26 Kas 2014

Güllerin Savaşı

Fotoğraf https://tr-tr.facebook.com/GullerinSavasiFanSayfasi sayfasından alınmıştır.
Ararız ya bazen başka hayatlarda bizi...
***
Güçlü bir kadın karakteri yaratılmış, mutsuzluğunu, acısını kendi içinde yaşayan bir kadın.
Başarmak için çabalayan, hedefleri olan, kararlı, güçlü, büyüyen bir kadın karakteri yaratılmış.
Zengin hayatlar içinde masumiyeti arayan başarılı bir adam karakteri yaratılmış.
Başroldeki iki kadın oyuncu, Damla Sönmez ve Canan Ergüder'i başarılı buluyorum.
***
Televizyonla pek aram yok aslında. Özellikle akşamları açık televizyon görmek evin ışığını arttırdığından öncelikle beni fiziksel olarak rahatsız eder, sonra da izlediğimiz haberler nedeniyle psikolojik olarak rahatsız eder. Dolayısıyla dizi müdavimi de değilim. Ama her sezon bir aile dizisi olur takip ettiğim, onları da daha önce paylaşmıştım sizinle burada.
Bu sezon değişik bir şey oldu. Bu diziye takıldım. Dizi benim izlediğim diziler kategorisinde değildi. Ama şans eseri izlemeye başladığımda dizinin içinde iyi işlenmiş detaylar gördüm. Bir de yukarıdaki sebepler var. Tüm bunlardan dolayı diziyi yakından takip etmeye başladım. İlk on üç bölüm gayet güzeldi bana göre. Sevmediğim olaylar vardı tabii ama bu on üç bölüm süresince dizinin içine saklanmış ve o kadar güzel işlenmiş detaylar vardı ki, sanırım beni onlar çekti...
On üçüncü bölümden sonra dizi başka boyuta kaydı. On beşinci bölümden itibaren aradığım tadı bulamamaya başladım. Tek bir bölümle dizinin üstünü çizmiş olmak istemedim. Üç bölüm daha izleyeceğim demiştim. Ama 18. bölümün fragmanını izlediğimde diziyi benim dünyamda sonlandırdım.
Niye?
13. bölümden sonra dizi başka taraflara kaymaya başladı. Onuncu bölümden sonra dizi hızlı akmaya başladı. Bundan rahatsız oldum her şeyden önce. Bana göre on üçüncü bölümden sonra oyuncular da bu akışa uyduramadı. O zamana kadar Gülru ve Ömer rollerini başarılı bir şekilde oynarken, bu bölümden sonra oyunculuklarının rol olduğunu düşünmeye başladım (Garip bir cümle oldu, farkındayım. Yani, daha önceden bana her şeyi gerçekmiş gibi hissettirirken bu bölümden sonra dizi izlediğimi fark ettim.). Yine bu bölümden sonra yaşananlar çok aşırıydı. Dizide hatalar da ortaya çıkmaya başladı (Aynı günü iki gün sonra diye göstermek gibi). İlk bölümlerde savaşı görememiştik, aslında görmeyi istememiştim de. Benim gördiklerim bana yetmişti. Bence dizinin ilk senaryosu böyle tasarlanmamıştı. Savaş yine olabilirdi ama ben daha etkili bir savaş beklerdim. Bir adamın etrafında dönen bir savaş  bence bu diziye yakışmadı.
***
Herşeye rağmen;
Dizideki oyunculukları ve oyuncuları çok beğendim. Önceden tanıdıklarım da vardı, tanımadıklarım da... Dizinin renkleri çok güzeldi, mavi tonları; ev döşemeleri, elbiseler, ceketler... Emeği geçen herkese teşekkürler... Özellikle ilk on bir bölümün senaryosunu yazanlara, o on bir bölüm içindeki detayları düşenenlere teşekkürler...
***
Bazen bir şarkı, bazen bir dizi, bir film, iyi gelir ya bize...
Sayesinde bir şeyler değişir ya hayatımızda...



25 Kas 2014

Seni Seviyorum Adamım Filmi

Fotoğraf Google görsellerinden seçilmiştir.
Bizi mutlu eden şeyler zamanla büyüyor mu acaba gerçekten?
***
Epeydir beklediğim bir filmdi...
Şarkısını dinledim, beğendim. Fragmanını izledim, şarkının klibini izledim. Yazılanları okudum.
Sonra insan, ister istemez kendi senaryosunu yazıyor.
Filmi izledim, benim karelerim çıkmadı. Ondan belki, sevdim diyemem filmi.
Sonunu acıklı beklerken bana çok geldi bu son... Bir de cuma akşamı gidince, insan daha bir fena oluyor... Ben sonu mutlu biten filmleri seviyorum daha çok. Bundandır, aradan önceki kısım bana daha iyi geldi.
Öte yandan, filmin Kıbrıs sahneleri güzeldi. Ben bir çok yer gibi Kıbrıs'ı da çok merak ederim. O nedenle hoşuma gitti. Berk'in evi de çok güzeldi gerçekten. Ve yaşantısı da... Hepimizin gelecekteki 'bir gün' hayali...
***
Tüm emeği geçenlerin eline sağlık...

