20 Kas 2017

Enkaz

2011, Ankara
Günler yaklaşırken
güzelliklerdi hayal ettikleri
günler geçtikçe 
yeni enkazlardı geride bıraktıkları...

13 Kas 2017

Yorgun

Abant, Bolu, 2009
Zaman çabucacık mı aksa, dursa mı?
Burası burada mı kalsa, yoksa başka buralar mı bulsak?
Koşup birine mi yalnızlığımıza mı sarılsak?
Hayat, 'çok yordun kendini biraz dinlen' mi, 'hadi, kalk ayağa, devam et' mi dese?

10 Kas 2017

10 Kasım Atatürk'ü Anma

Daha büyük özlemle, daha büyük minnetle, daha büyük saygıyla, daha büyük sevgiyle bağlandığımız ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'e en derin saygılarımızla...

4 Kas 2017

Haydi Saglik Kontrolune, 2017, Kasim

Su an bu kayda en cok yakisan yerdeyim. Hayat ne garip...
Sizler saglik kontrollerinizi ihmal etmeyin ve yeni haftanin planlarina rutin kontrollerinize ya da sikayetlerinize dayali saglik radevularinizi planlayin simdiden.

3 Kas 2017

Zor Bir Gunun Ardindan

Yaklasik bes ay sonra;
Ayni mekan, ayni kisiler.
Ayni bekleyis.
Gecenkine zor mu demistim?
Bu daha zormus.
Zoru yasadim dun.
Niye?
Sartlar esit degildi de ondan.
Zayiftik da ondan.
Risk vardi da ondan.
Bilerek bekleyenler coktu da ondan.
Sebebi  her neyse yordu, beni de onu da.

1 Kas 2017

Paylaşmaya Devam Edin

Dikmen Vadisi, Ankara; Nisan, 2016
Paylaşınca artar ya tüm güzellikler, iyiler, sevgiler, umutlar, sevinçler, başarılar...
Ve paylaşınca azalır ya tüm kötüler, sıkıntılar, üzüntüler...
O yüzden paylaşalım hayatı...
Ben bir gidip geleceğim...
Ama siz paylaşmaya devam edin.
Paylaştıkça kötüler gitsin, yerine güzellikler gelsin...
Siz paylaşmaya devam edin ki, bana da o güzellikler gelsin...
Ve belki de, şimdi tam zamanıdır...
Sevgiyle...

31 Eki 2017

2016'dan Bir Kelebek

Kasım 2016, İzmir
2017 kelebek yılıyken 2016'da kelebekler yok muydu?
Vardı tabii ki de...

30 Eki 2017

Güneş Alçalmaktaydı

Güneş, o gün de üstüne düşeni yapmış gibi gururla veda ediyordu.
Alçalmaktaydı, 'Yarın görüşmek üzere' demeyi ihmal etmeden :) ...

29 Eki 2017

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı

Alsancak, İzmir, Ekim, 2017
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'mız kutlu olsun.
Saygıyla...

28 Eki 2017

Dün

Tamam, kabul, ben de özlemiştim, ama böyle de olmaz ki canım...
Sen, 'özledim, gel...' desen de, gelirdim ben.
Neyse, yine geldim.

27 Eki 2017

Ege'den İç Anadolu'ya, İç Anadolu'dan Ege'ye - 2

Meraktaydık, merak sonlandı. (Ne merakı bu, derseniz, ilişkili kaydı buradan okuyabilirsiniz.)
Beyaz açtı efenim...
Balkonumdaki ilk beyazım oldu.
Ve hoşgeldi aramıza...

26 Eki 2017

Teselli

Biraz sanış,
biraz bekleyiş, 
biraz anlayıştı onun için...
Ama hep 'keşke' oldu...
O keşkelerden biri de sarılış olsaydı, keşke...

25 Eki 2017

Bencillik

Birine göre 'İçinde ben olmak',
diğerine göre 'İçinde ben olmamak'.
Aslında bu kadar basitti...
Ve  hayat paylaşmaktı ya,
onlar da paylaşmışlardı özneyi hayat sanarak...

