29 Şub 2012

Ankara'da Kar

http://sivrihisardandatcaya.blogspot.com/ Bloğunun sahibi dayıcığıma sevgilerle...

Kar, yağmasından hoşlanmayanlara inat yağmayı sürdürmekte. Bense, yine ve yine, sokaklarda bembeyazlıkları benim ayakkabılarımla yok etme sevdasındaydım. Bugün biraz keyifsiz olduğumdan çamlardan kar silkeleme işine pek girmedim. Ama sağolsun, Cem'in sayesinde epeyce tattık, kimle mi? Ben ve fotoğraf makinası. Bakalım şu an için bir sorun yok ama ileride makinamız arızalanırsa şaşırmam yani.Neyse, bakalım neler çekmişiz?
Olmazsa olmaz çam fotoğrafları:


Bunlar da diğerleri, karın seviyesi ve de soğuğu ispatlayanlar:
Bahçe kapımız
Ortadaki benim elimin izi, ne kadar yağmış testinden sonra saksı küpümüzün hali.
Gülistan kar ölçmekte
Bu da başka bir kar göstergesi

Bir zamanlar arabaydı.
O da, bir zamanlar arkadaki aracı gösterme işlevi göstermekteydi.
Bahçemizdeki musluk
O da, bir zamanlar çatıda eriyip akarak aşağı ulaşmaya çalışan suydu.
Serçeler, gelişimizle kaçışta
Uzaklaşınca yemeğe devam
Sınırları belirsiz mahallemizin köpişi

28 Şub 2012

Ardından...

Genelde netten gazete okumam, net haberlerini sevmem. Karşıma isteğim dışı çıkan, bir habere tıkladığımda yanımda sürekli görüntülenen sevimsiz fotoğrafları ve haberleri sevmediğimden mecbur kalmadıkça gazete okumam nette. Ama bugün başkaydı.
Sürekli aklımda bir isim, gözümde o fotoğraf vardı, aklımda da dünden, hâttâ haftasonundan beri düşündüklerim...
Düşünülenler, yazılanlar neyi değiştirir ki...
Bir tarafta ego, bir tarafta mâsumca istekler, umutlar...
Sizce hangisi kazanır?

Hâlâ dualarım o gençle...

27 Şub 2012

Kaybettik

O'nu kaybettik.
Kendisine Allah'tan rahmet ve tüm yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Şevket Çavdar İçin

Benim dualarım o gençle, lütfen siz de onun için dua edin...
Tek isteği alyansını fiziki bir parmağa takabilmekti...

26 Şub 2012

Android Tablet

Galaxy Tab çok yakında, burada...
Şimdi ders hazırlama zamanı, gittim ben...

25 Şub 2012

Organ Nakilleri

Biraz önce epey bir nette dolaştım ama o televizyonda haberlerde izlediğim kareyi bulamadım. Ama siz mutlaka o fotoğrafı görün: İki kol, iki bacak nakli yapılan Şevket Çavdar'ın eline dikkat edin, eminim ki elindeki o detayı siz de fark edeceksiniz. Tüm kalbimle kendisine ve eşine saygılar...
Umarım yüz nakli gibi iki kol ve iki bacak naklinin yapıldığı ameliyat da başarılı bir şekilde tamamlanır.
Ben en çok yüz naklinin nasıl yapıldığına hayret ediyorum.
Organ nakilleri sırasında organların taşınma sürecinden hiç hoşlanmıyorum. Bugün de organlarla ilgili çeşitli şeyler söylenmiş. Ben tabii ki bu konuda yeterli bilgi sahibi bir insan değilim ama mesela organların yere konmasını görmek istemiyorum. Bu sürecin daha profesyonel bir şekilde gerçekleşmesi dileğiyle...

23 Şub 2012

8 Mart Yaklaşırken...

"İnşallah bir daha olmaz böyle şeyler."
Ne şimdi bu!...
Bir devlet görevlisinin inşallah maşallahtan çok daha öte bir şeyler söylemesi ve yapması gerekmez mi?
Yoksa biz yine sadece salonlarda, meydanlarda Kadınlar Günü'müzü kutlar, böyle olayların bizim başımıza gelmemesini umut eder ve gelmediği için mutlu oluruz.

