22 Eyl 2017

Sonbaharda Kapadokya

[Geç kayıt, 2013 Ekim ayına dair]
Sonbaharda Kapadokya bir başka güzelmiş.
Hem de insanın yanında en sevdikleri olursa...
Hem de bazen şoför koltuğuna geçilirse...
Değmeyin keyfeymiş.

Kapadokya'ya gitmeden önce mevsimlerin onu güzelleştireceğini fark edememişim. Ben sonbaharda gezdim. İlkbahardaki ve kıştaki fotoğraflarını gördüm. Hepsi de şahaneymiş.
Aslında sanırım ben uzun bir süredir sonbaharda hiç çıkmamışım doğaya. Doğa bir başka güzel olmuş. Yazık, binalar arasında geçen hayatımıza, sonsuz güzellikteki bu şahaserlerden mahrum bırakıyor bizi.
Not: Çok yakında, kısa bir Kapadokya gezisinde neler yapılır burada olacak.

21 Eyl 2017

Denizsiz Kentin Sokaklarında

Denizden ayrılalı iki gün olmuştu. Denizsiz kentin sokaklarında dolaşmaktaydı kızımız. Sokaklar tanıdık ama yabancı gibilerdi de aynı zamanda. Yetişmekte olduğu bir yer yoktu. Anıları canlandırmaya, amaçsızca, değişimleri keşfetmeye çalışmaktaydı o sokaklarda.
O esnada tanıdık bir yüz çıktı karşısına. O yüz sıcaklığı anlaşılmaz bir şekilde gülümseyerek 'Merhaba, nasılsın' dedi. Kız o yüzün tanıdık olduğunun bilincindeydi ama o yüzü unutalı çok da olmuştu, hatırlamaya çalıştı. Bir süre cevap vermeden bekledi. Karşıdaki yüz 'Çok hoş görünüyorsun' diyerek devam etti. Kızımız hatırlamaya başlamışken unuttuklarını, son cümleyle daha da iyi hatırladı. Bir ara hem cinsinden bunun benzerlerini çok duymuştu çünkü. Hafif bir gülümsemeyle, 'Evet, çok hoş görünüyorum, biliyorum... Çünkü kalbim yüzüme yansıyor. Kalbim tüm acıtmalarınıza, kırma, incitme çabalarınıza rağmen iyiye sarıldı, sizin kalbime bırakmaya çalıştıklarınıza değil de kendi istediği duygulara sarıldı, denize sarıldı, güneşe sarıldı, nefese, yaşama sarıldı.' dedi ve arkasını dönüp gitti.
Kızımız en son o yüzü gördüğünde sessiz ama etkili bir veda etmişti kendisine. Şimdi ise, sesiyle veda etti. Artık içinde kalan tüm hesaplar kapanmıştı.
Sonra, kafasını hafifçe gökyüzüne kaldırdı, bakabildiği yerden güneşin onu göreceğinden emindi, gülümsedi ve el salladı. Tahmin ettiği gibi güneş gördü onu, selamını da alarak kilometrelerce uzaktaki dostuna iletti hemencecik. Bir an daha bir sıcak oldu etraf. Kimse fark etmese de kızımız güneşin onu gördüğünden emin, yürümeye ve gülümsemeye devam etti. Doğrunun bilincindeydi, şükretti.
Kız, kendi için, nefes için, yaşam için unutmuştu yaşatılanları, yaşadıklarını. Kalbinin öfkeyle beslenemeyecek kadar kıymetli bir can olduğunu öğrenmişti gencecik yaşında. 
***
Öfkenize yenik düşmeyin. Kalbinizi acıyla, öfkeyle beslemeyin. Onlar yerine sevgiyle besleyin, yaşamdaki her canlıyı sevin, çok sevin. Bu sevginin size huzuru, iyiliği ve güzelliği getireceğini unutmayın.
Sevgiyle...

20 Eyl 2017

Camla Tanışıyorum - 2

2015 yılının Mart ayında bir Pazar günü bir adres aramak üzere evden çıkmıştık.
Geçtiğimiz günlerdeki doğumgünüm sebebi ile bir sürprizin beni beklediğini biliyordum ama ne olduğu konusunda bir fikrim yoktu.
Ulucanlar Sanat Sokağı'ndaki bir cam atölyesinde son buldu adres arayışımız.
Burada Mustafa Hoca'dan (Mustafa Kural) bir saat camla tanışma dersi aldım.
Bu bir saatlik dersin eserleri üstte gördükleriniz. Ne dersiniz fena sayılmazlar di mi?
Bu bir saatle başlayan macera bir kaç ay sürecek ders dizilerinin ilkiydi.
Camla tanışıklığımı anlattığım ilk yazıyı buradan okuyabilirsiniz.
Maceranın devamı ise bir sonraki kayıtta...