24 Eki 2017

Eğlence Kafası

Mirket, Doğal Yaşam Parkı, İzmir, Eylül, 2017.
Eğlenceli bir kayıt değildir, eğlenmek için uğradıysanız ivedilikle başka bloglara yönleniniz :)).
***
Böyle başlayalım bu sefer değişik olsun, değişiklik iyidir.
Nedir bu toplumdaki eğlence kafası?
Bu hayat sadece gülmekten ibaret değil benim bildiğim.
Sıkıntıları, stresleri filan geçtim de mesela çalışmak var bu hayatta.
Çalışırken eğlenmek ana amaç mıdır sizce? Mesela, bir bilim adamı bir keşifte bulunurken sizce hep eğleniyor mudur? Elbette yaptığı keşif ve o süreç onu tatmin ediyordur, mutludur, ama onca makalenin arasında kaybolurken herhalde günümüz manasında eğlenmiyordur.
Ya da bir cerrah, işinin gereği bir ameliyat yaparken eğlenmez sanırım.
Ya da bir avukat suçlu görünümündeki bir insanı savunurken eğlenmiyordur bence.
Yani hayatın her aşamasında eğlenmeyi hedeflemek bence yaşamı hafife almak, ve hayallerimizi de gücümüzü de hafife almak demek.
Zoru seçmek, zoru yaparken tatmin olmak, mutlu olmak başka şey. Ama her durumda her an eğlenme beklentisi içinde olmak bence yanlış.
Ve gençleri hep bir tarafa, daha basite, daha kolaya yönlendirmek gibi.
Geçenlerde bir haberde okumuştum, cerrah sayısı gitgide azalıyormuş ülkemizde. Bu ciddi bir tehlike. Niye peki? Herhalde gençler eğlenecekleri ve daha kolay para kazanabilecekleri, bir de çok para kazanabilecekleri mesleklere yöneliyorlar. Bu da genelde dijital dünya oluyor.
Gençlerin kendi güçlerinin farkında, eğlencenin kararında hayallerinin peşinden gitmesi gerekiyor bence.
***
Başka bir boyutu daha var bu eğlence kafasının.
Artık arkadaşlıklar, dostluklar, evlilikler, akrabalık ilişkileri hepsi bu eğlence kafasında. İnsanlar sorunlardan, olumsuzlardan kaçıyor. Hayata pozitif bakmak önemli, olumlu düşünmek önemli. Ama hayatta kötü de var, kötüyü yaşayan aile üyelerimiz, arkadaşlarımız, sevgilimiz, eşimiz, çoçuklarımız, hâttâ bazen hiç tanımadığımız insanlar da var. Hayatta hep mutluluk, hep olumluluk, hep pozitiflik aramalıyız diye düşünerek onlardan kaçmak bencillik değil mi? Olur ya, bazen psikolojiniz sıkıntı kaldıramaz, siz iyi değilsinizdir ki karşınızdaki insanın kötüsünü kaldıramazsanız. Tamam, o zamanlar uzak durun. Ama her zaman olmaz bu. Çevremizde bize ihtiyacı olan insanlar varken kendimizi kenara çekmek bencillik bence.
***
Ben sıkıldım insanların her yerde her zaman eğlence peşinde koşmasından. Mutlu olmak, pozitif olmak başka bir şey ama hep eğlencenin peşinden koşmak içinde hep'leri barındırdığından hatalı, bence. Hayatın her ortamında her duyguyu yaşamak lazım. Ve gençlerin HER ortamda HEP eğlence peşinden koşması bana tehlikeli gibi geliyor.
Sonu çok ciddi oldu ya, bu kısmı daha eğlenceli yazabilseydim iyiydi ya, neyse :))).

23 Eki 2017

2017 Yılı Kelebek Yılı Olsun mu?

Balkon misafiri ve misafir olunca da' hadi dön çoçuğum' diyemiyorsunuz haliyle :)).
Bu yaz ne güzel kelebekler vardı etrafta di mi?
'Hiç fark etmedim' demezsiniz değil mi?
Demeyin, üzülürüm :).

22 Eki 2017

Ege'den İç Anadolu'ya, İç Anadolu'dan Ege'ye

Yukarıda gördüğünüz rozet çiçeği.
Ege'de her yerde görebileceğiniz bir çiçek kendisi.
Belediyelere ait çiçeklendirme alanlarında da, bahçelerde de görebilirsiniz onu.
Benim evimde de var artık.
Annem onu Datça'dan Ankara'ya getirmiş. 
Kendisi taşın arasından çıkmış, bir nevi kurtarma çabası yani :)).
Ve Ankara'dan da İzmir'e geldi, hem de suyun içinde.
Yaklaşık on günlük bir su macerası sonrasında ben de onu gülümün yanına diktim. 
Gülüm biraz kötü bu aralar, ama rozetim gördüğünüz gibi çok iyi.
Acaba ne renk?
Pek yakında bu merak sonlanacak, bekleyiniz efenim :)...
***
(Haftasonu planlarından kalanlar) Cumartesi günü bakılan üç kitapçıdan hiçbirinde Sıla'nın şiir kitabını bulamamak ve ne zaman geleceğine dair üçünden de farklı cevaplar almak.
Özet olarak, haftaiçi buluşmak üzere...

21 Eki 2017

Mesafe

Özlem...
Merak...
Görmenin yerine duymanın geçmesi...
Beklemek...
Sesin çoşkusuna kapılmak...
Seni sese dökme çabası...
Sabretmek... 

