31 Ara 2012

İyi yıllar!

İyi yıllar...
Sağlıklı yıllar...
Mutlu yıllar...
Umutlu yıllar...
Başarılı yıllar...
ve Huzurlu yıllar...

24 Ara 2012

Salatam

Pazar gününün lezzetlilerinden biri
Bu evin bize kattığı en güzel şeylerden biri (başkaları da var tabi) haftalık balık keyiflerimiz. Balıklar ustadan :), salata benden. Balık canavarı olan ben, bu anlarda epeyce keyifleniyorum. Balığı ilk ağzıma attığım zaman, bir süre zaman duruyor sanki. Birkaç lokmadan sonra yanımdakileri fark edip mekâna geri dönüyorum. Sebep olan herkese teşekkürler...
Not: Blog takipçileri için aynı resim ya da aynı yazıyla karşılaşmak en büyük hüsran. O yüzden bu kısacık kaydı ekliyorum. Aslında çok şey var yazacak ama bu ara biraz sıkışık. Yine de yazmaya çalışacağım :).

9 Ara 2012

Yalnızlık...


Kalabalık bir ailede büyüdüm. Aile kalabalık, yaşadığım evler küçüktü. Bundan dolayı hep birileriyle bir arada bulundum. Yalnız kaldığım zamanlar da oldu, özellikle evden ayrılmalar (evlilikler ve diğeri) başladıktan sonra. Yalnız kaldığım zamanlar mutlu olabildim. Ama gerçek yalnızlığı evlilikle yaşadım. Sınırlar genişledi. Sayı zaten ya iki ya bir. Süre dersen benim yalnız kaldığım zamanlardan çok daha uzun. Dolayısıyla gerçek yalnızlık o zaman başladı benim  için. Bazen fiziksel bazen manevi. Ama yalnızlık sonuçta...
Ondandır mı bilinmez, bu ara en sık dinlediğim şarkı "Yalnızlığın Çaresini Bulmuşlar" (Gripin).

7 Ara 2012

'Çekilmez'

Geçen sene Aralıkta onunla berabermişim, şimdi yok.
Tek bir soru...
Yeni yükler karşısında sormak istenilen tek bir soru...
Bu sorunun cevabı dışında birçok cevap...
'Çekilmez'...
Uzun konuşmadan kalan şey bu...
Şak gibi bir tokat...
Ötesi var...
'Herkes akademisyen olamaz'...
Anladım...
Neyi mi?
Baştaki sorumun saçmalığını...
...
Bir karar...
Doğruluğu her defasında test edilip, testi geçemediği halde devam eden bir karar...




4 Ara 2012

"Bilmiyorum, ben karı severim"

Dün eklediğim fotoğraf sonrası sabah lapa lapa karla sabaha uyandım. Güzeldi, mutlu olmam gerekirken bacaklarımdaki sızılar (benim bir gün önce netten okumayla kendime koyduğum, acaba huzursuz bacak olabilir mi ki, teşhisimi dün doktor da bir çırpıda koydu bana. Ama belirtilerin tam bana uyduğunu söyleyemem. Zaten şu an yaşadığım rahatsızlığın da sonucu olabilirmiş bu.) ve şu an yaşadığım senaryo keyfimi yerine getirmeye yetmedi. Ama dün, somurtkan bir ifadeyle bindiğim takside bir ara gülümseyebilmiştim. Taksi şöförünün konuşma çabaları yağmurla başladı, oradan kara geçti ve sonra "Bilmiyorum ben karı seviyorum" deyince gülümsedim. O bilmiyordu ki, ben de karı severim, beklerim ve hep yağmasını isterim.

