30 Eki 2011

Herşeye Rağmen, Nev'den

"Kelimeler pes eder de isyanların yenilirse gerçeğe bir gün
Kendini yitik bir savaşçı gibi hisssedersen eğer
Kaç kez yıkılsak da kaç kez baştan başladık yolu yok
Dalıp dalıp da gitsen de kimbilir nerelere sessizce

Koca dağlar konuşmazsa ne farkeder
Durgun sular akmaz ama derindir bilirim
Sen kimbilir hangi kavşakta bir başına
Yüreğini al git kimseler olmazsa da yanında
"

Nev'in Herşeye Rağmen adlı şarkısının sözlerinin bir kısmı bunlar. Uzun zamandır çalışma masamda asılı.
Bence içinde farklı anlamları olan bir şarkı bu.
Sevdiğine yazılmış gibi bir taraftan baktığınızda, diğer taraftan hayata karşı yazılmış gibi.
Bu satırları okumak hoşuma gidiyor.

24 Eki 2011

Yaşıyorsunuz

Sonuna kadar inandığınız şeylere olan inancınızı yitirdiğinizde,
içinizde hep bir korku sizi titrettiğinde,
umutlarınız yavaş yavaş söndüğünde,
başarılarınızın yerine başarısızlıklarınız geldiğinde,
başarılı olmanız engellendiğinde,
sevginiz tükendiğinde,
kırıklarınız çoğaldığında,
huzuru aradığınızda ve bulamadığınızda,
ve yine de pişman olmamak için çabaladığınızda,
emin olun, yaşıyorsunuzdur (!).

Duyarsızlaşıyor muyuz?

Önce şehitlerimizle başladı. O haberi aldık. Üzüldük. Hem de çok üzüldük. Sonra bir baktık. Reyting rekorları kıran dizi yayında.
Ve bugün. Şiddetli bir doğal afet ve sonucunda yüzlerce insanımızı kaybettiğimiz dünün üstünden yaklaşık 36 saat geçti geçmedi. Açın televizyonu. Kahkaha atan insanlar...
Bu kahkahalara katlanabilenleri tebrik ediyorum, her durumda gülmeyi becerebildikleri için.
Ama ben böyle günlerde tepkiyi yaşamayı istiyorum.
Niye mi?
Çünkü Türkiye'de yaşıyoruz.

22 Eki 2011

Başsağlığı


Haberi öğrendiğim günden bu yana bir şeyler yazmak istedim ama içimden gelmedi. Üzgünüm... Ve kızgınım da... Herkes gibi ben de soruyorum, "Ne zaman bitecek bu".
Gencecik insanlar...
Onların yolunu bekleyen bir sürü insan...
Eş, çocuk, anne, baba, kardeş, sevgili ....
Bir kötülük...
Ve sadece anılarıyla kalan, yol gözleyen insanlar...
Ve tabii ki onlarla aynı acıyı paylaşan koca bir Tükiye...
Kaybettiğimiz tüm şehitlere Allah'tan rahmet, ailelerine ve tüm Türkiye'ye başsağlığı diliyorum.
Saygıyla...

17 Eki 2011

Deniyorum


Yıllar sonra pişman olmamak için,
keşke dememek için,
hayata tutunmak için,
kendi kalıplarımda varolabilmek için,
yorulduğum için,
ve belki biraz da usandığım için,
her şeye ve herkese rağmen 
deniyorum.

16 Eki 2011

Bir Günlük Bir Ara

Uzun zamandır kendi koşturmacamda yaşayan ben dün bir bütün günü aileme ayırdım. İlk kez hep bereberdik. Aslında yine bir fire vardı ama o fire sayılmaz, ne de olsa artık hepimiz Türkiye'deyiz. Yakında yine fireli toplantılar yapacağız ama olsun. Yine hepimiz Türkiye'de olacağız.
Dün aynı zamanda Hayriye ablamın (geçmiş) doğumgününü de kutladık. Giderken onun için bir çiçek almak istedim. Çiçekçimiz yine müthiş bir buket yarattı. İşte:


Bir buket de annemler için karanfil aldım. O da işte bu:


Bu hoş buketlerle güzel bir gün geçirdim dün.
Bugünse, yine masa başında yapacaklarımla beraberim. Dolayısıyla başlamalı bir an önce.
İyi haftasonları...

11 Eki 2011

Erol Evgin Dinliyorum

Bu koşturmaca arasında vazgeçemeden dinlediğim, dinleyerek dinlendiğim, rahatladığım birkaç Erol Evgin şarkısı:
İbadetim
Kabasını Attık Hayatın
Yanımda Sen Olmalıydın
Aldım Başımı Gidiyorum

10 Eki 2011

Güç Her Yerde, Ama En Çok da Merkezde


Güç...
Bana hayat veren, ayakta tutan, dirilten, nefes aldıran her şey...
Eğer güç varsa, hata da olur.
Ötesi yok bende...
Varsın öte taraf yanlış olsun...