20 Eki 2017

Sardunya Bakımı

Niye Sardunya?
Evimde renkli çiçeklerim olsun isteyip, çiçek yetiştiremediğinizi düşünüyorsanız, sardunya edinip dikin saksılarınıza.
Yaz kış çiçek açar.
Eğer soğuk bir yerde yaşıyorsanız yazın balkonunuza koyup, kışın evdeki bir cam önüne yerleştirmelisiniz.
Eğer ılıman bir yerde yaşıyorsanız, yaz kış balkonunuzda durabilir.
Su için sizi üzmez. 
Bence sardunyanın su gereksinimi için en iyi şey toprağını kontrol etmek. Çiçek yetiştirmeye yeni başlayanlar için bu kuralı uygulamak sardunyada çok kolaydır. Çünkü, sardunya susuz kaldığında ölmez, kolay kolay. Yaprakları sararır, dökülür. O zaman anlayabilirsiniz susuz bıraktığınızı ki, bu epey susuz kalmış demektir. Çok sularsanız da size sinyal gönderir. O zaman da yaprakları devleşir.
Genellemek gerekirse, kışın haftada bir, yazın da (çok olmamak koşulu ile) haftada iki ya da üç kez diyebiliriz. Nemli bir yerde yaşıyorsanız; yazın nemi de göz önüne alarak su vermelisiniz.
Ne ister?
Güneş en sevdiği şeydir. Güneşte çok güzel çiçekler açar. Ama yazın az güneş alan bir yer (sabah ya da akşam güneşini alması) iyi olacaktır.
Havayı da sever. Kışın her ne kadar içeri alsanız ve açsa da yine de açık havada en güzel açar.
Kuru yapraklarının ve çiçeklerinin toplanmasını sever. 
Fazla yaprakta tutmazsanız daha çok çiçek açar. Özellikle irileşen yapraklarını incitmeden ondan ayırmanız hoşuna gidecektir.
Toprağı için net bir şey diyemeyeceğim. Bende hem bahçe toprağında hem de marketten aldığım toprakta yaşayanı var. Aralarındaki fark, marketten alınanda torf olduğundan bu toprak su tutuyor. Bu sebeple, market toprağındakileri daha seyrek ya da daha az suluyorum.
Tatil zamanı ne yapmalı?
Eğer üç-dört günlük bir ayrılık söz konusu ise gitmeden sulayın. Güneş almasını sağlayın, mevsime göre. 
Eğer daha uzun bir tatil planınız varsa, ya bir leğenin içine biraz su koyup saksıyı bu leğenin içine oturtun. Ya da pet şişe yöntemini deneyin. Bu yöntemde, yarım litre pet şişenin içine su doldurun. Sonra (ağzı açık olması sebebi ile) ağzını hızlıca saksının toprağına ters çevrili bir şekilde gömün. Bu yöntemi yapmadan önce çiçeğinizi suladığınızdan su gereksinimi de pek olmayacak ve  ilk başta su çekmeyecek ya da çok çekmeyecek. Ama, sizin olmadığınız zamanlarda su gereksinimi olduğunda bu sudan az az çekecek. Saksınızın büyüklüğüne göre pet şişe miktarını iki ya da üç yapabilirsiniz, saksının farklı yerlerine koymak koşuluyla.
Sakız Sardunyası
Yukarıda gördüğünüz sakız sardunyası. Yaprakları normal sardunyaya göre daha kalındır ve kendisi de yayılma eğilimindedir, aşağıya doğru dal atar. Bu yüzden, sakız sardunyasını rahatlıkla sarkabileceği bir yere dikmeniz onu mutlu edecek, size de görsel şölen sunacaktır.
Sakız sardunyasına biraz daha özenli davranmak lazım. Normal sardunyalar hata kabul ederken, sakız sardunyası kırılgandır, bilginiz olsun. Onu üzerseniz, o da sizi üzer :)).
Çiçek yetiştirmek istiyorsanız, evim renklensin diyorsanız sardunyayla başlamak en güzeli bence. Biraz tecrübe ettikçe de sakız sardunyasına geçebilirsiniz.
***
Çiçekler ve çiçek bakımına dair yazılar ilginizi çekiyorsa yan taraftan Yeni Seriler başlığı altından Çiçekler ve Çiçek Bakımı etiketinden diğer yazılarıma ulaşabilirsiniz.

19 Eki 2017

Zor Sevdiğimden, Sıla

Şu an dillerde...
Ara ara unutulan şarkılar vardır ya...
Ya da bazen farkına varılamayan...
Ya da geç farkına varılan...
Öyle bir şarkı, Sıla'dan Zor Sevdiğimden...
"İyi günde burdasın dar günde yoksun neden" (Hep eğlenen, eğlenilmeyen ortamlarda bulunmak istemeyen insanlara ithâfen...)
......
"Güler ömür ağlar ömür
farkında olmayız geçer ömür"(Geçen zamana ithâfen)
***
Bu eğlenme işini kafaya çok taktım bu aralar, yakında bir kayıt gelir benden söylemesi :)).
***
Neyse, bu kayda dönecek olursak Sıla'nın bilmediğiniz şarkılarını yeniden ve yeniden dinleyin bence. Ya da konserine gidin, o size hatırlatır orada:)).
***
Veee, Sıla demişken haftasonunu da planladım.
Haftasonu bir kitapçıya gidilecek ve 'Anlatsam Geçer mi?' edinilecek.
Tanışmadıysanız henüz, Anlatsam Geçer mi? Sıla Gençoğlu'nun ilk şiir kitabı.
Şarkı sözlerine o kadar takılan ben, umarım, bu kitabı elimden düşürmeyeceğim.
Ne yapalım o zaman?
Önce kitabı edinelim, sonra okumaya başlayalım, sonra da yorumlarımızı paylaşalım.
Kendi kitabımmış gibi heyecanlıyım şu an :), kim bilir kendisi ne kadar heyecanlıdır.
Şimdiden kalemine, emeğine sağlık diyelim.

18 Eki 2017

Cam Tezgahından Çıkan İlk Tesadüfi Çalışmalar

Amatör olarak başladığınız tüm yolculuklarda bazen tesadüfi bir şekilde ilginç deneyimler yaşayabilirsiniz.
Yavaşlığım sonucunda ortaya çıkmış tesadüfi çalışmalarım:
Beyazın arkası düz, bir yere yapıştırılabilir cinsten (hafif bir çıkıntısı var, onu yok ettikten sonra tabii).
Yeşil ise kendi kendine delik bile oluşturdu, istesem böyle bir şey yapamazdım.
Bence bu işin en güzel tarafı gelişim. Nereden nereye geldiğinizi fotoğraflamak. Bu nedenle ben, yaptığım her boncuğu fotoğraflıyorum ya grupça ya da tek. Tabii, tek olanlar genelde en güzelleri oluyor :)).

17 Eki 2017

Pembe ve Sevgi

Hoşgeldin Pazartesi dediğim dünün sabahından...
Sevgi ne kocaman, ne büyük, ne saygı duyulası, ne hayran olunası, ne büyük güç...

16 Eki 2017

Hoşgeldin Pazartesi

Aradaki yürüyüş yolunu saymazsak; 'Bir gün güvercinimiz ve güvercin arkadaşları Kaş'a tatile giderler. Kaş'ta villa kiralamaya karar verirler. İnternet fenomeni bu güvercinimiz hemen havuza girer ve deniz manzaralı havuz fotoğrafını çektirir. Fotoğrafı hemen paylaşır. Fotoğraf çok beğenilir ve yüzbinlerce like alır.' (İnternet Fenomeni Güvercin isimli çalışmam, Ekim, 2017, Bostanlı Sahili)
Pazartesiyi bu güvercin gibi karşılayalım;
hoşgeldin pazartesi diyelim,
böyle dimdik, 
ne beklediğini bilen, 
pazartesi sendromundan uzak :))...

15 Eki 2017

Çok Renkli Balık Salatası

Renkleri ve renklendirmeyi seviyorsanız, balığın yanına iyi giden süper salatamız için malzemelerimiz;
(YEŞİL) Marul, roka, dereotu, salatalık,
(TURUNCU) havuç,
(KIRMIZI) kırmızı biber,  nar
(MOR) mor soğan, 
kapari (turşusu), 
sumak, tohum kişniş, kuru nane.
***
Afiyetle renklensin yemeğiniz :)).
***
Bugün 15 Ekim Dünya Meme Sağlığı günü. Tüm kadınlarımızın bu konuda farkındalıklarının arttığı, bilinçlendiği, çevresindeki insanların, özelikle eşlerin, bu konuda kendilerine destek verdiği, kadınlarımızın erken teşhisle bu rahatsızlığı en erken evresinde tespit ettiği, bilimin bu ve benzer rahatsızlıkları kısa zaman içinde yok edeceğine olan inancımla geçireceğimiz 15 Ekim'lere...
 Farkında olun, muayene edin, muayene olun...
Kendinize değer verin, renkleri ve yaşamı sevin :).

14 Eki 2017

Yaşam Dokunuşlarım, Kitap Notları Defterlerim

Siz de benim gibi kitap ne kadar etkileyici olsa da unutanlardan mısınız?
Ben çocukken ya da ilk gençlik yıllarında bunu çok kafaya takıyordum. Artık kabullendim, unutuyorum :) .
Peki, ben kitapları nasıl okurum?
Ben kitapları bir kurşun kalemle beraber okurum. Okurken beni etkileyen sözlerin başını ve sonunu kuşunkalemle işaretleyip, o sözün bulunduğu sayfanın numarasını ilk sayfaya not ederim. Kitap bitince bir not defterine bunların her birini not ederim. Kitaptaki notlarımı ise temizlerim. Daha sonra, kitap benim için özel bir kitapsa kitaplığım için ayırırım (İleride salonun bir duvarını boydan boya kitaplık yapma hayalim var, tabii yarım duvar benim olacak :) ). Böyle değilse, paylaşmak üzere ayırırım.
Kitaplardan not alma alışkanlığım epey eskiye dayanıyor, üniversite yıllarından olabilir ya da lise, çok emin değilim. Dolayısıyla, epey bir not defterim oldu. Zaman zaman bu defterleri okumak ve hatırlamak güzel ve etkileyici oluyor.
Blog başladıktan sonra da bunların bazıları bloğa da eklenir oldu, bilenler bilir :).
Okuyup unutanlardansanız, saklamayı sevenlerdenseniz, hatırlayınca mutlu olup, güç bulanlardansanız kitap notları defterleri yapmanızı tavsiye ederim.
***
Yaşam Dokunuşlarım serisinin ikinci  yazısı bu. Yaşam Dokunuşlarımın ne olduğunu merak ederseniz burayı, diğer yazıları okumak isterseniz de yandan Yeni Seriler başlığı altında Yaşam Dokunuşlarım etiketi altından önceki yazılarımı okuyabilirsiniz.
Yaşama çokça dokunabilmek dileğiyle :)...

13 Eki 2017

Doğumgünü, Deniz, Güneş ve Pelikan

Hoşgeldin...
Seni buraya çağırdım ve geldin...
Sen niye çağırdığımı biliyorsun, ben de senin buradaki yazıyı okuduktan sonraki halini.
Bırakır mıyım, yok öyle...
Refakatçilik ciddi bir müessesedir.
Yaş farkı tanımaz.
Zamanı hep kaldığı yerden sayar.
Kilometreleri hiç sevmez.
Hadi başlayalım...
***
Mevsim sonbahar olsa da, yazın son demleri gibi hava...
Sıcak...
Deniz pırıl pırıl...
Kızımız yine böyle bir günde dostlarına uğradı.
Merhabalaştılar.
Kız her zamanki günlerden daha heyecanlı ve cıvıl cıvıldı. Dostları bu halini fark ettiler. Ama onlardan önce kızımız konuşmaya başladı, "Bugün benim doğumgünüm". Deniz koca bir çırpınışla "iyi ki doğdun" dedi. Güneş de "nice mutlu senelere" diye ekledi.
Kız bugün için bu kadar heyecanlıyken denizin aklına bir soru geldi: "Doğumgünü nedir senin için?" diye ona sordu.
Kız, biraz durdu ve sonra konuşmaya başladı.
"Eskiden beni bu kadar heyecanlandırmazdı bugün aslında. Ama yaş aldıkça ifade ettikleri değişiyor" dedi ve ekledi:
"Öncelikle nefes, yani yaşam, yaşadığımı, alabildiğim nefesi ve bu nefesin değerini hatırlatan bir gün.
Sonra tecrübe. Geçmişte yaşanan her güne duyulan büyük bir şükranla geçmişi hatırlama ve geleceğe gülümseme günü bugün.
Hayattan yepyeni öğrendiklerimin olacağı yeni bir yaşın armağanı bugün.
Kendime yeni mutlulukların, umutların, sevgilerin, hayallerin, başarıların anahtarını hediye edeceğim bir gün bugün."
Deniz şaşırmıştı kızın cevabından. Güneş de aynı şaşkınlıkla kızı izliyordu.
Evet, onlar pelikan. Gagaları sağ tarafta.
Tam bu esnada, ona çok yakın bir mesafede havada uçan o kocaman kanatlı sevdiği dev kuşu gördü kız. Gözlerini kapadı, pelikanın işaretini almıştı ve doğumgünü dileğini diledi o an.
Öyle ya, hayatın ona sunduğu deniz ve güneş ikilisiyle hazırlanan pastası mumsuz kalamazdı.
Kız dostlarının da hatırlarını sormayı unutmadan yine o cıvıl cıvıl haliyle veda etti onlara. Kendisi için bir doğumgünü sürprizi hazırlamıştı, bunun için vapuru kaçırmaması gerekiyordu. Onlara veda etti ve en kısa zamanda yine geleceğini de ekledi. Sonra koşa koşa vapura yetişti.
Kız gittikten sonra güneş denize, "Hayatı güzel yaşamanın peşinde küçücük bir kalp..." dedi.
Denizse "Küçücük bedenine sığdırabildiği kocaman bir kalbi var." dedi.
Kızın dostları üzerinde yarattığı etki gün boyu sürdü.
Deniz o gün bir başka mavi oldu, güneş de başka parladı.
Ve az sayıdaki insan paylaşımla çoğalan bu iki güzelliği fark edebildi.
***
Nice senelere, beraberce, hep gülerek, hep sevgiyle, hem de en devinden hep:))).
***
Ve bugün Ankara'mızın başkent oluşunun 94. yıldönümü, kutlu olsun hepimize.