3 Ara 2012

Rağmen

Şubat 2012

Sabrediyorum, ya da çalışıyorum.
Herkese, her şeye rağmen yapabilmeye çalışıyorum.
Beynimin eskisi gibi çalıştığını düşünmesem de çabalıyorum.
Bunun sebebi yaşadıklarım mı yoksa beynim de mi yaşlanıyor acaba, bilemiyorum.
Gecede tutam tutam beyaz saç üretebiliyorum ama mesela...
Saçma sapan bir mesaj sonrası dağılan haftasonum ve pazartesim...
Son iki haftasonudur garip olaylar yaşıyorum ve bu olaylar sonrasında bel bağladığım haftasonlarım da  bel bağladığım insanlar gibi uçup gidiyor.
Kanımın içinde bir şey kalıp kalmadığından emin değilim. Magnezyum, çinko, feritin ve d vitamini...
Gün gelecek 'yeteeeeer' diye anlık bir haykırışta bulunacağım. O an neresi, ve onlar kim olacak bilemiyorum ama yakındır, bekleyin...
Bazen düşünüyorum bambaşka bir senaryoyu, kişileri değiştiriyorum, çevreyi, diğerlerini. Sonu mutlu biter miydi ki?... Kim bilir... Ama belki tuz oranı azalırdı...

29 Kas 2012

Nasuh Mahruki Okulumuzdaydı...

Niye üç nokta? Çünkü, çünkülerim var.
Bugün gerçekten çok üzgünüm ve bir parça da kıskançlık içerisindeyim.
Üzgünüm, çünkü bugün Nasuh Mahruki buradaydı. Ama ben, o saatlerde doktoram sebebiyle, telafisi olmayacak bir derse katılmakla yükümlü olduğumdan burada değildim. Ve ne yazık ki onu dinleyemedim. Onun yerine Rus bir fizikçiden Quantum bilgisayarlar konulu bir seminer dinleyip, bu seminer sebebiyle bölünen Surf sunumunu anlamaya çalıştım.
Üzgünüm, çünkü hayatımda önemli bir yere sahip olduğunu düşündüğüm bir insan o.
Bilgisi, tecrübeleri, hayat bakış açısı, akıcı konuşması, topluluğa hitap yeteneği ve ta en başından beri benim için en dikkat çekici özelliği sadece kendiyle yarışma çabası (onunla yarışan diğer tüm insanlara inat), ve elbette ki kitapları... Daha önce öğrencilik hayatımda yine bu okulda dinlemiştim onu. Ve bir de Finike... Kendisiyle orada görüştükten sonra alçakgönüllülüğü hayatımdaki yerini sağlamlaştırdı.
Üzgünüm, çünkü öğrencilerimiz (gençlerimiz) fan derecesinde bir şarkıcıya, futbolcuya, komedyene bağlanmayı severken Nasuh Mahruki gibi kişilerin seminerleri yeteri çoğunluğa erişemiyor. Bugün de öyle olmuş.
Ve biraz kıskançlık içerisindeyim. Çünkü benim gidemediğim seminere Cem gidip dinlemiş. Aslında bir görev uğruna ama, olsun, ben yine de kıskançlık içerisindeyim. Şaka bir yana, elimde ufacık bir video var, bugüne dair. O da bugünün tesellisi benim için. Umarım, yakın bir zamanda onu yeniden okulumuzda ağırlarız.

13 Kas 2012

Kasım Gülüm

Bahçemizin kasım gülü, kendisi gonca halinde evimize geldi ve de yalnız değil, görüldüğü üzere...
Koca bir gül bahçesiyken ben niye bu haller?...

Sinav Sonrasi

Hayallerimin ulaşılabilir yerlerde olduğu mesajı içten içe hep benimleyken, yine istemediğim sonuçlar almaya devam ediyorum.
Uzun uykusuzluk dönemlerimin sonucunu bu sınavda aldım. Dün akşam uzun (9 saat) bir uyku uyudum. Sabah yine yorgun ve uykusunu alamamış biri olarak uyandım. Üstelik bu saate kadar da bilgisayarla manasız bakışmalar içerisindeyim. Silkelenip yeni haftaya hazırlanmalıyım ama, ama, ama...
Birkaç gün için benim dışımdaki zaman dursa, ben yarım kalan işlerimi bitirebilsem güzel olurdu dimi?
Not: Bu dönemi hem öğrenci hem hoca olarak geçiren ben, kendime çok da haksızlık etmemem gerektiği kanaatindeyim.  Yapılacak onca farklı iş varken, işlere yetişemem normal sanki...


