olur...
Evet, konuşamazlar. Ama zaten bir insana kendisinden başkası yardım edemediğinden aslında dertleşmek iç dökmektir... İçte tutmamaktır. İçte tutulanlar kötüyü getirir, ya fiziksel, ya ruhsal. Günümüzde ise, dert ortağı bulamayan nice insan, derdini tasasını bırakır, keyfin, umursamazlığın peşinden gider. Çözülemeyen problemler sorun getirir, siz onu ne kadar saklamak isterseniz isteyin. O yüzden tutmayın içinizde ve umursamaz da olmayın. Yürüyün, gidin denize, gidin güneşe, gidin ağaca,  anlatın derdinizi, paylaşın. Hissedin onların enerjilerini de. Şükredin... Hayatınızdaki iyi'ler için şükredin... İyi geldiğini göreceksiniz.
Ama keyifli anlarınızda da gidin onlara. Yine anlatın, yine paylaşın... Merakta bırakmayın onları :).

28 Mar 2017

Yazmak

İlgilenmezseniz başlarını eğerler ve küçülürler, ama ilgilenirseniz capcanlı ve kocaman olurlar.
Terapi gibi...
Yazınca; 
dinmiyor belki ama hafifliyor,
konuşacakların azalıyor,  
anlatacakların artıyor.
Bazen hiçbir şey, bazen her şeyi yazasın geliyor.
O yüzden bu blog bazen sessiz bazen çenesi düşük...
Ama, her iki şekilde de paylaşmak için.
Çünkü hayat, paylaşınca artar...

27 Mar 2017

Kaza

[Hayatlarımızdaki rutinlerin değerini bilemeyen hepimize... Oysaki, eve dönüşler ne kadar kıymetliymiş...]
Kısa çalması beklenen bi telefondan uzun ve biraz gecikmiş bir çalma...
Telefondaki adam: “Şimdi bir şey söyleyeceğim ama telaşlanma” der.
Bekleyen kadın dinler.
Adam devam eder, “kaza oldu”.
Manasızca dinleyen kadın, yoldaki herhangi bir kazayı sanıp gecikilecek diye yazar.
Karşıdaki adam devam eder, “ben yaptım”.
Kadın kalakalır.
Yaşam için alınan nefesin bir anlık olduğu gerçeği o telefonla yüzüne şak diye çarpar.
Önce sevdiğinin canını, sonra da diğerlerininkini düşünür.
Sevdiği, bugün, alınan haber ve sonrasında gelen kaza haberi, şerit ilerliyordur.
‘Niye?’ derken, susar ve şükreder.
Onun ve diğerlerinin canı için şükreder.
Gitmek ister ama adam bekle der.
Adamın dediğini yapar ve bekler, nasıllarla beraber uzun geçeceğini düşündüğü bekleyiş başlar...
***
Bekleme biter.
Sevdiği gelir.
İyidir.
Her gün akşam geldiği gibi gelir. Ama bu geliş tüm gelişlerden daha kıymetlidir...
Kadın koskocaman bir şükürle sevdiğine sımsıkı sarılır...

26 Mar 2017

Tersine Sarılmak

Zaman zaman düşsek de, kalkabilmeyi bilmek önemli.
Bunun için tersine sarılmayı deneyeceğiz veya tersine sarılmaya devam edeceğiz...
Mutsuz olduğumuzda mutlu anlarımıza,
üzüntülü olduğumuz anlarda güzel anlarımıza,
yanlışı gördüğümüzde, hayatımızdaki doğrulara,
bulutlu günlerde güneşli günlere,
gün batımlarında güneşin yarın yine doğacağını bilmeye,
vs.
sarılabilmek... 
Zaman zaman deniyoruzdur büyük ihtimal ama hayatın her anında bunu düşünmek, yani, yaşamımızın bir parçası haline getirmek zaman alacak olabilir. O zaman hemen başlayalım...

25 Mar 2017

Kitap Ayracı

Epey zaman olmuştu Up filmi ile tanışıklığımız. Filme bayılmıştım. Izlemediyseniz kesinlikle tavsiye ederim, izlemelisiniz.
Burada, onun kitap ayracını (Kitapsan) bulunca bir çift edinmek istedim :).
Bol öğrenmeli, bol düşünmeli, bol eğlenceli okumalarımız olsun.

24 Mar 2017

Nahoş Misafir

Bahar temizliği sırasında balkona düşen nahoş misafir.
Düşen dediğime bakmayın, gayet uçan bir canlıydı.
Ayrıca, bu temizliği sabote eden ve benim fotoğraflayabildiğim ikinci misafirdi.
Evet, onlar da bir canlı ve doğanın bir parçaları, kabul, ama uçan ya da yürüyen ya da sürünen böcekcikler :) balkonu, evi ziyaret etmese de olur sanki.

23 Mar 2017

Köpüklü Deniz

Güneşli, pırıl pırıl, rüzgarlı, serinimsi bir hava...

Bindiğim vapur denizin üstünde bir o yana bir bu yana sallanarak yıllar önce İstanbul'da bindiğim motorları anımsattı bana.
Ve, bence peliler (pelikanlar) rüzgar sevmiyor. 

22 Mar 2017

Ekim Zamanı Açıldı

[İlk deneyim; Maydonoz ve dereotu ekimi]
Haftasonu, bu bahar-yaz balkonda yetiştirmeyi düşündüğüm sebzeler için saksı alışverişi yaptık. Birkaç market gezimi sonrasında bulabildiğim maydonoz tohumum ve hemen bulabildiğim dereotu tohumumla yaşanan ilk deneyimim.
İnternetten izlediğim videolar ve okuduğum yazılar sonrasında tohumları ektim. Bakalım, sonuçları göreceğiz. Tohumlarım çıkarsa ekme sürecini de paylaşırım.
Şimdi heyecanlı bekleme süreci...