9 Eki 2011

Sonsuza Kadar

Fotoğraf http://www.hurriyet.com.tr/kultur-sanat/kitap-cd/18441562.asp sayfasından alıntıdır.
Susanna Tamaro benim için özel bir yazardır. Çoğu kitabını severek okumuşumdur. Ve kitabı çıktığında hiç incelemeden aldığım ve asla pişman olmayacağım bir yazar. Bu kitap da öyle aslında. Sadece bu kitap böyle yoğun bir döneme denk geldiği için uzun süre elimde kaldı. Ama bir solukta okunacak etkileyici bir kitap.
Bana kalan notlardan biri:
"Karşılaşmalarda böyle olur; hayatın bir noktasında iki insan birbirini görür, birbirine yakınlık duyar, birbiri için yaratıldığını hisseder ve bu duygu nedeniyle de ilişki kurar. Başlangıçta bu birliktelikte beton sağlamlığı var, diye düşünülür ama zamanla, bizi birleştirenin bir lastik esnekliğinde olduğu anlaşılır. Benden önce bir "sen" vardı ve senden önce bir "ben" vardı ve bu "sen" ile bu "ben" farklı yollardan yürümüşlerdi ve bir noktada, yürünmüş olan bu yollar dayanılmaz özlemlerini hissettirmeye başlarlardı. Gündelik hayatımızın her gününde görebildiğin olağanüstülük karşısında ben sana göre kör sayılırdım. Eğleniyordum, oyalanıyordum, bana yansıttığın ışığı kullanıyordum ama asla, tek bir an için adımlarımı bir şekilde seninkilere uydurmam gerektiğini düşünmedim. Farklıydık ve bu farklılığı korumamızın önemli olduğunu düşünüyordum. Benim kendi bireyselliğim vardı, senin de kendi bireyselliğin ve bunları karşılıklı yok etmememiz bir olgunluk işareti gibi geliyordu bana. Ancak zamanla, yalnız başıma kaldığımda kendini "hiç" kılmanın ya da yan yana yürüyebilmenin kesinlikle iki ayrı gerçeklik olduğunu idrak edebildim." (s. 100-101)

7 Eki 2011

Doğru mu Yanlış mı? Kime ve Neye Göre Doğru ve/veya Yanlış?

Lilyumum hâlâ :)
İnsanların diğerlerinden herhangi bir beklentileri olduğu zaman onlarla iyi ilişkiler kurmaları artık kabul edilmesi zorunlu bir şey oldu. Ama bu, ilişkilerin her türlüsünde yaşanınca ağır geliyor insana. Bu kabullenilmesi zorunlu şey, ne kadar yanlışsa başka bir şey de o kadar yanlış. Ama, o başka bir şey içinde belki doğrular da vardır:
İlgi...
Başarı...
Kırılganlık...
Güç...
Saygı...
İlgi...
Değişiklik...
Tüm bunlar bir doğru eder mi? Bundan ben de tam emin değilim. Emin olduğum tek şey iyi güçtür, güç de saygıdır. Ve en doğru olmayan şeyler, ama yanlış demiyorum onlara, bir limana ihtiyaç duyulduğunda ortaya çıkar. Yani aramakta çıkar ya da bazen aramadığınız bir zaman gelir sizi bulur.
Bir süredir yazdığım şeylere kimse, bu gruba en yakınlarım da dahil, bir anlam veremiyordur. Beni tanıyanlar yaşadığım yoğunluğa bağlıyorlardır bunu büyük ihtimal. Tanımayanlar da kendince farklı yorumlarda bulunabilirler. Her şey olası... 
Ama yine de yazdıklarımı okuyan, anlamaya çalışan, bununla da yetinmeyip üzerinde kafa patlatan herkese teşekkürler...

6 Eki 2011

Aramak

Lilyumum
Yanlış olmak...
Anlaşılamamak...
Suçlu olmak...
Aramak...
Ve bazen neyi olduğunu bilememek...
Ama aramak...
Yanlış da olsa aramak...
Ve belki de yanlışlar arasında doğruyu bulmak, bulabilmek...
Arıyorum...

5 Eki 2011

Kabulleniş

Kaybettiğimi anladığım bir kabulleniş sonrasına dair;
Sözler...
Değerler...
Farkındalıklar...
Görülenler...
Göremeyenler...
Ben merkezliler...
Haklılar...
Hep yanlış olanlar...
Statüler...
Ve görülemeyenler...
Keşke görülsey(di)ler...
Bir sapakta olanlar...
Ve bu sapaktan dönmeyi becerenler...
Ve dönecekler...