12 Kas 2012

Sınav

Uzun bir aradan sonra ilk kez klasik bir sınav hayatımın içinde yeniden.
Yarın...
Çok iyi hazırlanamadım. Şu anda da ciddi bir uykusuzluk çekmekteyim. Ajdada içilen çaylardan sonra bir büyük kupa kahve, şimdi de aynı kupayla çay içersem eğer, gözlerim kendiliğinden açılabilir mi acaba?
Öte yandan sınava da uykusuz gitmemek lazım.
Ve ayrıca, sınav çalışmasından sonra bir saat de diğer iş için zaman ayırmalıyım.
Peki o zaman en erken kaçta yatabilirim acaba?
Siz düşüne durun, ben gideyim...
Herkese iyi geceler, tatlı uykular, benim gibilere de iyi çalışmalar...

11 Kas 2012

Sandık


Akçay sahilinde bulutlar...
Bir sandık var, içinde biri...
Dışarıda biri, sandığın sahibi belki de kim bilir...
Kilitlenmemiş sandık...
O biri içinden çıkabilsin diye...
Uğraşıyor çıkmaya...
O uğraştıkça diğer biri sandığın kapağını bastırıyor, çıkamasın diye...
Bazen sandığın kapağını epey aralıyor o biri...
Tam kalkacak, çıkacak oradan, kapak yeniden kapanıyor...
Biliyor ki o biri, ne sandığın içinde ne de sandığın dışında var...
Sandık içinde yaşanan uğraşları hayat sanan nice insana ve Biri'ne ithafen...

10 Kas 2012

Ata'mızı Saygıyla Anıyoruz...

Çanakkale
İzmirlilerin oluşturduğu Atatürk portresi. Bence yukarıdaki fotoğraf da bunu yansıtan en güzel fotoğraf, Atatürk, deniz ve bulutlar... Fotoğraf http://www.sabah.com.tr/Gundem/2012/11/10/izmirde-canli-ataturk-portresi sitesinden alıntıdır.


5 Kas 2012

Gün Doğumu ve Batımı



Assos'da gün batımı, türk kahvelerimiz eşliğinde...




Otelde kahvaltı beklerken rastlaştığımız gün doğumu...
Dayımın niye her gün doğumu için ayrı heyecanlandığını o an anladım. Müthişti... İnsanların her yıl koşa koşa gittikleri tatil beldelerinde günün en güzel anlarını yataklarında harcadıklarında ne büyük şeyler kaçırdığını da o an anladım. Bu yaz bu müthiş zevkin peşinde olacağım:)).
Bilmeyenler için not; güneş doğuş ve batış anında çok hızlı hareket ediyor. Tam gün doğumu ve batımı anlık şeyler.

4 Kas 2012

Kurban Bayramı Yayınlarından Önce

Küçükkuyu sahili
Kurban bayramı için bir turla Çanakkale, Bozcaada, Kaz Dağları, Bursa turuna katılmıştık. Hem turla ilgili hem de gezdiğimiz yerlerle ilgili yayınlar ekleyeceğim sonra, şimdilik kısa bir başlangıç. Çok yoğun geçen bir turdu, dolu doluydu. Epey bir yer gördük. Hâttâ şöyle düzelteyim, görmek istediğim yerlerden bir çoğunu gördüm. Çanakkale biz döndükten sonra epeyce yağış aldı, biz gezerkense hiç yağmura yakalanmadık. Ancak belirtiler vardı, olacaklara dair, yukarıda ve aşağıda gördüğünüz gibi.. 




29 Eki 2012

24 Eki 2012

İyi ki Doğdun!

Senin için..
Dün gece 00:03 sularında kutlamıştım ilk. Buraya biraz geç kaldı ama...
İyi ki doğdun...
İlk kez bu kadar huzurlu bir 23 Ekim geçirdim... Sağol...
*****
Bundan bir yıl öncesine kadar gelecek belirsizken şimdilerde epey iyi gidiyor. İyi'den kasıt yoğun. Bugün bir haber geldi. Aslında beni daha da yoğunlaştıracak ama sonu iyi olacak. Tabii, son güzel biterse :)
*****
Herkese sevdikleriyle beraber geçireceği güzel bir bayram dilerim...
Not: Belki bayramda başka yerlerde görüşürüz, :).