17 Şub 2012

Kar Var, Uyku Yok

Dışarıda kar var.
Mâlum öyle olunca bende de uyku yok.
Saat iki oldu.
Yatmalıymışım artık.
Benim gibi uyumayanlar için;
İyi geceler...

Ve Kar Yağar...

İstediğim pozu yakalayım derken bunu yakaladım, nasıl?

Bu da istediğim poz; sokak lambasının ışığında görülen kar taneleriydi amaç :)

16 Şub 2012

Kar Bekliyorum

Kaç gündür kar bekliyorum, yağmadı.
Bugün sabah bize biraz serpiştirdi, sonra güneş çıktı.
Akşam hava çok ılıktı bir kış günü için.
O yüzden umutluyum ben...
Belki yarın yağar. 
Bekliyorum...

Tempo, Yeryüzü Cennetleri 2012 Takvimi

Çok hoş değil mi?
Tempo dergisinin 2012 yılına ait düzenlediği "Yeryüzü Cennetleri" isimli takvimini sizinle paylaşmak istiyorum bugün. 

Tempo, Yeryüzü Cennetleri takvimi
Takvim masa takvimi. Her güne dünyanın ayrı bir yerindeki güzellikler fotoğraf olarak eklenmiş. Solda ayın takvimi, sağda da boşluk bırakılmış, o güne ait notlarınızı alabileceğiniz. Bence çok kullanışlı. Her gün fotoğraflarıya çalışma masam güzelleşiyor, hem de önceden ileriki bir tarihe ait notlarımı ekliyorum takvimime. Hâttâ, bazı kıskananlar :) da benim gibi çalışma masasına koydu bu takvimi. Dolayısıyla, Tempo o ay bizim eve iki kez girdi.

Kar, dağ ve bulut... Karşısına geçip uzun uzun seyrettiğim görüntülerden.
Niyeyse, bu fotoyu ilk gördüğüm andan itibaren hep bana aşağıdaki Denizli fotoğrafını çağrıştırdı.
Denizli, 2011 yazından, Fevzi'lerin evinin balkonundan...
Fillerim, onları seviyorum...
Hep bloglarımıza ekleriz ya buna benzer fotoğrafları, demek ki buralarmış :)).
Paris; hayatımda hep özel bir anlamı olacak. Yaşam, özgürlük, gezi, huzur, yükseklik, açık otobüs, Notre Dam kafe, bisiklet yarışları, Sen nehri, nehir turu, Champs-Élysées, pencereleri renkli sardunayalarla renklenmiş bir otel, iki güne sığdırılmış koca bir Paris. Bir kez daha gittiğimde yine o tadı yakalayamayacağımdan korktuğum tek şehir. Hep anlatılamaz bir güzellik olarak içimde kalacak...
Güzel bir plaj.
Derya ablam çok sever şelaleri, yeri gelmişken söyleyeyim. Ben ablamı çok özledim, çabuk gel...
Ben de görmek isterdim onları bu kadar yakından, görmeseydim eğer.
Ama  ben gördüm onu işte, hem de nerede bilin bakalım: İzmir Doğal Yaşam Parkı. Filim büyümüş midir ki? Havalar ısınsa ve dersler bitse, belki gideriz yine. Ama o, o zamana kadar kocaman olmasın :)))).

13 Şub 2012

Çıtçıt Ben

Nete bir sormam lazım. Bugün sürekli çıtçıtlıyorum. Feci elektrik yüklüyüm.
Yeni döneme başladık. Yoğun bir programım var.
Bugün ilk günün yorgunluğu var üstümde, yatıyorum.
Herkese iyi geceler...