19 Eyl 2017

Puzzle Yapıştırıcısı Deneyimlerim ve Art Puzzle Puzzle Yapıştırıcısı

Puzzle'larımı yapıştırmak için Polisan'ın puzzle yapıştırıcısını kullanıyordum ve gayet memnundum. O bitince yaptığım bir puzzle'ı yapıştırmak için Kızılay'daki bir kırtasiyeden başka bir puzzle yapıştırıcısı aldım. Yapıştırıcıyla 500'lük puzzle imi yapıştırmıştım. Puzzle kuruduğunda üstündeki tabaka pul pul dökülmeye başladı. Daha sonra üzerinde koyu gri renkler de görmeye başladım. Sanki puzzle katmanlarına ayrılmış gibi. Elimle kazıyınca gidiyordu. Yapıştırıcı kuruyunca şeffaflaşması gerekirken koyu bir renk olmuş. Netice itibariyla, bu yapıştırıcıyı beğenmedim. Benimki mi sorunluydu (tarihinin geçmesi gibi), genel olarak mı bir problem vardı o üründe, onu net bilemedim. Ama beğenmedim. O kadar emek verdiğim bir şeyin başına yapıştırıcıdan dolayı kötü bir şey gelmesini istemem.
O zamandan beri ne yapıştırıcısı kullanacağım ben diye araştırıyordum. Educa'da karar kıldım. Fiyatı yüksekti ama yukarıda bahsettiğim denemeden sonra işimi şansa bırakamazdım. Artık kararımı vermiştim. Arkadaş'a gidince Art Puzzle'ın yapıştırıcısını gördüm, iyi mi ki falan derken, kullanan birinin referansı ile bu ürünü aldım, 9 liraydı (şimdi biraz değişmiş olabilir). Kullandım, gayet memnun kaldım. İkinci kutumu da aldım. Üzerinde 2 tane 1500 parçalık puzzle yapıştırdığı yazıyor. Ben genelde 500 ve 1000 parçalık puzzle'lar yapıştırıyorum ve gözlemlediğim kadarı ile çabuk biten bir ürün değil. Görünümünden de gayet memnunum, parlak gözüküyor ve hiç dökülme filan gibi sorunlar olmadı.

18 Eyl 2017

Nemli İzmir

Temmuz sıcağı geçti. Evet, sıcaktı ama yavaş yavaş alışmıştık sıcaklıkların artmasına.
Ağustos sıcağı geçti. Evet sıcaktı, ama yaşayabiliyorduk buradaki gibi. Biraz nemi de hissetik ama yaşanılırdı yine de.
Eylül sıcağı nedir ya?
Nem uzmanların söylediğine göre yüzde doksanlarda İzmir'de. Akşama doğru ve geceleri artıyor. Bende de kaç gündür dinmek bilmeyen baş ağrısı, kafamın patlamak üzere olması gibi bir his, mide bulantısı, dilimde uyuşukluk, bir yorgunluk, bitkinlik hissi. Sanırım nem buna benzer şikayetler  yapıyormuş. Çünkü ne zaman evdeyim, bu hislerle yaşıyorum. Sebebini neme bağladım, bağlamak istemiş de olabilirim :)). 
Neme alışamadım, oldum olası da hiç sevmem. 
Bakalım nemle yaşamayı öğrenecek miyim? 
İllaki yaşarız da, bakalım yaşama stratejileri geliştirebilecek miyim :)) ?

17 Eyl 2017

Paşabahçe Pembe Kapaklı Su Şişesi

Su içmek için uygulamaya (!) ihtiyaç duymayanlardansanız bu şişeyi sevebilirsiniz.
Tabii ki cam şişe.
Büyük gibi göründüğüne bakmayın, söylenildiği gibi 500 mililitre su alıyor, ağzına kadar doldurursanız 550 olabilir :).
Ve şişenin satışından elde edilen gelir Türkiye Meme Vakfı (MEVA)'nın meme sağlığı ile ilgili farkındalığı geliştirme çalışmalarına destek oluyormuş.
Kapakta gördüğünüz broşür içinde MEVA tarafından hazırlanan meme sağlığı ile ilgili bilgiler yer alıyor.
Şişeyi büyük marketlerde bulabilirsiniz.
Ben daha önce de gördüm bu şişeyi ama nedense şimdi aldım. Bazen doğru zaman gerekiyor adım atabilmek için.
Ben severek ve gönül rahatlığıyla kullanıyorum. Teşekkürler Paşabahçe ve MEVA.
Gelin telefona bağımlılığı bırakın, koyun şu şisesini yanınıza, boşaldıkça doldurun, gördükçe için. Yanınızda telefonu taşıyacağınıza su şişenizi taşıyın. (Su içmeyi hatırlatan uygulama nedir ya, çok saçma değil mi?) Hem de her teknolojik cihaza bağlanma başka zararlarla vücudumuza geri dönüyor, unutmayalım.

