4 Şub 2016

Art Puzzle'dan Yaz Modası I

Çektiğim, tamamlanmış, puzzle fotoğraflarının ortak noktası nedir acaba? :)).
Geçenlerde ablamın yapmaya başladığı, benim de onlara gittiğimde el attığım puzzle dan bahsetmiştim size burada.
Benden sonra ablam epey ilerletmiş. Gittiğimde devam edip bitirelim dedim. Ve, bir geceki çalışma sonucu puzzle i bitirdik.
Puzzle bitti, yapıştırıldı, kesildi. Bir imece çalışması olarak son ürün haline geldi, teslime hazır :). Diğer ablama gidecek.
***
Puzzle ile ilgili birkaç not:
Puzzle normal 1000'lik puzzle lara göre daha dar, ama daha uzun.
Çok kolay yapılabilen bir puzzle değil ama daha zorlarını da yapmışızdır biz ablamla.
Kısaca, yapılamayan puzzle lar itina ile yapılır, diyelim :))). 
***
Cevap: Bir parça yamuk olmak :)).
Olsun, amatör olmak iyidir.
Öğrenebilmek güzel şey. 

1 Şub 2016

Su, Buket Uzuner

Buket Uzuner'in Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları adı altındaki dört seri kitaptan, yayınladığı ilki Su kitabı. Bu serinin benim okuduğum ilk kitabı olan Toprak ile ilgili yazımı okumadıysanız buradan okuyabilirsiniz. Seriyi bozmamak adına sırasıyla gitmenizde fayda var, yani, Önce Su, sonra Toprak şeklinde. Ben Su'yu okumadan Toprak'ı okuyup anladığımı ve bütünlüğü yakaladığımı düşünmüştüm. Ama Su'yu okuduktan sonra her şey daha iyi oturdu kafamda, ilişkiler, tanımlar, kişilikler vs.
Her iki kitapta da beni en çok etkileyen şey, yazarın betimlemeleri oldu. O betimlemeler sayesinde her iki romanın da içine girebildim. Özellikle hayvanlarla ilgili olan bölümlerde, Su: yunus ve Semahat, Toprak: geyik ve Umay Nine, çok etkilendim ve sanki ben de oradaymışım gibi bir hisse kapıldım.
Toprak kitabında olduğu gibi Su'da da bulma sürecinde yine sabırsızlandım. 
Romanın sonu öyle bir şekilde bitti ki, iyi ki Toprak'ı önceden okumuşum diye sevindim :). Su okurları sonunda biraz kalakalacak ve hayır ya, inşallah öyle olmamıştır diyecek :). 
Buket Uzuner'e bu güzel kitap için teşekkürler.
Artık biliyorsunuz, kitaptan kendim için aldığım notlardan burası için seçtiklerim:
"Dünya aradığını çok isteyenin bulmak, az isteyenin şikâyet etmek, hiç istemeyeninse seyretmek için zaman harcadığı bir gezegen değil mi?" (s. 101) Gerçekten çok hoşuma gitti. Genelde 'çok' kelimesini sevmem ama burada çok tarafında olalım hep.
"Her şey üstüne gelip seni dayanamayacağın noktaya getirdiğinde sakın vazgeçme! Çünkü orası, gidişatın değişeceği yerdir!" (Mevlâna'nın sözü olduğu belirtiliyor.) (s. 274) Diyecek söz yok. Belki siz de bu aralar böyle hissediyorsanız, aklımızda kalsın hep.
"Pazartesi güzel gündür. tazedir, başlangıçtır. Pazartesi ümittir." (s. 311) Sanıyorum, hiçbirimiz pazartesiye güzel gün olarak bakmamışızdır. Pazartesi hafta başını temsil eder ve bu hafta başı olayı bizi pek mutlu etmez. İsteksizlik ve keyifsizlik bizde pazartesiye kötü anlam yükler. Sanırım, işleri hobileri olan insanlar için pazartesi kitapta geçtiği gibi güzel bir gündür. Başlangıç ve ümit kısmına ise bir çoğumuz katılabiliriz. Çünkü, yeni kararlarımızı hep pazartesi günü alırız. Ama kararlılığımızı temsil etmez pazartesi, salı en geç çarşamba bozulur kararlar. Kararlarımızın her hafta pazara kadar sürmesi dileğiyle, hep (Üstteki iki paragraf da 'hep' le bitince bu da öyle bitsin istedim :) )