9 Şub 2012

Ve Her Yer Beyaz Oldu

Şimdilik bu kadar değil, ama belki sabaha olur.
Sabah az az başladı kar. Sonra (annemin deyişiyle) "dövüşe dövüşe" yağmaya başladı. Ve sonra her yer beyaz oldu. 
Akşam servise bindim. Serviste konuşanlardan anladım, karın bu kadar yoğun yağdığını. Bizim okul biraz şehirdışı olduğu için karın merkezde ne kadar yağdığı belli olmuyor. Sonra yola çıkınca ve merkeze yaklaştıkça yavaşlayan trafikten anladım karın epey yoğun yağdığını.Trafik önce akıcıydı, sonra yavaşladı, sonra durdu. Durduk, bir süre servisin içinde bekledik, sonra inip yürümeye karar verdik, zaten inmemize az kalmıştı. Kaya kaya, ayylaya ayylaya, güle güle, kol kola, servisi geride bıraka bıraka eve geldik. Bir saat gecikmeli evdeydik. Ama ben çok eğlendim.
Bugün yağan kar, bu beyazlık bana iyi geldi. Dünkü huzursuz halim gitti. Çünkü her yer beyazlamaya başladı, sonra beyaz oldu. 
Gerçekten, her yer bembeyaz... 
Beyaz...
Kötüyü de aldı götürdü. Hani derler ya "şöyle bir kar yağsın da mikroplar ölsün" diye. Sanırım bende öyle oldu.
Odamda çalışırken dışarıda yağan karı izlemek çok hoşuma gitti. Bir de köpişlerim var benim. Odamın baktığı yeşil alanda barınıyorlar. Kar yağarken bir ara yavru köpiş ve (belki) annesi olan köpiş göründü. Yavru köpiş benim gibi karlarda hoplayıp zıplıyordu. "Bana ne kadar da benziyor" diye düşündüm. 
Teşekkürler YG.
Karı seviyorum. 
Beyazı seviyorum.
Hep kar, hep beyaz olsun...

8 Şub 2012

Beyaz...

Fotoğraf Google görsellerinden seçilmiştir. Annemle en büyük hayalimiz bir gün buna benzer bir evimiz olması.   Çok güzel bir fotoğraf değil mi?
Karlı bir yere gitsem, yukarıdaki gibi ve orada uzun uzun beyazı seyretsem...
Beyazı ve saflığı...
Fazlalıklarımı düşünmeden...
Hiçbir tanıdık yüzü olmadan...
Her şey sadece beyaz, saf, temiz olsa...
Ondan sonra kaldığım yerden devam etsem.

7 Şub 2012

Beklenen Zamanın Sonunda

Heyecan da merak da bitti. Yeşil önlüklere şimdilik veda ettim. Ancak çoğalmalar ve büyümeler var. Benim bedenime ait olmayan bir şeyin ya da şöyle söyleyeyim herkeste olmayan, yani olmayanların da yaşayabildiği, zararı olmasa bile yararı da olmayan şeylerin sayılarının artması beni rahatsız ediyor. 
Büyük bir tedirginlik ve gerginlikle girdiğim o odada doktor ilk önce gayet sevimliydi, beni tedirgin ruh halimden çıkarmaya ve güldürmeye çalıştı. Muayene ettikçe bendeki çoğalan şeyler onun da canını sıktı ve sonlara doğru esprileri geçtim, konuşmamaya başladı. 
Diğer doktor bazı şeyleri kanıksamış artık. Ama ona sorduğum soruyla onun da düşüncesi biraz açığa çıktı. Şimdi ben hâlâ orada yoklar diye sevinmeli miyim, yoksa ya ordaysa da belli olmuyorsa diye telaşlanmalı mıyım? Eğer, anı yaşıyorsak mutlu olabilirim, zaten bu benim problemim, öyle değil mi? 
Herkes ister ama eyleme geçmeye gelince egoları isteklerinin önüne geçer ama her zaman her durumda istenir, ötesi düşünülmeyerek...