16 Eyl 2017

Biriktirdiklerimiz - 2

Eldeki durum geçmişti, bir süre önce iki elde olmak üzere yeniden nüksetti. Kendisini uzun dönem birlikteliğimizden epey yakından tanıdığımdan kısa sürede başımdan attım :)).
Lakin, ağız ve dişlerle sorunum devam etmekte...
Ciltte hoşgeldin dediklerimiz oluyor, kolay olmasa da güle güle diyorum kendilerine.
Az nefes ve çok heyecan ise ara ara ev sahipliği yapıyor. İyi bir ev sahibi olmamaya çalışıyorum. Buna rağmen kalmakta ısrar ediyor bazen. Çok daha ısrarcı olursa durumu görüşmeye bir bilene danışacağım.
Sizin neler var bu ara torbanızda? İnşallah bomboştur.
Bu arada biriktirdiklerimiz ne derseniz burayı okuyabilirsiniz.

15 Eyl 2017

Analiz Kırtasiye, Bayraklı, İzmir

Kırtasiye sevenlerden misiniz?
Herhalde birçok insanın bu soruya cevabı evet olur.
Benimki de evet.
Ankara'dayken canım sıkıldığında kırtasiye gezmişliğim çoktur. En çok sevdiğim Bilkent Center'daki Office 1 Store'du. En çok gittiğim de Kızılay'dakiler olurdu.
İzmir'e taşınınca kırtasiye arayışımız da oldu. Aradıklarımızı bulabileceğimiz, boş boş raflarda gezinirken hiç bilmediğimiz ama faydalı olabilecek şeyler bulabildiğimiz kırtasiye aradık uzun zaman.
Daha sonra netten araştırmaya başladık. Karşımıza çıkan adreslerden bazıları bizi hüsrana uğrattı. Tek bir tanesi bizim arayışımıza cevap verdi: Analiz Kırtasiye.
Gerçekten büyük ve çeşitli bir yer Analiz Kırtasiye. Çalışanları yardımsever. Değişik ürünleri bulabilirsiniz burada.
İzmir'i çok bilmeyen biri olarak sadece araba ile ulaşımı var gibi geliyor bana, yine de yanlış bilgi vermiş olmayayım, siz yukarıdaki adresinden tam yerini öğrenebilirsiniz. Önünde kendine ait otoparkı var. Genelde otopark sıkıntısı çekmedik biz.
Çeşitliliği her ne kadar Ankara'dakilerden biraz az olsa da onunla mutluyuz burada :). Keşke daha çok onun gibiler açılsa :).
Daha önce de aradıklarımızı bulduğumuz bir yer olmuştu burası. Ama en son, puzzle'larımı yapıştırmakta kullandığım fotoblok sorduğumda bana 'O ne ki, hiç duymadım' repliğini vermediklerinde ve hâttâ yerini gösterdiklerinde çok mutlu oldum.
Sözün özü, diğer iki büyük şehirdeki kırtasiyelerle yarışacak konumda olan Analiz Kırtasiye'yi İzmir'de yaşıyorsanız ve kırtasiyede çeşitlilik sevenlerdenseniz bir ziyaret edebilirsiniz.
***
Güncelleme:
Okulların başladığı haftasonu Analiz Kırtasiye'ye uğrama şansım oldu.Yukarıda bahsettiğim şeyler normal bir gün içindi. Okul dönemleri içinse aşağıdaki birkaç notu eklemeliyim bu kayda.
Öncelikle çok kalabalıktı, ben boşuna yazmışım bu kaydı, tüm İzmirliler biliyormuş burayı zaten :))).
Çeşit normaldekinden çok fazlaydı ve büyük ihtimalle aradığınız her şeyi bulabilirsiniz bu çeşitlilikte.
Ve kalabalık olması sebebi ile otopark da biraz sorunluydu. Ama öğledensonra yerine akşam civarları gelirseniz daha rahat otopark ve alışveriş imkanı bulabilirsiniz, benden söylemesi.

14 Eyl 2017

Akropol Teleferik, Bergama

Teleferiğin Akropol Antik Şehri tarafındaki girişi
Tamamen tesadüfi bir şekilde uğradığımız Bergama'da bir teleferik olduğunu gördük. Daha önce masum teleferik maceralarımız olduğundan hiç düşünmeden binelim dedik. 
Bergama'da Akropol antik şehrini gezmek için döndüğünüzde sizi bir yol ayrımı bekliyor. Ya arabayla araba yolunu seçebilirsiniz. Ya da teleferik ayrımını seçip teleferikle yukarı çıkabilirsiniz.
Teleferik ayrımından döndüğünüzde kısa bir mesafe sonrası teleferiğe ulaşıyorsunuz. Arabanız için rahat otopark imkanı var ve ücretsiz (Burada bir parantez açalım, Akropol'e araba ile giderseniz, otoparkın ücretli olduğunu yukarıda hararetli bir tartışma sırasında öğreniyoruz.).
Teleferik ücreti tam 15, öğrenci 10 lira.
Teleferiğe binmek için asansörle bir kat yukarı çıkıyorsunuz.
Binişte ve inişte sizi karşılayan personel yok, zaten bir zorluğu da yok. 
Teleferikler kendi kendine ipte hareket ediyor, siz biniyorsunuz, bir süre sonra kapıları kapanıyor.
Teleferik hattının uzunluğu epey çok.
Zeytin ağaçlarının üstünde ve bir barajın eşliğinde seyahat ediyorsunuz.
Akropol antik şehri üstte olduğundan gidişte yukarı, inişte aşağı doğru gidiyorsunuz.
İlk bindiğimizde her şey normaldi, yukarı doğru keyifle çıkıyorduk. Etrafımızda zeytin ağaçları vardı. Uzakta bir iki yörük çadırı vardı. Barajı izledik. Sonra kabin sallanmaya başladı.  Bizim bindiğimiz gün hava rüzgarlıydı. İlk başta bana eğlenceli geldi. Sonra kabin yavaşlamaya (sanki duracakmış gibi hissettik) ve iyice sallanmaya başladı. Bu arada kabinin üstte iki ufak penceresi var, onlar açık ve onlardan da klasik 'uuuuu' rüzgar sesleri gelmeye başlayınca korku bakışları gördüm. Bir ara bende korktum ama yapacak bir şey yoktu, daha bunun dönüşü de vardı :). Yol da epey uzun olunca bazılarını teleferikten soğutan bir macera yaşadık. En yukarısında biraz dik bir yeri vardı, orada iyice salladı, sanki kabin yandaki direğe çarpacak gibi oldu. Neyse sağ salim indik.
Tepede çay bahçeleri vardı. Onların birine oturup, vadinin sunduğu eşsiz manzara eşliğinde çayımızı içip rahatlamaya çalıştık.
O kabin gölgesinin içindeyiz :)).
Dönüş çıkıştan daha kolaydı. Yine sallandık ama çok sarsmadı. Sanırım biz aşağı doğru gittiğimizden teleferik hız alabildi, o yüzden de çok sarsılmadık. Biz aşağı inerken yukarı çıkan korku dolu gözlere bakıp hafifçe gülümsedim. Neticede yolları uzun ve meşakkatliydi, hele en tepeyi saymıyorum :).
Zeytin ağaçları ve biz :)
Benim için korkudan çok adrenalli bir gün diyebilecekken, eve gelip nette daha önce aynı yerde atlatılan bir kazayı görünce (2015 yılında kabin uçarak ipten ayrılmış, şükür ki kabin boş olduğundan herhangi bir can kaybı ya da yaralanma olmamış), sanırım Akropol'u gezmeye gittiğimde araba yolunu tercih ederim. Bu kararı vermemdeki sebepler, hem parkur çok uzun hem de çok rüzgar alan bir alan. Akropol'e teleferik ile gitmeyi düşünürseniz rüzgarsız bir günü seçin ve bence öyle bir günde bile hafif sallanabilirsiniz, benden söylemesi :).

13 Eyl 2017

İzmir'e Alışmak - 2

Ankara'da Eskişehir Yolu civarında yaşamış biri olarak geçtiğimiz yılın Ekim aylarında İzmir'e taşınmış bir İzmir sevdalısının gözünden olduğunu belirtmek isterim.
***
İzmir'e yerleşmek gözüyle baktığımızda ilk dikkatimizi çeken yapılaşmaydı. Genelde eski binalar vardı. Site içerisinde, sakin, şehir tantanasından uzak, güvenlikli, biraz sosyal alanlı bir yaşam planlamıştık. Ve onu bulmanın bu kadar zor olacağını :) hiç düşünmemiştik açıkcası.
Panjur; Ankara'da çok sık görmediğimiz bir özellikken, burada gerekli olduğunu düşünebilmiştik ama zorunluymuş :), çok sıcak oluyor.
Burada marketlerin, ne kadar büyük bir market olsa da, küçük alana yayıldığını fark ettik. Genelde raflar arasında gezerken, hangi gün ve hangi saat olursa olsun, başka insanlarla karşılaşıp market arabalarını kullanma zorluğu yaşamanız yüksek.
Mağazalar ve diğer dükkanların çoğu Ankara'dakilere göre daha geç açılıyor ve daha geç düzene giriyor.
Yıllar önce, İstanbul'da yaşayan ablamla Ankara'da alışverişe çıktığımda Ankara'da bir şey bulamadığını söylerdi. Ben de manasızca suratına bakardım. Şimdi anlayabiliyorum ne demek istediğini. Ben de alışmaya çalıştığım bu şehirde aynı hissi hissediyorum. Sanırım büyük şehirlerin çeşitliliği büyüklük sıralamasındaki yerlerine göre değişiyor. Mesela, benim bu şehirde bir paket kırmızı mercimek için on civarı market gezip mercimeği beğenmemişliğim vardır. Keyif için bir kırtasiyeye girip gerekli gereksiz kırtasiye alışverişi yapılabilecek bir kırtasiye arayışımız olmuştur. Lezzetli ve sağlıklı ekmek arayışımız hâlâ mevcuttur.
Restoranlarda, kafelerde, mağazalarda çalışanlar Ankara'da daha bir resmidir, burada abla abi muhabbeti mevcut. İçinde iyi niyet ve görev bilinci olduğu sürece bu çok önemli değil. Öte yandan, kurumsallaşmış firmalarda kurumsallığın getirisi olarak resmiyetin olması gerektiğini de savunuyor ve destekliyorum.
Yemeklerinin lezzetine (Ege tatlarından bahsetmiyorum, döner, kebap, köfte vs. yemeklerinden bahsediyorum) alışamadığımız doğrudur. Balıkları hâlâ araştırıyorum ama şu ana kadar yediğim küçük balıklar yağda kızartma şeklindeydi ve bu hayal ettiğim bir durum değildi tabii ki. Tavada mısır unlu küçük balık yapan yer arayışımız sürmekte.
Pazardaki sebze ve meyvelerin lezzeti güzel. Hâttâ, ilk geldiğimizde yediğimiz marulların lezzeti unutulası değil.
Ulaşımda zamanlama hayran olunası derecede dakik. Bazen geç kalıp, 'ya belki otobüs de geç kalmıştır' diyemediğim şehir burası.
Sahil tümüyle yürüyüşe, spora ayrılmış. Ve çimlerin üstüne oturmak serbest :). Sahilde mangal dumanı olmadığını söylememe gerek yoktur herhalde :). 
Bir de sorulara pek alışık değil İzmirli. Bir şey mi alacaksın, al ve çık. Soru soranı sevmiyorlar gibi sanki :).
Şimdilik bu kadar, devamı gelebilir yaşayıp biriktirdikçe :).
'İzmir'e Alışmak - 1' başlıklı yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