17 Eki 2012

Amasra Salatası

Amasra Salatası
Benzer bir süreç geçirdiğim.
Ama çok büyük bir değişiklik de var.
HUZUR...
Hayatımda huzurluyken mutlu ve verimli olabilen bir insanım.
O yüzden O'nun da dediği gibi bu sefer başka olacak...
Sabır...
Ondan, yukarıdaki fotoğrafı kendim için ekliyorum. Bilenler bilir bu müthiş salatayı. Ama bilmeyenlerdenseniz, mutlaka Amasra'ya gidip tadın. Harikaydı, emin olun. İnsana hastayken bile mutluluk veriyordu. Şimdi de versin o zaman...
Ama mutsuz değilim ki, sadece canım sıkkın. Garip di mi? Ama tarifi böyle. Mutlu ama canı sıkkın. Var siz anlayın ötesini :) ...

14 Eki 2012

Ekim'de Pırıl Pırıl Güneşli Ankara

Haftasonu hava pırıl pırıl güneşli Ankara'da. Sanırım yazın son demleri. Güzel havayı fırsat bilip kahvaltıya gittik Çiftlik'e. İyi geldi. Diger işler de bitti. Birazdan çalışmaya başlayacağım.
Bu arada yaşadığım demir eksikliği problemi için nette yaptığım araştırmalar sonrası yenmesi gereken besinlerin listesini çıkardım. Şöyle ki:


Belki içinde yanlış bilgiler de vardır ama en bilinenleriyle başlayacağım. Zaten diğerleri de her zaman tükettiğimiz besinler.
İki gündür buna uygun besleniyorum ve yine aynı şekilde çayı yemekten hemen sonra içmemeye çalışıyorum yine iki gündür:)).

9 Eki 2012

Kendim İçin

Balık gözüyle Amasra terminali...
Amasra gezimizde başladı hastalığım, o günden beri de pek toparlayamadım. Önce, şu ara Ankara'da yaygın görülen salgın sandım. Dün itibarıyla bir yan etki problemi yaşadığım anlaşıldı. Benzer tarihlerde demir eksiklikği anemisi teşhisiyle bir ilaç kullanmaya başlamıştım. Onu zamanı gelince günde ikiye çıkarmıştım, doktorun tavsiyesiyle tabii. Yan etkileri gidermek için bir ilaç kullanıyordum ama işe yaramadı. On gündür filan zor günler geçiriyorum. Şimdi yine bire düştü. Umarım düzelirim bir an önce.
Eylül 15-16 gibi gitmiştik Amasra'ya. Güneş öylesine güzeldi ki... Orada çok hastaydım. Mucizevi bir yolculuk geçirdim. Buna karşın Amasra gönlümde çok başka yere sahip. O kadar yapılacak iş arasında, yaşanan tatsızlıklar arasında beni mutlu etsin diye kendim için yazdım bu postu:) Bir de beni merak edenler varsa biraz da onlar için...
Herkese huzurlu bir akşam dilerim.

25 Eyl 2012

Neredeyim?

Ankara'dayim.
Ama evimizde degiliz.
Ama sanki evimizde gibiyiz.
Acaba biz neredeyiz?
:)
Buradayken siddetle onayladiklarim;
İnsanin evi sevdigi bir renkle boyali olacak. Ya da hic degilse beyaz olmali duvarlar.
Evde minimum esya olmali.
Aslinda bu tasinma sirasinda sunu da anladim ki insanin kiyafetleri, makyaj malzemeleri, ayakkabilari, hatta takilari, yok canim o kadar degil,da minimum seviyede olacak. Kiyafetlerin de ayrintisi olmayacak. Mesela jean ustu bir bluz, ayakta spor ayakkabilar.
Ve son olarak insan evindeki her esyayi sevecek.
Ve de insan nereye giderse gitsin oraya ekleyecegi ufak ayrintilarla orayi cok sirin bir yer haline getirebilir:)).
Herkese iyi aksamlar...

24 Eyl 2012

Yeni Dönem Başlarken

Karadeniz
Dönem başladı. Geçen sene bu zamanki halimi hatırladım. Geçen sene bu zamanlar evde mantolama kosturmacası vardı. Haftasonlarını okulda geçirip harıl harıl dönem başı hazırlığı yapıyorduk. Benim için her şey sıfırdı. Ama çok yorucu bir dönemdi. Haftasonunun her iki gününü de dışarıda geçirmek çok yormuştu.