6 Şub 2012

Zaman Geldi

İzmir'imle başlayayım ki beni mutlu etsin dedim. Fotoğraf Google görsellerinden seçilmiştir.
Bir haftadır süren sessiz bekleyişim yarın sonlanıyor...
Yarın için;
Heyecanlıyım; çünkü sonucu merak ediyorum.
Korkuyorum; çünkü ya uzak son yakın olursa diye...
Biraz önce geçen sene bu zamanlarda yazdığım kayıtları okudum, tam da kişisel blogun amacına uygun olarak. Yazılanlar azdı aslında hissettiklerim yanında.
Bir organın, hâttâ yaşamsal olmayan bir organın, yaşamım için bu kadar önemli olduğunu ilk kez geçen sene fark ettim.
Ve beklemenin, sabretmenin neden insanı bu kadar hızlı büyüttüğünü de....
Yarın;
Ya cumaya yeni bir yeşil önlük vâkası.
Ya yeşil önlüklere bir yıl daha veda.
Ya da yine beklemek ve en kötüsü bu... 

4 Şub 2012

Güneşli ve Uzun Zaman Sonra Sıfır Derece Üstünde Bir Ankara

Bugün Ankara'da güzel bir hava vardı, eriyen karları saymazsak. Güneş sanırım özlenmiş ve belki biraz da sıcak hava.
Kızılay, Olgunlar'da kitap arayışındaydım. Aradığım kitapların hepsini (stoklarıyla beraber) bulunca, hele de bir kitapçıda bulunca çok sevindim. Bahar dönemi için hazır mıyım ne?
Hayırrrr....

2 Şub 2012

Kar Sevdası

Fotoğraf http://www.internethaber.com/izmirde-yillar-sonra-kar-foto-galerisi-21097.htm sitesinden alınmıştır.
Bugün Ankara feci soğuktu. Ve ben en soğuk günde yapmam gereken işler için dışarıdaydım. 
Favori şehrim İzmir de karı gördüğünde benim gibi sevinmiş. Tek farkla; onların bazıları karı yıllar sonra ilk kez gördüğünden bazıları da gerçekten ilk kez gördüğünden bu denli sevinmişler. Bense Ankara'da yaşayan biri olarak karı her gördüğümde çocuklar gibi sevinirim. O yüzden karı her gördüğümde canım sokaklarda koşturmak ve fotoğraf çekmek ister. Eskiden kar yağdığında dersaneden ya da üniversiteden filan gelirken otobüs gelmezdi, ayaklarımı ve ellerimi hissetmez olurdum. Yine de, gece, ışıklar, yağan kar, boş sokaklar çok hoşuma giderdi. Ne yapayım, kış çocuğuyum. O yüzden ben karı ve puslu havaları severim. Güneş beni çok sevindirmez. İzmir'e dönersek, bu haliyle de çok hoş değil mi? Denizli bir şehirde karı hiç yaşamadım, hep merak ederim kar yağan denizi. Karlı bir günde denizli bir şehirde olsam, kıyıdan uzun uzun denizi seyrederim sanırım bir süre, millet gideceği yere koştururken.
Tüm bunları yazarken, sanırım o da bir kar sevdalısıydı. Dün İstanbul'da karın tadını doyasıya yaşamak ve fotoğraflamak için dışarı çıkan ve çukura düşerek hayatını kaybeden o gençten bahsediyorum. Çok acı gerçekten, tüm sevdikleri için. Allah rahmet eylesin ve tüm sevenlerine sabır versin.

1 Şub 2012

Her Gün 60 Saniye Felsefe

Her Gün 60 Saniye Felsefe, s. 119, bölüm 53

Her Gün 60 Saniye Felsefe, s. 120, bölüm 53
Ve Her Gün 60 Saniye Felsefe, biter.
Güzeldi.
Tavsiye ederim. Niye mi?
  • Bir kere çoğu iki sayfadan oluşan parçalardan oluşuyor. Böylece sabah uyku mahmurluğuyla okurken sıkılmıyorsunuz.
  • Felsefe sevmeyenler bile okuyabilir, çünkü çok eğlenceli. Birçok bölüm sonunda gülümsüyorsunuz.
  • Bazen olayların hem o yönünü hem bu yönünü düşünürken kafanız karışıyor ve anlatılanları çözmeye çalışırken kafanızın ciddi ciddi çalıştığını fark ediyorsunuz.