12 Eyl 2017

Ben ve Ördek

Geçenlerde bir kahvaltı sırasında kendisi ile tanıştık.
Kümesten çıktığıyla yanımızda bitiverdi, sanıldığı gibi açmış.
Biz daha ağzımıza bir lokma atmadan kendisi iki dilim ekmeği indiriverdi mideye. 
Sanırım fazla iştahlıymış. Kahvaltı geldi, bizimkinin gözü sofrada. 
Onu doyurmaktan kendim zor yedim o derece :). Hâttâ ilk çayım sayesinde soğudu ama olsun, çok tatlıydı.
Yanımızda geziniyordu, arada kümesin yanına gidip su içiyordu.
Bana o kadar alıştı kı, dibime kadar girip masaya kafayı uzatıyordu, bir ara bacağımı didiklemeye bile başladı :).
Sohbet ederken; fazla heyecanlı anlatıyordu :))
Daha sonra etraftaki çoçuklar keşfetti ördeği ve peşine düştüler. Ördek kaçıyor, onlar kovalıyor. Sevmek istiyorlar, dokunmak istiyorlar, ne güzel. Ama bu çabalar hayvanı korkutuyor, keşke ebeveynler çoçukları üzmeden bu gerçeği onlara anlatsalar. Ördek kaçıyor, kaçıyor, arada da bize geliyor, masanın altına giriyor. Neyse sonra yıldılar da bizim ördekçik de rahat bir nefes aldı. Bir süre bize bile gelmedi. Sonra yine yavaş yavaş bizim etrafımızda gezinmeye devam etti.
Bir ara kafasına hafifçe dokundum, bembeyaz ve yumuşacıktı. Çok tatlıydı, çok iyi geldi. Yıllar önce yazdığım bu kayıttaki gibi dokunmak ne değerli, ama korkutmadan dokunmak, sevmek ne değerli ve ne kıymetli, nefes gibi...
Görüşmek üzere sevgili ördek, kalbim sende kaldı, yine geleceğim, yine görüşeceğiz :).

11 Eyl 2017

Lavaştan Pizza

Sosu için;
Bir miktar salçanın içine çok az sıcak su, biraz zeytinyağ koyup salçayı açalım. Bu karışımın içine kekik de koyalım.
Çeşitlerine göre malzemeler;
domatesli-peynirli için;
domates, dil peyniri (isterseniz başka peynirler de ekleyebilirsiniz), fesleğen (varsa güzel olur)
domatesli-soğanlı için;

domates, soğan, karabiber
italyanımsı için;

sucuk, siyah zeytin, yeşil zeytin, domates, biber, soğan
Yapılışı;
Lavaşın üzerine sosu sürüyoruz.
Üstüne az bir miktar rendelenmiş kaşar koyuyoruz malzemeleri tutsun diye.
Sonra çeşide göre malzemeleri diziyoruz.
En üste de rendelenmiş kaşar peyniri serpiyoruz.
180 derece fırında  yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisinde 10-15 dakika gibi bir zamanda oluyor.
Çıtır çıtır, pratik pizza tarifi.
Afiyetle...