12 Eki 2017

Nihayet

Hasret bitti...
Kavuştuk...
Hem onunla hem İzmir'de hem açık havada...
Daha ne olsun...
Şahaneydi...
İyi geldi...
Avazı yaşadığım ilk konserim oldu :).
Öncelikle Sıla ve orkestradaki arkadaşları olmak üzere emeği geçen herkese çok teşekkürler, sesinize, elinize sağlık, emeğinize sağlık...
***
(Konser öncesi) İstek Listem;
Reverans
Engerek
Günaydın Sevgilim
Hediye
Cam
(Konser Sonrası) Dinlediklerim;
Hediye dışındaki hepsi :)
***
Bu konser ilk İzmir konserim olduğundan ve konser sırasında çok şaşırdığım birkaç detay yakaladığımdan Ankara ve İzmir konserleri karşılaştırması da yapmam gerekecek yakında, sanırım:)).

11 Eki 2017

Cam Tezgahından İlk Çıkanlar

Cam tezgahını kurduktan sonra ilginç deneyimlerim de oldu.
Tezgahı kurduktan sonra hevesle ateşi yakmak için çakmağı çaktım. Her çakışımda korkutucu yükseklikte çat çat sesleri duydum ve haliyle ürktüm epeyce. Hocamdan öğrendiğim kadarıyla, ortamda yeteri kadar oksijen olmadığında bunu yaparmış. Çözüm, konsantratörü çalışmaya başlamadan bir on dakika filan önceden açmakmış.
Bunu halletmiştim. Ama ilk boncuklarım yukarıda gördüğünüz gibi yanık gibi oldu. Bunun da bir sebebi varmış. Oksijenim azmış bu sefer de. Neyse bunu da çözdük.
***
Daha önceki kayıtta da bahsettiğim gibi cam boncuk vs. yapım işine girmek isterseniz mutlaka işin ehli hocalardan dersler almalısınız öncelikle.
Camla ilgili önceki kayıtlarıma yan taraftaki Yeni Seriler başlığı altından Cam Sanatı etiketinden ulaşabilirsiniz.
***
Artık çalışma zamanı...

10 Eki 2017

Bir

Hayallerine sığınmak...
Kötüleri unutmak...
Alınan dersleri hatırlamak...
İyinin enerjisine, iyiyle devam ederek, inanmak...
Umut etmeye devam etmek...
Alışmaya daha çok alışmak...
Özetle, seni sevmeye devam edeceğim :)).

9 Eki 2017

Uzaktan Bakmak

İçindeyken fark edemediğimiz nicesine dışarıdan bakınca 'nasıl' lı sorular sorabilmek...
Belki de düşünmeden atılabilmenin faydası budur.
Hesapsız kitapsız tüm enerjini verebilmek...
Uzaktan bakınca yapıvermiş, oluvermiş, bitivermiş vs. li her cümlenin arkasındaki bir dolu sıkıntı ve koca bir emek...
Uzaktan ne kadar kolay, basit, yakından ne kadar zor ve meşakketli...