23 Kas 2014

Kayıp

Kayıp...
***
Soğuk...
Acı... 
Umutsuz...
Geri dönüşsüz...
Bitiş...
***
Dün geceden beri bu düşüncelerle kaybı yaşadık.
Hastane sokağında hayatın iki yüzünü gördük...
Bir daha yaşanmasın istedik, inanmayarak da olsa...

22 Kas 2014

Değişime Dair

Fotoğraf Google görsellerinden seçilmiştir.
Sertab Erener'le yapılan bir şöyleşide kendisine sorulan bir soruya verdiği cevabın bir kısmı:
"Çünkü değişmek istedim ve hayatımı değiştirdim. Kendi hayatının oluşumunu değiştirdiğinde, hayatındaki oyuncularda değişiyor."
Devamı...
"...Bakın ben Eurovision’da birinci olacağımı biliyordum. Bunu bilerek gittim."
"Nasıl yani?"
"Deneyimler var. Uykuya dalmadan önce, zihnin bir bölümünde enteresan şeyler oluyor. Şimdi, günlük, sıradan işleri yapan bir bilinç var. Bir de alt bilinç var. İnsanın hayatını alt bilinç yönlendiriyor. Ama kimse bunun farkında değil. İnsan alt bilincine sürekli bir şeyler atar. Eğer sen bu bilince korkular atarsan, hayatı yaşarken, bu korkularla karşı karşıya kalıyorsun. İnsanı yaratan şey, alt bilinçtir. Alt bilinçte uyku halindeyken devreye giriyor. Alt bilince, “Ben birinci olacağım” diye mesaj yollamaya başlarsan ya da çok istediğiniz bir şeyi, o gerçekleşiyor. Ben hep, ödülü havaya kaldırdığım anı alt bilincime gönderdim. Ve ben onu hep olmuş gibi yaşadım. Bunu geceler boyunca yaptım. Öyle ki birinciliği hücrelerime kadar hissettiğim anlar oldu. Bunu yapınca da başarıyorsun."
 ***
"Kendi hayatının oluşumunu değiştirdiğinde, hayatındaki oyuncularda değişiyor."
İçi dolu bir söz değil mi?
"Eğer sen bu bilince korkular atarsan, hayatı yaşarken, bu korkularla karşı karşıya kalıyorsun."
Bu da doğru değil mi?

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/magazin/haber/10465279.asp

Ay dönümü :)


Etrafı toparlıyorum.
Emanetleri geri veriyorum.
Ay dönümünü de unutmuyorum :).
Güzel bir 22 Kasım geçirmeniz dileğiyle...

21 Kas 2014

Sardunyalarım

Geçen ay pencere önü sardunyalarımın büyük bir sevgi ile açtıklarını söylemiştim. Bir de görelim...
Epeyce kalabalıklaşıyorlar.

Yavruağzı

Pembe, çok hoş değil mi?

Kırmızı, biraz kurumaya başlamış gibi
O zaman kurumaya aldım onları. Pembeler güzel günlerin anısına bir gül...


20 Kas 2014

Somon Tarifi

Geçtiğimiz haftasonu şehir dışından bir arkadaşımız geldi. Akşam yemeği için ana yemek olarak norveç somonu yaptım.
Öncelikle geniş bir tencereye ihtiyacımız var, benimki iyi bir örnek değil :(.

Tenceremizi biraz zeytinyağı ile yağladıktan sonra en alta soğanlar, onun üstüne patatesler, onun da üstüne kırmızı biberlerimizi diziyoruz.

Daha sonra yeşil biberlerimizi diziyoruz.
En üste baharatlanmış (tuz, karabiber) somonlarımızı, onun da üstüne domateslerimizi koyuyoruz. Bunları yaparken lütfen taşmayın, misafir yolda geliyor diye de yardım isteyebilirsiniz somonlardan:)). Bulduğumuz boş yerlere de birkaç defne yaprağı tıkıştırıyoruz. Tencere geniş olsaydı, su kullanmıyordum ama bu sefer biraz ekledim. Bir de buna bezelye iyi gidiyor ama bende yoktu, sizde varsa mutlaka ekleyin.

Sonuç;
Çok lezzetli oldu. İçinde hem sebze hem balık var. Çok vitaminli, çok da çabuk pişiyor. Yapımı da çok basit. Ben bu sebeplerden ötürü çok seviyorum bu yemeği. Afiyet olsun ...

9 Kas 2014

Balık Keyfimiz

Mor soğan, beyaz lahana, marul, roka, havuç, turp, kapari, nar, taze nane, kuru nane ve portakallı zeytinyağı:) Afiyet olsun...

Kişnişli, top karabiberli, defneli balıklarımız...

7 Kas 2014

İlk Gül - 2



Umut; kalmadığını düşündüğünüz bir anda yeşeriverir ya yeniden...
O yüzden insanoğlu yaşayabiliyor belki...
Umut ettiği için, unuttuğu için ve sevebildiği için...

Sürpriz


Çarşamba günü öğle suları ofise döndüğümde beni bu güzel iki çiçek karşıladı :).


Sonbahar renkleri, ayıcık da pek sevimli :)
Teşekkürler...