10 Eyl 2017

Kral Kaybederse, Gülseren Budayıcıoğlu

Yıllar önce yazarın başka bir kitabını okumuştum, Madalyonun İçi. Çok etkilemişti beni kitap. Hem küçüktüm hem de şimdi bildiğimden daha az şey biliyordum hayata dair. Bazı hikayeler çok dokunmuştu bana, ki hâlâ hatırlıyorum bazılarını. Benim için çok olası bir şey değildir bu, genelde.
Şimdi de bu kitabını görünce hemen almak istedim, seveceğimden ve bir kerede okuyacağımdan çok emindim, nitekim öyle de oldu.
Kitapta herkes kendinden bir şeyler bulabilir ama özellikle;
Çok sevenler, sevip de kırılanlar, sevilmeyenler, değer verilmeyenler, çok bencil olanlar, ölümden korkanlar, aldatılanlar ve tabii ki aldatanlar, ilişkilerde çok verici olanlar kendilerinden bir şeyler bulabilir.
Kitap bir adam ve o adamın etrafındaki iki kadın karakterini anlatıyor. Bencil ve çapkın bir adamın yaşadıkları geçmişin gölgesinde araştırılıyor.
Kitabın beşinci bölümünün sonlarında anlatılan ve sokakta geçen iki kadının karşılaşması ve orada hissedilenler öyle güzel anlatılmış ki, çok etkilendim gerçekten. 
Onun dışında karakterlerin geçmişleri de anlatılırken ara ara gözyaşlarınıza hakim olamadan okuduğunuz sayfalar da olacak benden söylemesi.
Peki kitabı niye okuyun? Bunun için çok sebep var, başlayalım:
Hayatta ilahi adalet diye bir şey olduğunu hatırlamak için okuyun.
Hayatta üzen tarafsanız gün gelir üzülen tarafta olabileceğinizi hatırlamak için okuyun.
Hayattaki attığınız adımlarla sahip olduklarınızın hep sizinle kalamayabileceğini hatırlamak için okuyun.
Sevgisizliği yine sevginin ortadan kaldıracağını, insanın yalnızca iyilikle beslenebileceği ve şifa bulabileceğini hatırlamak için okuyun.
Sabrın ve merhametin kıymetini hatırlamak için okuyun.
Acıların insanı güçlendireceğini hatırlamak için okuyun.
Beddua denen şeyin o anlık insana iyi gelebilecek dahi olsa, uzun vadede insanı kötü eden olduğunu ve bu bilinçle bir an bile olsa beddua etmemeyi hatırlamak için okuyun.
Yazar birinci ve ikinci baskısında olmayan bir Sonsöz yazmış bu üçüncü baskıda. Eğer elinizde birinci ve ikinci baskılar varsa Sonsöz'ü de okumanızı tavsiye ederim. Ben kitabı okurken hep bu karakterler gerçek mi diye düşünmüştüm ki, doktor en sonunda benim tüm meraklarımı giderdi.
Çok severek okuduğum, çok keyif aldığım, çok şey hatırladığım, bazı şeyleri öğrendiğim bir okuma süreci oldu. Bu arada ben kitabı çok kısa bir sürede bitirdim, sanırım dört gün oldu. 
Kitabı okuduktan sonra kendinizi iyi hissediyorsunuz.
Gelelim notlara;
Sanırım söylemeye gerek yok, kendi notlarımın çok fazla olduğunu tahmin etmişinizdir. Burası içinse şunları seçtim:
Doktorla kitabın ana karakteri arasında geçen diyalogdan kadın cinayetlerine dair yazılan: "O kadınları çok sevdikleri için öldürmüyorlar; zayıflar, güçsüzler, çaresizler... Ellerindeki bir atımlık barutu da kullanmışlar... O kadını da kaybederse hayata neresinden tutunacağını, nasıl ayakta kalabileceğini bilmiyorlar. Korkuyorlar yani..." (s. 203) Keşke, kaybetme korkusu yerini sevgiye bıraksa. Sevgiyle şifa bulabilseler. Ama olmuyor tabii ki...
"Öfke ile aşk hep kol kola gezer." (s. 78) Yeni öğrendiklerimden biri mesela bu.
"Ben yıllardır bu meslekteyim, şimdiye kadar hiç sıradan birini görmedim. Herkesin dünyası birbirinden öyle farklı, öyle ilginç ki..." (s. 210) O zaman her zaman dediğimiz gibi 'her insan bir dünya' :). 
"Düşünüyorum da, insan kendine bir kader biçmişse, hayat da ona bu konuda sonuna kadar destek oluyor." (s. 268) Düşündüklerimizin, hissettiklerimizin eylemlerimiz olması.
"Bu dünyada ne yaparsan, dünya er veya geç sana onun karşılığını mutlaka veriyor." (s. 309) Tek bir cümle ama kocaman, koskocaman, korkunç hâttâ, tabii okumasını bilene.
"O içindeki öfke var ya, işte o öfke pek çok insanı kötü ederken seni kötü edememiş. Buna izin vermemişsin. Suyun yolunu değiştirmeyi başarmışsın." (s. 326) Bu alıntıyı da çok sevdim. Öfkenize kapılanlardan mısınız? Keşke kapılmasak... Belki, bu kitaptan sonra biz de suyun yolunu değiştirebiliriz.
Son olarak, öncelikle yazar Gülseren Budayıcıoğlu olmak üzere kitapta emeği geçen herkese çok ama çok teşekkürler. Kitaplığımda yıllarca benimle kalacak kitaplarımdan birini daha buldum :), çok mutluyum.

9 Eyl 2017

9 Eylül İzmir'in Kurtuluşu

Tarih: 9 Eylül 1922
Sonunda Türk askeri İzmir'e girer. 
Saat 10:30 civarı Yüzbaşı Şerafettin tarafından Konak'taki Hükümet Konağı'na Türk bayrağı dikilir.
***
Başta büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Yüzbaşı Şerafettin ve diğer askerlerimiz ve o günlerde yaşamış tüm Türk halkına sonsuz saygıyla...

8 Eyl 2017

Karşıyaka Çiçek Festivali, Mayıs 2017

Bayındır'da düzenlenen çiçek festivalini kaçıran ben Karşıyaka'dakine de gitmeseydim ayıp olurdu :).
Bir de, o kadar gitmişken çiçek almasaydım daha da ayıp olurdu :)).
Netice?
Ayıp etmedim ve hanım tırnaklarıma kavuştum.
Meraklısına; çilekler (kendilerinin bana yaşattıkları macera ayrı bir kayıtta olacak) gitti, hanım tırnakları geldi onların yerine.
O kadar çiçek arasında gözüm kalanlar olmadı mı?
Tabii ki oldu, fuşya begonvil, ortancalar, adını bilmediğim o pembiş çiçek, çeşit çeşit sukulentlerde, yaseminde, rengarenk güllerde aklım kaldı tabii ki, ama yapacak bir şey yok.
***
Gelen sonbahar ayının tadını bir an dolu dolu renklerle çıkaralım, sonra yine sonbaharın kendi renklerine döneriz.
Yani, evet, geç gelen bir kayıt oldu bu :((.
Keyifle...










 

7 Eyl 2017

Mıknatıslı Kapı Sinekliği, Koçtaş

Fotoğraf Koçtaş'ın web sitesinden alıntıdır.
Daha önce pencereler için sineklik kullanıyorduk. Kapı için olanını da kullanmıştık. Ama hiç pratik değildi. 
Bu tasarımı bu sene gördüm. Evdeki kapılar için sineklik yaptırmayı düşünürken bu alternatifle tanıştık ve sevdik. Deneyelim bir süre diye düşündük.
Bizim ölçülerimize göre üç tane aldık. Salondaki kapı için iki tane aldık ve birleştirdik. Sizin de kapınız büyükse ve küçük gelir diye düşünürseniz, iki tane alıp ekleyebilirsiniz.
Yanında verilen raptiyeleri kullanmadık. 
Çerçevelere yapıştırmak için çift taraflı bant kullandık. 
Mıknatısları çok güçlü. Bir de çok eğlenceli. Eve gelen her yaştan insanın mıknatıslarla oynayası geliyor :). Sadece altı biraz açık kalabiliyor. Onun için de oraya fazladan mıknatıs eklenebilir belki ama biz şimdilik geldiği şekilde kullanıyoruz.
Hazırlaması kolay. Mıknatısları kendiniz takıyorsunuz ama yerleri hazır. Üst tarafı için ufak bir tül parçası veriliyor, biz onu takmadık.
Takılan sineklik evimizi karartmasın diye düşünüyorsanız,  çok masraflı olmasın (sineklik maliyetinin üçte birine denk gelebilir) diyorsanız, çerçevelerinize zarar vermesin diyorsanız, böcek ve sineklerle yaşayamam diyorsanız bu çözüm hoşunuza gidebilir.
Sinekliklerden bahsettiğim yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

6 Eyl 2017

Haydi Sağlık Kontrolüne, 2017, Eylül

Yeni bir ay başlıyor.
Geçen aylar belki tatil telaşı ya da yaz rehaveti ile geçse bile, eylül eve dönüşü simgeler.
Eve dönüşlerin en güzeli sağlıkla huzurla geçendir.
O halde haydi doktora...
Kontroller ya da şikayetler için yapılacak bir hastane ziyareti eve dönüşlere eşlik etsin.
Telefonlar çalışssın lütfen, haydi sağlık kontrolüne...
***
Meraklısına;
Fazlalıklarım olsa da, tahmin edildiği üzere, şimdilik rahatmış herkes yerinde.
Acili kapattık sayılır, şimdi sıra diğerlerinde...

5 Eyl 2017

Bamya Aşkı

[İlk deneyim]
En son iki sene önce Datça'da yemiştim.
Ondan beridir yemiyordum.
Bu sene kendime yapmak istedim.
Daha önce hiç bamya yemeği pişirmemiştim. Malum bamyanın özelliğinden dolayı tarif almak lazımdı.
Anneden alınan tarifle denedim.
Yeteneğim sayesinde bir yapışta en güzelini yaptım :)).
Ya da çok özlediğimden tadı bana müthiş leziz geldi.
Şaka bir yana, ilk yapış için bayağı iyiydi.
Yemeğe su eklemek yerine bol domatesle kapağı kapalı pişirseniz çok lezzetli oluyor.
Her sebze yemeği domatesle piştiğinde çok leziz oluyor ama en çok bamya ve kabak güzel oluyor.
Afiyetle...