(Tam bir yıl sonra...) Evde yine koşturmacalar var. Eskisine ek olarak, yeni bir eve geçmek için hazırlıklar devam ediyor. Büyük çoğunluğunu dönem başlamadan gerçekleştirmek istemiştim. Bu yönde yaptığım uzun bir temizlik ve eşya bölme süreci sonunda yaptığımız Amasra gezisinde ve sonrasında deterjanlardan dolayı geçirdiğim zehirlenme, üşütme ve şehrimizde yaşanan salgının etkilerini hâlâ üzerimde yaşıyorken, son fasıl olan kıyafet bölme işleri devam ediyor. Yine çok yorucu ve yoğun geçiyor günler. Bu yıl bir de öğrenciliğim başlıyor, bakalım nasıl geçecek hepsi bir arada?

(Bu arada öğrenciliğime başladığım bu ilk günümde eşimden güzel bir çiçek aldım, tembellik yapmasaydım fotosunu da ekleyecektim.)

23 Eyl 2012

Atılım Üniversitesi 1. Ankara Kültür ve Sanat Festivali Kapsamında Volkan Konak Konseri

Keyif başladı...
Çarşamba günü katıldığımız bir etkinlikti. Yaklaşık bir haftayı hasta geçiren ben konsere gidip gitmemekte kararsız kaldım. O güne kadar iyi olan hava bozmaya da başlamıştı. Ama Volkan Konak da kaçmaz ki, hem de açık havada. Biz evden çıkarken hava iyiydi. Atılım'a yaklaşırken şimşekleri görmeye başladık. Oraya gittiğimizde (bir saat erken gitmişiz :) ) yağmur çiselemeye başladı, şimşekler etrafta floresan etkisi yaratmaya başladı. İnsanlar, biz de dahil, önce yerlerimizde oturuyorduk. Sonra yavaş yavaş arkaya, kapalı alana doğru gitmeye başladık. Orkestranın aletleri kapanmaya, sahnedeki ışıklar sönmeye başladı. Yağmur hızlandı, şimşekler çoğaldı, hâttâ bazı yerlere düştü de sanırım. Konserin başlangıç saatinde bir açıklama. On beş-yirmi dakika sonra net açıklama yapılacak, şu an yağmur duracak gibi görünüyor. Sonra konserin olacağı ve herkese yağmurluk dağıtılacağı bilgisi verildi. İnsanlar yavaş yavaş yerlerine oturmaya başladı. Koltuklar ıslanmıştı, ama yağmurluklar her ne kadar giymeye çalışırken yırtılsa da işe yaramıştı. Zaten ben işimi şansa bırakmam. Üstüm çok kalındı. Yanımıza sandelye minderleri almıştık, arabada bizi beklediler, ama olsun.

Orkestra yağmurdan sonra konsere hazırlanırken...

Gelelim organizasyona. Bu, Atılım festivali kapsamında katıldığım tek konserdi. Ama gördüğüm kadarıyla iyi organize edilmişti. Öğrenciler görevliydi çoğu yerde ve güleryüzle işlerini yaptılar, eğlendiler de. Yağmur şanssızlıkları olmuş sanırım ama onlar yağmurun da korumasını almışlar yağmurluklarla. Bu arada anfi tiyatroda oturacak sırtsız koltuklar var, plastik. Oturduğunuzda, yağmur yağmıyorsa üşümüyorsunuz.


Şimdi sıra konserde. Her zamanki gibi müthişti. Açık havada konser bir başka güzel, hele Volkan Konak konseri bir başka güzel. Niye? Çünkü onun kadar içten şarkı söyleyen başka bir sanatçı yok sanırım ya da az diyelim. Bir de kimse onun kadar güzel "KADINIM" demiyor. Sırf bu yüzden bile sevenleri vardır ve ben de sesi, müziği, kişiliği dışında onu o şekilde seven insanlardan biriyim sanırım. Karadeniz müziği zaten insanı çekiyor, bir de o müziği yapan Volkan Konak'sa, bir de o müzik açık havada yapılıyorsa değmen benim keyfime... Gerçek şu ki, üşüdüm (bu ara epeyce çok üşüyorum), üşüdük ama yılmadık. Onu sonuna kadar izledik. Çok güzeldi, iyi ki gitmişiz...