8 Eki 2017

Uzun Beyaz Bulut Gelibolu, Buket Uzuner

Bu kitap, kitapçılarda gezinirken adı sebebiyle ilgimi çekti ve bu sebeple kendisiyle birkaç kez kesiştik :). Sonunda dayanamayıp aldım. (Niye sonunda? Evdeki okunacak kitaplar azalmadan yeni kitap almıyorum da ondan. Hâttâ her okunan bir kitap için yeni bir kitap alabilirim diye bir şartım da var :)). ) 
Kitabı elime aldıktan bir süre sonra çok kalın başka bir kitaba başlayıp onu okuyup bitirmiş olmama rağmen bu kitabı çok hızlı okuduğumu düşünmüyorum. (bir özeleştiri)
Kitapta Çanakkale savaşı sırasındaki askerlerin içinde bulunduğu durum çok etkileyici bir şekilde anlatılmış, savaşın garip yüzü.
Kitabın ortalarındaki mektuplar kısmı çok gerekli olsa da benim severek okuduğum kısımlar olmadı.
Yazarın Gelibolu'yu anlattığı bölümler çok hoşuma gitti. Hele bir bölüm var ki:
"Çevremizdeki bütün kaos ve huzursuzluğa inat burada dağ taş kırmızı gelinciklerle dolu. Çadırımızın içi ve dışı, parlak kırmızı rengiyle yaşamın güzelliğini ve çoktan unuttuğumuz aşkı bize hatırlatan gelinciklerden halılarla döşenmiş durumda. Sizin için bir tane kurutup, bu mektubun arasında yollayacağım. Ama sakın kuruyunca oluşan bordo renge aldanmayın, o renk ölü gelinciğin rengi. Siz onu burada, Gelibolu'da yaşarken görmelisiniz. Burada kendi topraklarında, yeşil çimenler üzerinde parlak kan damlası renginde pırıl pırıl yaşarken. Gelibolu gelincikleri güzellikleriyle içimi acıtarak sevindiriyor beni." (s. 103)
Gelincik çiçeğiyle henüz karşılaşmadıysanız onu aramaya çıkın, ilkbaharda. Nereye mi? Doğaya tabii ki. Betonların arasından çıktığınız ilk arazide kıpkırmızı renkleriyle bir gelincik öbeği ile karşılaşmanız çok mümkün. Yazar da ne güzel anlatmış, savaşın ortasında dahi insanın fark edebileceği güzelliklerini. Tabii ki de bu bölüm notlarımın arasında kalacak. Başka birkaç notum daha var, onları da ekledim defterime.
Kitabın sonu benim beklediğimden değişik bitti, bana eksik kaldı gibi geldi.
Kitapta yaşlı figürü yine çok güzel anlatılmış. Ben Buket Uzuner'in yaşlı karakterlerini okuduğumda bu karakteri çok iyi canlandırabiliyorum gözümde. Kitap bittikten sonra kitaptaki ayrıntıları hatırlamasam da oradaki yaşlı karakteri çok iyi hatırlıyorum hep.
Öncelikle Buker Uzuner olmak üzere kitapta emeği geçen herkese teşekkürler.
Bu arada, Buket Uzuner'in Su ve Toprak'tan sonra gelecek sıradaki kitabı, (sanırım) Hava'yı, sabırsızlıkla beklediğimi de eklemeliyim. İnşallah yakında çıkar:).
***
Başka neler okudum, neleri sevdim, göz atmak isterseniz yan taraftan Yeni Seriler başlığı altından Okunanlara Dair etiketinden ulaşabilirsiniz.

7 Eki 2017

Yaşam Dokunuşlarım - Puzzle Yapmak

İlk kez ortaokulda puzzle ile tanıştım. Yanlış hatırlamıyorsam 500 parça bir puzzledı. Göl manzarası, içinde ördekler, ve göle uzanan bir kız vardı puzzleda. Bununla başlayan puzzle merakım ve sevdam başka birçok puzzle ile devam etti.  Bazen sıradan 500, 1000, 1500 parça puzzle lar yaptım, bazen karikatür olanlar, bazen de üç boyutlu olanları denedim. Yıllar önce ailecek deneyimlediğimiz üç boyutlu bir Tac Mahal denememiz oldu ki dillere destan :). O nedenle bir üç boyutlu puzzle daha denemek ve başarmak istiyorum.
Niye puzzle yapıyorum?
Öncelikle merak, sonra keşif, sonra yaratma, sonra da tasarım için yapıyorum.
Ayrılmış puzzle parçalarını gördüğümde aklımdaki tek şey bir an önce onları birleştirmek. Birleştirdiğimde çıkacak resim hep belli olsa da benim içimde o resime dair hep bir merak oluyor.
Onun dışında bazen parçalar eksik, ya da bu parça yok gibi düşüncelerle puzzle içinde kaybolmaya başlıyorum. Sonra o eksik, ya da kayıp :) parçanın ortaya çıkışını izlemek ve 'hadi ya bu o muymuş?:))' demek hoşuma gidiyor.
Başka bir sebep, başarının somut bir örneği puzzle. Emek veriyorsunuz, çabalıyorsunuz, zaman harcıyorsunuz, bittiğinde başarmış ve siz yapmış oluyorsunuz.
Son yıllarda bir sebebim de evin duvarlarını süslemek. O yüzden asmak istediğim puzzle'ları yapıyorum.

Nasıl asıyorum onları?   
Bir süredir puzzle'ları yapıştırmaya başladım. Yapılan puzzle'ları çerçeveletmeyi sevmiyorum. O zaman evin içinde koca koca çerçeveler oluyor. Ev tasarımında bu yapıyı sevmiyorum.
Ben kırtasiyeden fotoblok alıyorum. Fotoblok çok kalın bir mukavva. Puzzle'ları foto blok üstüne alıp puzzle yapıştırıcısı (puzzle yapıştırıcıları ile ilgili yazdığım yazıyı buradan okuyabilirsiniz) ile yapıştırıyorum. Sonra da fazla kısımlarını maket bıçağı  ile kesiyorum.
Fotoblokları da duvara yapı marketlerde satılan izbırakmaz yapışkan bantlarla beraber satılan plastik askılardan yardım alarak asıyorum. Bu plastik askıların şeffafı şık duruyor.
Bu mantıkla evde (şimdilik) on üç tane yapılmış puzzle'ım varmış, ilk kez saydım :)). Evin koridorunu bu puzzle'larla süslemek iyi fikir bence. Evinizde merdiveniniz varsa, merdivenin olduğu duvarlar da olur.
En güzellerinin ışık açısından en kötü yere denk gelmesi :((
Niye puzzle yapın?
Renkleri seviyorsanız,
yaratmayı, keşfetmeyi, merak etmeyi seviyorsanız,
kafanızı meşgul etmek, andan kopmak istiyorsanız,
evinizi kendi zevklerinizle ve bir anlamda kendi eserlerinizle süslemek istiyorsanız,
sabretmeyi ve başarmayı öğrenmek istiyorsanız
puzzle yapmayı deneyebilirsiniz.
Özellikle ev süslemek için güzel görselleri olan puzzle ararsanız Arkadaş Kitabevi'nde satılan Heye Puzzle markasınınkilere bakabilirsiniz.
***
Yaşam Dokunuşlarım serisinin ikinci  yazısı bu. Yaşam Dokunuşlarımın ne olduğunu merak ederseniz burayı, diğer yazıları okumak isterseniz de yandan Yeni Seriler başlığı altında Yaşam Dokunuşlarım etiketi altından önceki yazılarımı okuyabilirsiniz.
Yaşama çokça dokunabilmek dileğiyle :)...