4 Eyl 2017

Yeni Kitaplarım

Geçenlerde bir kitapçı ziyareti sonrası bu üç kitabı aldım.
Kitaplığımda roman azalmıştı ve benim sürükleyici, beni rahatlatacak romanlara ihtiyacım vardı.
O nedenle bu kitapları seçtim.
Okuma sırasını şöyle düşünüyorum:
Kral Kaybederse, Satranç ve Sil Baştan.
Herkese keyifle bol okumalar dilerim.

3 Eyl 2017

Dolu Dolu Ağustos

O da çalışıyor :)).
Dolu doluydun ağustos...
Her gün yeni bir kayıt...
Umarım keyifle okumuşsunuzdur...
İnşallah böyle devam etmesi niyetindeyim...
İyi okumalar...

2 Eyl 2017

Deniz ve Güneşin Dostluğunda, 2

Bayramın ikinci günü sabahın erken saatleri...
Kızımız bayramda dostlarını unutmadı, sahile indi.
Deniz ve güneş tüm sıcaklığıyla 'hoşgeldin' dediler ve 'iyi bayramlar' diye eklediler. Kız da onlara 'iyi bayramlar' dedi. Ve sohbetleri başladı.
Deniz 'Nedir bayram senin için?' diye sordu.
Kız kendi bayram tanımlamasını şöyle yaptı: 'Sabah erkenden kalkıp giyinmek, bayram namazı çıkışını camda beklemek... Sonra büyüklerle bayram kutlaması, el öpmeler... Daha sonra da uzun ve kalabalık bir  sofrada edilen bayram kahvaltısı, lezzetli yemekler, hoş sohbetler, mutluluk, sıcaklık, güven, huzur hissi'.
Güneş, 'güzelmiş' dedi.
Kız, 'Sıcaklık ve huzur başlı başına bayram sevinci veriyor insana' diye hafif bir gülümsemeyle ekledi.
Deniz, masmavi güzelliğiyle kıza içtenlikle gülümsedi ve 'Şartlar değişse de insan farklı ortamlarda da aynı sıcaklığı yaratıp kendine huzuru yaşatmalı.' dedi.
Kız, denize ve güneşe şöyle bir baktıktan sonra, 'Biliyorum' dedi ve ekledi 'Sizin gibi dostlarım olduğu için çok şanslıyım' dedi.
Güneş, 'Aslında biz herkesin içini ısıtıyoruz, herkese kendimizi gösteriyoruz ama senin gibi bizi gören çok az oluyor. Biz sana teşekkür ederiz, bizim güzelliğimizi görebildiğin ve paylaştığın için.' dedi.
Deniz, 'Haklı' dedi. 'Güneşle ısınmak, denizle sevinmek şu zamanda herkesin yaptığı şeyler değil. Buraya sabahları yürüyüşe gelenler oluyor. Kulaklarında kulaklıkları, ellerinde telefonları, kim bilir akıllarında binbir çeşit sorun benim yanımdan güneşin altından öylece geçip gidiyorlar, oysa bir dönüp baksalar bize, neler görebilecekler ama öylece yürümeyi tercih ediyorlar. Bazen insanların hayatta bir şeyleri yakalayabilmeleri için bir adım atmaları gerekiyor. Belki sadece küçücük bir adım ama onların hayatlarını değiştirecek bu küçücük adım. İnsan bunu istemezse zor, bu küçücük bir adım da olsa o kadar zor ki.' dedi.
Ve şöyle devam etti:
'Biz seninle mutlu oluyoruz, seninle sohbet ederken, seninle gülümserken. Bizi unutma, hep gel olur mu? Tekrar iyi bayramlar sana, ailene ve tüm sevdiklerine.'
Kız, 'Sağolun, iyi ki varsınız' diyerek veda etti ve onların yanından ayrıldı.

1 Eyl 2017

İyi Bayramlar

Geçmiş yıllardan bir bayram hazırlığı
Huzurla ve sağlıkla geçireceğiniz sevdiklerinizle kutladığınız mutlu bayramlarınız olsun...

31 Ağu 2017

Paşabahçe Atatürk İmzalı Cam Kupa

Hem Ata'mız hem de Paşabahçe...
Öğretileri hep aklımızda kalsın diye, hep hatırlayalım diye, yaşatalım diye benimleler...
Çok sevdim.
Cam benim için yaşamdır, nefestir ama bu kupalar daha da nefes...
Teşekkürler Paşabahçe, emeğinize sağlık.

30 Ağu 2017

Zafer Bayramı

Çanakkale, 2012
30 Ağustos Zafer Bayramı'mız kutlu olsun.
Saygıyla...

29 Ağu 2017

Eğer

Kastamonu, 2011
Konuşmak hiç konuşmamak kadarsa,
hayat, bazı anlarda, tekerrürse,
paylaşım sıfırlardaysa,
korku eşlikteyse,
doğruların yerine yalanlar geldiyse,
özenin yerini umursamazlık doldurduysa eğer,
başka çeşit yaşamak lazım...