Sabah da hastaneye gittim. Cuma teşhis kondu, demir eksikliği anemisi. Aslında basit bir rahatsızlık gibi görünüyor ama benim uzunca bir süredir çektiğim ağrıların, sızıların, acıların, yorgunlukların ve daha bir çok  şeyin nedeniymiş. İlaçlarımı aldım. Tabii ondan önce salgından dolayı yaşadığım rahatsızlığı çözen  ilacı içiyorum. Bakalım, bir ay boyunca ilaçlar içilecek, bir ay sonra kontrol. Durum değişecek mi? Değişmezse serumla kana verilen demir alacağım.
Herkese iyi pazarlar...

22 Eyl 2012

Datça'dan Bazı Kareler

Ayı hiç bu kadar net ne gördüm ne çektim!
Hızlı bir şekilde yeni döneme girmeye hazırlanan ben Datça ile ilgili son iki kaydımı sizlere sunarım. Yaz ne ara geldi geçti, fark etmedim. Yeni dönem başlayacak, ama ben sanki yaza, tatile yeni giriyormuşum gibi bir hisle hem hocalığıma hem öğrenciliğime pazartesi başlayacağım. Yeni planlarım, hissettiklerim de vardı yazılacaklar arasında, planlarım için ayırdığım defterlerim. Aklımdalar, sadece biraz daha acele etmeliyim.

Dayıma teşekkürler, o her ne kadar çok beğenmese de onun sayesinde çektiğim benim sevdiğim güzel fotoğraflardan biri.
Geçen hafta hastalıklar, kontroller, randevulerle geçen bir hafta oldu. Öğrencilerim sayesinde geçen hafta egom tavan yaptı. Şimdi sıra karşılık vermek de. Bunun için de çok çalışmaya başlamak lazım.
Birazdan yeni dönem hazırlıklarına başlayacağım ama ondan önce Datça'dan bazı kareler paylaşayım dedim:





Sırada canlılar var:


Gerçekten çalışkan hayvan şu karıncalar, bir kez daha anladım.
Güzel poz verdi, kaçırır mıyım hiç?



Ağustos böceği, beni çok uğraştırdı, ama sonunda başka bir ağaçta annemin sayesinde görebildim onu.


19 Eyl 2012

Datça Meyveleri

Datça'daki müthiş meyvelerden sadece görüntülediklerim:

yaz portakalı, sulu suludur kendileri.

yemek üzereyim:)

Datça yerel üzümü, içi kütür kütür ve tek bir tane çekirdeği vardır.


Fethiye şeftalisi, tadı çok lezzetliydi.

şeftali çekirdeği

pazar tezgahındaki muzlar

dalında kuruyan incirler

Anne Yemekleri, Menüler

Datça kayıtları devam ediyor, biraz yavaşça :). İkinci kaydımız anne yemekleri, menülerle ilgili.

Nefis gözlemeler

Haşhaşlı, öncesi...

Haşhaşlı, ve sonrası... 



Çipuralar kurumayı bekliyor...

Çipuralar tavada...

Çipuralar yenmeden hemen önce...

Taze balıklar...

Hadiii kuruyun artık...

Yeme vakti...

İskorpitler, sevimli (!) balıklar...
İskorpitleri sebze ve defne yaprağıyla tencerede pişirdik.
Bu da sonuç... Çok lezzetliydi...



Benim spesiyalim, semizotu salatası...

Annemin müthiş ev yapımı köfteleri...

Bu da başka bir müthiş lezzet, içli köfte. Biz sağlık açısından suda pişirmeyi tercih ediyoruz.
Biraz da dışarıdan lezzetler. Anneminkilerin yanında pek aranmıyor bunlar ama...

kuşbaşılı pide

otlu pide

her zamanki gibi leziz salata, enfes bir zeytinyağ eşliğinde...

Eskişehir'den gelen tatlı... Keşke sütlü nuriye olaydı.
Taze sebzelerle donatılmış biraz büyükçe :) kahvaltı tabağımız.

Annemin ev reçelleri; turunç, incir ve vişne bir arada, blog için ;).