6 Eki 2017

Mini Cam Atölyem

Konsantratörüm ve tüp
Kurs sırasında aldığım malzemeler benim tüm ihtiyaçlarımı karşılıyor şimdilik. Temel olarak kullandıklarımı aşağıda ve yukarıda fotoğraflamışım. Bunun dışında birkaç malzeme daha var. Henüz onları kullanmadığımdan fotoğraflamadım.
Kum, gözlük, ayırıcı toz, maşa, grafit plaka, mandreller
En büyük eksiklik havalandırma. Havalandırma arayışım sürüyor. Amatör bir çalışma ortamı için etkili bir çözüm sunan bir arayış içindeyim, bakalım bulabilecek miyim? Şimdilik masamı kendimce havadar bir yere kurdum ve kısa süreli çalışıyorum, bu şekilde telafi etmeye çalışıyorum ama eksikliğini de yaşıyorum.

Bunun dışında camlarım biraz azaldı tabii ki. 
Başka neye ihtiyaç duyuyorsun derseniz size üç şey söyleyebilirim.
Birincisi, boncuk içi temizleme malzemesi.
İkincisi, azalan boncukları tutmak ve sonuna kadar kullanabilmek için bir alet.
Son olarak da, grafit maşa olabilir.
Kendinizi geliştirdikçe daha çok alet ve malzemeye ihtiyaç duyabilirsiniz ama benimkiler şimdilik bunlar.
Bu arada yukarıda gördüğünüz fotoğraftaki kırmızı saplı elmasları (sağ taraftaki önden ikinci bardak içindeler) ayrıca aldım. Ulus'taki hırdavatçıları gezmiştik, sonunda bulabilmiştik ama bulmak kolay olmamıştı. Fiyatı da 20 liraydı yanlış hatırlamıyorsam.
***
Cam yapımına ilgi duyuyorsanız ve evde kendinize küçük bir atölye kurma isteğiniz varsa, öncelikle bir kursa gidip cam yapımının inceliklerini öğrenmelisiniz. Kurs sırasında, hocanız size camla nasıl çalışmanız gerektiğini anlatacaktır. Bilmeden attığınız bir adım sizi tehlikeye sokabilir. Cam tezgahına hazırlıklı olduğunuzu düşündüğünüz anda onu edinmenizi tavsiye ederim.

5 Eki 2017

Ama

Birileri derdimizi dinlesin isteriz; dert dinlemeyi beceremeyiz ama anlatmak en iyi yaptığımız şeydir.
Aslında negatifizdir kendimiz de, ama karşımızdaki insanlar hep pozitif olsun isteriz, kendimizi görmezden geliriz.
Mutlu yaşamayı ve belki de yaşamayı bilmeyiz, ama karşımızdaki insan hep mutlu kalsın isteriz.
Oysaki, karşımıza çıkan herhangi bir bitki nasıl yaşamamız gerektiğini anlatır bize.
Hiç tek yapraklı, tek çiçekli bir bitki gördünüz mü?

4 Eki 2017

Bodrum Papatyaları

İç Anadolu'nun orta yerinde bile böyle güzelce yaşayabilen Bodrum papatyalarıyla sonbaharın ortalarında fiziksel yorgunluğumu atma ve yükselme çabam...

3 Eki 2017

Haydi Sağlık Kontrolüne, 2017, Ekim

Ekim ayı daha bir sonbahar demektir, daha bir düzen demektir.
Soğuklara yavaş yavaş alışılan aydır.
Daha soğuklar tam başlamamışken, düzenler yeni yeni kurulurken, sağlık kontrollerimizi hatırlayalım ve randevularımızı ayarlayalım.
Rutin kontrollerin, ileride, kendi sağlığımızı koruyacağını unutmayalım.
Haydi...

2 Eki 2017

Hayata Güvenin

Hayatta bazen istediğiniz şeylerin olmadığını görürsünüz.
Ne kadar çabalasanız da uğraşsanız da olmadı mı olmaz bazı şeyler...
Ama eğer her şeyi yaptıysanız içiniz rahattır.
Her durumda içi rahat olanlardan olmak lazım...
Keşke dememek için,
pişman olmamak için,
üzülmemek için
elinizden geleni yapın, her yolu deneyin.
Sonrasında yine de olmuyorsa böylesinin sizin için iyi olduğuna inanın, hayata güvenin.

1 Eki 2017

Sonbaharı Yaşayalım

Ekim ayı gelmişken, dolunaylı bir ağustos akşamıyla yavaş yavaş yaza veda edelim ve sonbahara hoşgeldin diyelim.

30 Eyl 2017

Ankara Simidi

On dediğin nedir ki ya?
İkisi yolda, ikisi evde, kalanlar da üç kahvaltıda bitti :(((.
Bir dahakine sayıyı arttırmamız gerekiyor, yirmi iyidir :)).
Ankara'daysanız yiyebileceğiniz en iyi simitlerden biri Ankara-Eskişehir yolu üzerindeki Çıtır Simit'inkidir.
Simide niye çıtır dendiğini buradan aldığınız simitleri yediğinizde anlayacaksınız.
Ankara'dan Eskişehir'e doğru giderken Turkuaz Konutları'nı (solunuzda kalacak) geçtikten sonra biraz daha gidiyorsunuz. 
Daha sonra Çıtır Simit tabelalarını göreceksiniz.
Yan yan iki tane Çıtır Simit var.
Benzinliğin içindekini geçin, o değil, benzinliğin hemen bitiminden sağa gireceksiniz.
Adı da Bahçem Çıtır Simit'ti yanlış hatırlamıyorsam.
Siz yine de ad yerine tariften bulun, bence güzel tarif ettim :)).
Bahçesi de güzeldir, baharda ve yazda kahvaltıya da gidin, biz çok severdik zamanında.
Gittiğinizde patlıcanlı gözlemenin tadına bakmayı unutmayın.

29 Eyl 2017

Kaçışsız Ara, İlle de Kaçmak Gerekiyorsa Kapadokya

Hayatta aralara ihtiyaç duyar insan.
Hemen kaçmak, gitmek ister. Sanır ki kaçınca geçecek hepsi.
Evet, geçer bir süre, ama dönünce geri gelir hepsi.
O yüzden ara istediğinizde kaçmayın. Kaçmadan arayı bulmaya çalışın.
Nasıl mı?
En çok kitaplar iş görür, kendinizi kaptıracağınız kalın kitaplar bulun kendinize.
Netten, televizyondan uzak durun.
Yürüyüş yapın, yürüyüş yaparken müzik dinleyin.
Tanımadığınız hayatlara ortak olun. Yeni insanlar tanıyın.
Sakin olun. Aceleyi, telaşı, siniri bir kenara koyun.
Eğer ille de buradan gitmem gerekiyor derseniz, Kapadokya'ya, masal diyarına gidin kesinlikle. Otellerinize tıkılıp kalmayın, çıkın dolaşın, yürüyün bolca. Güvercinlik Vadisi kenarındaki çay bahçelerine oturup çay için, etrafınızdaki mavi boncuklu ağaçları ve vadiyi izleyin. Gezin. Hayal edin.
***
Önerime uyup Kapadokya'ya gidecek olursanız da, gitmeden, yandan Kapadokya etiketi altında, Kapadokya yazılarımı okumanızı tavsiye ederim :)).

28 Eyl 2017

Yaşam Dokunuşlarım Serisi Başlıyor

2013 yılında başlamaya karar verdiğim ama devamını getiremediğim bir seriydi bu. Tanıtım yazımı ve ilk kaydımı yazıp devamını getirememiştim.
Ama şimdi devamı gelecek :).
Nedir bu seri derseniz?
Farklılıklarınızla mutlu olmak, aynılığın içinde ufak ufak bir şeylere dokunarak, kendinizi yaratma çabanız. Özünde sizden bir şeyler barındırıyor.
Size sizi hatırlatıyor. Dolayısıyla, önce kendim için...
Size sizi hatırlatan bir şey sizden başka birine de ilham verebilir.
Dolayısıyla, sonra da sizin için...
'Hayat paylaşınca artar' dan yola çıkarak kendi yaşamınıza dokunduklarınızla başkalarının hayatlarına da dokunabilirsiniz.
Paylaşmak ve dokunabilmek dileğiyle, keyifli okumalar...
***
2013 yılındaki yazılar

27 Eyl 2017

Cam Derslerim

İleride bu fotoğrafları yenileriyle karşılaştıracağız, mesela şu alt ortadaki lacivert, üstünde beyaz kalın camlar bulunan boncuk benim taraklı model yapma çalışmam, hemen sağındaki de öyle :)). Kendimce özgün çalışmalar:)).
İlk dersin ardından 7 hafta boyunca haftada iki saat olmak üzere Mustafa Hoca'dan boncuk yapım dersleri aldım. Bu, camla tanışmak için ilk adım (genelde).
Bu derslerde mavi boncuk çalışmaları, hava kabarcığı yapımı, sap çekme çalışmaları, bazı özel boncuk çeşitleri yapımını gördük.
Ben iki hafta serbest figür (ağaç, balık penguen) de çalıştım.
Kursun ortalarında cam tezgahı almaya karar verdik. Böylece evde de çalışabilecektim. Hem pratik yapma şansım olacak hem de kendimi ilerletebilecektim. Tezgah alımı ile cam tamamen hayatıma girmeye başlayacaktı.
Cam tezgahımın detayları bir sonraki kayıtta...

26 Eyl 2017

Ayla Saklambaç Oyunu

Akşam hava yeni yeni kararmaya başlarken ay göz kırptı bana, o sapsarı incecik hilaliyle.
Aslında çok başarılı olamayacağımı bilsem de gittim içeri, fotoğraf makinemi aldım. 
Sonra yine balkona çıktım.
Çekimlere başladım. 
Bir iki tane çektim. 
Ben çektikçe ay gölgelenmeye başladı.
Sonra iyice gözle görülür oldu bu gölgelenme, bulut geldi ayın önüne.
Çekmiştim ama birazdan yine denerim dedim, oturdum yerime.
Bir süre muhabbet filan derken izlemeyi bırakmışım. 
Döndüm ki, demin o görsel şöleni sunan ay kaybolmuş.
Kapadım gözlerimi, ona kadar saydım, ama çıkmadı ay :)).