31 May 2016

Dişçi ve Titreşim

Yeni hafta dişçi koltuğunda başladı.
Anestezi sonrası yaşanan anlık acılar tamam da titreşim olayı kötüymüş.
Şikayet üst dişte olunca, titreşim beyne kadar gidiyor sanki.
***
Bu arada, siz de kanal tedavisine giden dişinizi kaybetmiş gibi hissediyor musunuz? Yoksa, bir ben miyim o garip düşünce sahibi :).
***
Naçizane önerim;
Dişlerdeki ağrıları iyi takip etmek lazım. Zaman zaman az az ağrıyan dişiniz size uyarı veriyor olabilir. Uyarıyı dikkate alıp, bir dişçi ziyaretinde bulunmak faydalı olabilir :).

30 May 2016

Farkındalık


Günlük koşturmacalarımız içinde farkında olamadığımız şeyler olur ya...
Oysa ki farkındalık iyidir, fark yaratır :).

29 May 2016

Önemsemek


Kalp güm gümse...
Ve siz bunu boğaz bölgenizde de duyuyorsanız...
O an biraz heyecanlanıp telaşa kapılıyorsanız...
Ve yine o anlar, başınızda da baskılayıcı bir ağrı hissediyorsanız...
Yapmanız gereken kendinizi önemsemek...
Kendi hayatınızı hayatın merkezine koyabilmek...
Yok eğer 'yapamam' derseniz, o zaman 'hoşgeldin' dersiniz kalıcı misafirlerinize :)).

28 May 2016

Şehirde Doğayı Aramak


Doğa yine geç uyanıyor.
Yaz ayının başlarına yaklaştığımız şu günlerde doğanın uyanışını sindire sindire yaşıyoruz.
Yağmurdan  ve havanın bir türlü ısınmamasından şikayet etmek ve güneşi aramak yerine etraftaki yeşilin ve doğanın diğer renklerinin tadını çıkarmaya ne dersiniz?
Yakaladığım birkaç güzellik, iyi seyirler...









***
Haftasonu planı önerisi;
Şehirde doğayı bulamam demeyin, yakınınızdaki parka gidin, en azından henüz pamukçuğa dönmemiş bir sarı çiçek bulabilirsiniz ya da küçük bir papatya.
Daha güzellerini görmek için atlayın arabanıza, keşfe çıkın...

26 May 2016

Yığılmak

Hız...
Bekleyiş...
Gerginlik...
***
Gün sonunda koltuklara yığılıp kalan bedenler...
***
Zor, daha zor...
Kolay, asla...

25 May 2016

İstememek, İsteyip Yapamamak

Dikmen Vadisi'ni pespembeye bürüyen ağaçların biri
İstememek;
Bazen bir şeyler içinizden gelmez.
İstemezsiniz.
Bunlar hep yaptığınız şeylerdir aslında ama bu sefer istemezsiniz.
Niye? diye düşünürsünüz, cevap bulamazsınız.
***
İsteyip Yapamamak;
Bazen de isteyip yapamazsınız.
Aslında yapmak istersiniz, ama bir türlü eliniz gitmez yapmaya.
Bunlar da sevdiğiniz, yapmak istediğiniz şeylerdir aslında.
Ama sonuçta yapamazsınız.
Niye? diye sorarsınız yine ve cevap bulamazsınız yine.
***
Genelde sıkıntı, huzursuzluk, can sıkıntısı sebebiyledir.
Zaten sebebi bunlarsa, yukarıda sorduğunuz sorulara cevap bulamamak sizi yeni sıkıntılara, huzursuzluklara sokacaktır.
O sebeple, bırakın kendinizi yıpratmayı.
Cevap bulmaya çalışmayın.
Kendinize cezalar değil ödüller verin.
Olumsuz hiçbir şey düşünmeyin.
Geleceği merak etmeyin, geleceğe dair senaryolar üretmeyin.
Ve sevdikleriniz;
Genelde size yardım edemeyeceklerdir, ne kadar isteseler de.
Belki bunalacaklar, belki kırılacaklar, belki anlamayacaklar ve belki de gidecekler.
Siz yine de, anlayışlı olmalarını dileyin.
Önce kendi sıkıntınızı çözün, kendi kavganızı kazanın.

24 May 2016

Mürekkep, Sıla

Sıla'nın Mürekkep albümü
Nihayet hasret bitti. Kavuştuk birbirimize.
Kendisi, önceki akustik çalışmalarının aksine, sentetik bir albüm yaptıklarını söylüyor. Benim de beklentim akustik şarkılardı. Sentetik bir tarz beni şaşırttı.
Gelelim sürece;
Albümden önce saçlarıydı ilk değişimi. Ben sevdiğim sanatçının tipine, kıyafetine bakmam. Ama bakacak olsaydım; sarı saçlarını sevmedim. Kişisel bir tercih olarak sarı saç sevmediğimden ötürü.
Albüme dair ilk gördüğüm albüm kapağıydı. Sevmedim.
Sonra Afitap'la tanıştım. İlk dinlediğimde kesin severim diye dinlerken, ilk bir iki dinlememde o kadar çok sevmedim. Bunda klibin etkisi olabilir. Asıl sevmediğimin klip olduğunu söyleyebilirim. Bence Sıla'nın herhangi bir değişikliğe ihtiyacı yok. Sıla'ya kimi zaman yapılan eleştirilerin aksine, bana göre en simsiyah elbiselerin içinde de onu dinleyen dinler, (sanırım) çok profesyonel olmayan bir arkadaş kamerasından çıkan klipi (ki ben o klibi çok severim, oradaki Sıla duruşunu) de, arkadaşlarıyla bereber oynadığı klibi de sevenleri izler ve dinler kanısındayım. Şahsi görüşüm, özetle, Sıla'nın böyle albüm yeniliklerine ihtiyacı yok. Onun kendine has duruşu, onu birçok sanatçı ve şarkıcıdan ayırıyor. Ve bu duruşuyla insanların onu çok sevmesi de bence pazarlama stratejilerinin aslında ne kadar saçma, yapılan iş, iyi söz, iyi müzik,  iyi olduğu sürece, bu stratejilerin hiçbirine ihtiyaç kalmadığını da gösteriyor. Bu albüm, bu yönüyle diğerlerinden farklı ve bu yazıda birkaç olumsuzluk ibaresinin olma sebebi de yaptığım bu kısacık (!) özet. 
Devam edelim.
Daha sonra Afitap'ı bir sürü kez dinledim ve sevdim tabii ki.
Sonunda albüm çıktı, aldım. İlk kez arabada dinledim.
İlk dikkatimi çeken şarkı Günaydın Sevgilim oldu. İnsanın haykırası olduğu zamanlar iyi gelecek bir şarkı. Nakarat kısmını avaz avaz söylemek hoşuma gidiyor :)).
Daha sonra Engerek'in Bedük versiyonu şarkısı ilgimi çekti. Oradaki ritm hoşuma gitti ki, ben genelde remix leri sevmem.
Sonra Müstehcen,
sonra sözleriyle beni etkileyen iki şarkı, Engerek ve Ziyan,
sonra ise Münferit dikkatimi çekti ve severek dinlemeye başladım.
Bir de Afitap tabii.
Bunlar severek dinlediğim şarkılar, olmazsa olmazlarım.
Can Dostum'u da seviyorum. 
Diğer üç şarkı (giriş parçasını saymazsak) şimdilik odağıma giremedi, benim onlara fırsat vermediğimi unutursak :).
Her zamanki gibi öncelikle Sıla'ya, Efe Bahadır'a ve emeği geçen herkese teşekkürler, emeğinize sağlık.
Bahsettiğim üzere severek, hasretle, özlemle, bazen avaz avaz (Günaydın Sevgilim, Ziyan) dinlemekteyim.
Şarkıların detayları,  illa ki, önümüzdeki günlerde yeni kayıtlar içinde yerlerini alır. 
Gelecek günler bol sohbetli Mürekkep röportajları getirsin bize :)) . 

23 May 2016

Zamanla

Zamanla;
Vazgeçiyorsunuz...
Bırakıyorsunuz...
Yadsıyorsunuz...
Üzülüyorsunuz....
Daha az konuşuyorsunuz...
***
Zamanla;
Pes etmiyorsunuz...
Sarılıyorsunuz...
Kabullenmiyorsunuz...
Susuyorsunuz...
Daha çok mutlu oluyorsunuz...
***
Aynı ilişkiler, farklı özneler...
***
Sizi izleyenlere gülümsüyorsunuz...
Farkındalığınızı şarjlayan hayata ise bir selam verip yolunuza devam ediyorsunuz...

22 May 2016

Diş ve Kiraz

Yıkandılar, tadıma hazırlar:)
Kanal tedavisi yolunda yürüyen sağ dişime özenen sol dişimin benzer sinyallari vermesi ve bunun Haziran ayına yaklaştığımız şu günlere denk düşmesi bir tesadüf müdür acaba?
Yukarıda gördüğünüz kirazlar benim sevdiğim kiraz modeli. Simsiyah kirazlardan hiç hoşlanmıyorum. Kırmızı kiraz seviyorum, bir de sarı seviyorum ama dikkatli olmak lazım onda.
Diş ve kiraz ne alaka derseniz, olumsuzlarla baş edebilmek için olumlulara odaklanma şeklim :).

21 May 2016

Zehir

Mavi ve beyazın muhteşem uyumu...

Bazen isteye isteye açarız ağzımızı...
Dişe diş göze göz akıtırız zehrimizi...
O an zehrin ölümcülünü akıtmak önemlidir kanımızca...
Neticede ego tatmin olacak, daha çok üzebildim diyecek, ama ben de üzüldüm diyeceğizdir...
Bu insan...
***
Karşısında bir tehlike var.
Kendisine zarar verebileceğini düşünür, düşünmez herhalde, içgüdüsel olarak yapar.
Karşıdakine zehrini akıtır.
Bu da hayvan...
***
İnsan; üzdüğü kişiyi yeniden görecektir ve o kişi insanın zehrini taşımaktadır, artık
***
Hayvan; zehrini akıttığını bir daha görmeyecektir.
***
Zehir akıtmamak, akıtırken unutmamak dileğiyle...
İyi haftasonları...

20 May 2016

Beklemekteydim

Sevdiğim Sıla görsellerinden biri, alıntıdır
Sabırsızca, ne zamandır beklemekteydim...
Tamam, Ziynet Sali'nin şarkılarını dinledik, sevdik.
Güliz Ayla'yı tanıdık, sevdik.
Ama Sıla'dan da dinleyeyim istedim.
Neticede çooook uzun zamandır beklemekteydim.
Ve nihayet, Mürekkep ile tanıştık.
Yakında Mürekkep kaydı gelecek,  meraklısına :).