20 Mar 2017

Gelinciklerle Gelen Bahar

Mart ayında gelincik görebilmek...
Tarifi mümkünsüz keyif...
Biraz şüphe duysak da yakındakilerden biraz daha net anlaşılabiliyor. 

19 Mar 2017

Zeytin Sefası

Haftaiçi Bostanlı Pazarı'na gittiğimden ve oradan zeytin aldığımdan bahsetmiştim.
İşte, kendilerinin haftasonu kahvaltısındaki halleri: Az zeytinyağı, kişniş, pulbiber ve kekik.
İlk heyecan geçince, tuz oranlarını markettekilerden daha iyi ama yine biraz tuzlu buldum :(.
***
Enginar kalbi, daha doğrusu enginar arayışım olumsuz sonuçlandı ve pazardan enginar yerine bakla ve taze patatesle geri döndüm :(.

18 Mar 2017

Çanakkale Zaferi

Çanakkale, 2012
Nasıl'ı bilerek, unutmayarak, hep hatırlayarak...
Saygıyla...

17 Mar 2017

Okumak

Yıllar önce İstanbul'daki bir kitapçının verdiği (diye sanıyorum) kitap ayracım, gözüm gibi bakıyorum kaybolmasın diye, çok seviyorum.
Sabah, okuduğumla güç buldum, umut doldum.
İyilik üzerineydi ve iyi geldi.
Peki niçin okuruz?
Öğrenmek için,
Bilinçlenmek için,
Rahatlamak için,
Başka'yı tanımak için,
Hatırlamak için,
Unutmamak için,
Güç bulmak için
Okuyalım...
Okuduklarımızı paylaşmasını da bilelim, saklamayı da....
Hazır haftasonu gelmişken, hadi bu haftasonu kitap alışverişine çıkalım, kendimize ve sevdiklerimize kitap alalım. Ve bu haftasonu başlayalım okumaya...
İyi okumalar...
***
Not: Birkaç ay önce alelacele uğradığım Ankara'daki Dost Kitabevi beni büyüledi. Ankara'da yaşarken her Kızılay'a gittiğimde, genelde, Dost'a uğrardım. En çok kitabı hep orada bulurdum. O zaman da severdim. Ama, son hali beni büyüledi. Gidip görmediyseniz mutlaka gidin görün ve büyülenin.  Bir daha Ankara'ya geldiğimde yarım günümü Dost'a ayıracağıma çok eminim. 

16 Mar 2017

Orkide Bakımı - 2

Zamanında kesilmemiş bir dalın aynı dal üzerinden yeni dal verme çabası. Dalı kesecekken yeni dal çıkardığını gördüğümden hiç kesmemiştim.
Orkide bakımı ile ilgili ilk yazımı okumadıysanız bu kaydı okumadan önce ilkini (buradan) okumanızı tavsiye ederim.
Bunun da, emin olmamakla beraber yeterli ışık alamadığından böyle olduğu kanaatindeyim.
İlk kayıtta, orkide bitkisi hangi tip saksıda ve hangi ışıkta yetiştirilmeli ve nasıl sulanmalı konularından bahsetmiştim. Bu yazıda ise, orkide çiçek açtıktan sonra ne yapılmalı, ondan bahsedeceğim.
Geç kesilen dal, tarçınlı uç, geç kalındığından yine o daldan yeni dal çıkartma çabası
Orkideniz çiçek açtıktan uzun bir süre sonra çiçekleri yavaş yavaş dökülmeye başlar. Tüm çiçekler döküldükten ve çiçeklerin çıktığı dal da yavaş yavaş kurumaya başladıktan sonra gecikmeden  dalı kesmeliyiz. Dalı nereden kesmeliyiz? Bunun için göz kavramına değinmek lazım. Dalın üstünde dört parmak aralığı gibi bir aralıkta çıkıntılar görürüz. Dalı kesebilmek için dalın en aşağısından (köke yakın kısımdan yani) yukarıya doğru üç göz saymalıyız. Üçüncü gözün bir iki parmak üstünden kesebiliriz. Kestiğimiz makasın temiz olmasına özen göstermeliyiz. Ve kestikten sonra dalın bitkide kalan ucuna tarçın sürmeliyiz.  [Kaynak; Orkide Bakımı ]
Orkidelerim çiçeklendikten sonra bu süreci takip ediyordum hep. Bu sefer, orkidelerim çiçeklerini döktükten sonra onların dallarını kesmek için epey geciktim. Onlar da, yeni dal çıkarmaktansa eski dallardan yeni dallar çıkardılar ve ortaya fotoğraflardaki gibi görüntüler çıktı. Bu süreçte, aldıkları ışığın da biraz az olduğunu düşünerek yerlerini değiştirdim. Yeni yerlerinde durumları iyi bence. Şimdi bir kısmı çiçekte, bir kısmı da tomurcukta. Hepsi açtığında buradan fotoğraflarını paylaşacağım.
***
Bu arada, ben orkideleri yaşatmaya, çiçeklendirmeye çalışırken netten epey araştırma yapmıştım. Bu süreçte, en beğendiğim ve faydalandığım site, Orkide Bakımı adlı site olmuştu, incelemek isterseniz ismindeki linkten sayfaya erişebilirsiniz. Ayrıca, yukarıda bahsettiğim süreç de bu siteden edindiğim bilgilerle tecrübelerimin sonucudur.
Bol çiçekli orkidelerinizle uzun yıllar beraber olabilmeniz dileğiyle :).