Ben kendi payıma dün verdiğim sözü tuttum ve sabah-akşam serviste kitabımı elime aldım. Ve işte sizin için bu da:
"Bir keresinde 'Beni gerçekten sevdiğin zaman,' demiştin şakayla, 'bunları sadece yemeyi değil, pişirmeyi de öğreneceksin.
İşte sonunda, bir kasım öğleden sonrasında, dışarıda hava karanlık ve yağmurluyken hayatımın ilk -ve son- kekini pişirdim: Senin en sevdiğin cennet kekini yaptım. Beceriksiz bir edepsizlikle senin hareketlerini yineledim -ne yumurtanın akının sarısından ayrılması gerektiğini ne de una nişasta karıştırmak gerektiğini biliyordum- ve ancak epey uğraşma sonucunda hamuru yoğurabildim ve sonra kek fırında kabarır, altın rengi alırken orada oturdum ve birbiri ardına sigara tüttürerek pişmesini seyrettim.'" (Susanna Tamaro, Sonsuza Kadar, s.84.)

4 Eki 2011

Niye?


Yoğun günler geçiriyorum.
Yetişemediklerim arkamda bir tepe oluşturmaya başladı.
Yetiştirebildiklerim ise beni tatmin etmiyor.
Bu zamansızlık arasında çok özlediğim halde göremediğim bıcırımın patiklerini buldum fotoğraflar arasında, yukarıda gördüğünüz gibi. Kendileri taa Avustralya'ya gitmiştir, hummalı bir çalışma sonunda.
Yorgunluk, sıkıntı, uykusuzluk, hastalık belirtileri arasında verdiğim bir karar değil bu. Sadece cesaret gelmiştir şu sıra olsa olsa. Ya da 'yeter' demek belki de. Sözün kısası, uzun zamandır istediğim değil ama yapmayı düşündüğüm, ve hâttâ yapmamın gerekli olduğu, yıllardır ötelediğim, çünkü bir şekilde baş edebildiğim sorunumla yüzleşip bir sonuç almam gerektiği kararına vardım. Tabii, karar sadece bir başlangıç. Onun için de yapılması gerekenler var. Dolayısıyla tepem yakındır ki koca bir dağ olacak. Ama biliyorum ki, en azından umut ediyorum ki, bu karar benim tepemi ufaltacak ve dilerim ki ufaltsın.
Not1: Başlık ne alaka derseniz, o da bende kalsın...
Not2: "Bu Aralar Ben" aynı, farkındayım. O yüzdendir ki sabahları serviste kitap işine yeniden başlıyorum. Bundan sonra değişir artık :)).

3 Eki 2011

"Kul Kurar Kader Gülermiş"

"Kul kurar kader gülermiş".
Tam da buna benzer şeyler yazacaktım buraya.
Sonra, arka fondaki şarkı, Kader- Candan Erçetin, kulağıma çalınmaya başladı.
İşte Kader'in sözleri (Candan Erçetin Resmi Web Sitesinden alıntıdır.):
"Kul kurar kader gülermiş
 Bazı hikayelerin sonu mutsuz bitermiş
 Ama kadere inat insanoğlu hayal kurmaya
 Yazgım değişir diye inanmaya devam edermiş

 İnsanız bir anlam ararız yaşamak için
 Ait oluruz sahip oluruz ya da olamayız

 Hesaplar yaparız sonumuzu bilemeden
 Dünyalar kurarız dengimizi bulamadan
 Acılar çekeriz hesabını soramadan
 Yeminler ederiz tutamadan
 Çeker gideriz"

Ne güzel yazmış ve de söylemiş.
Bunun üzerine söylenecek söz yok.
Sesine ve emeğine sağlık...

1 Eki 2011

Kadın Gözüyle Hayattan Kareler - 2011

Cepa'da Anadolu Hayat Emeklilik tarafından düzenlenen Kadın Gözüyle Hayattan Kareler fotoğraf sergisi var. Biz bugün gezdik. Güzel kareler vardı. Yanız bazılarının fotoğraf mı resim mi olduğunu anlayamadık. Mutlaka Cepa'ya gidiyorsunuzdur, bir uğramanızı tavsiye ederim ben.
Benim favorilerim:
(birincim) "Geçmişe Açılan Kapaklar", Şerife Yavuz.
(diğerleri) "Hayat", Nilufer Sakıncı, "Güne Karla Uyandılar", Fatma Gökmen.

Dikmen Vadisi Sezonu Açıldı Bizde :)

Sonbahar geldi ve biz Dikmen Vadisi sezonunu açtık. 
Kuzenler geldi bugün Eskişehir'den. Onlarla beraber gittik bu sefer. Yine güneşli ve güzel bir gündü. Demin Cem'le fotoğraflara bakarken ona da dedim de, ben oraya gidip hiç bıkmadan tüm ağaçları tek tek fotoğraflayabilirim. Çok muhteşem ağaçlar var, hele ki sonbahar ayrı bir güzel Dikmen Vadisi. 
Yine söyleyeceğim, kesinlikle gidin oraya bir sonbahar günü. 
İşte bugünden kareler: