8 Eyl 2011

Kızılcabölük

Kuşbakışı Kızılcabölük
Kızılcabölük Belediyesi'nin web adresi
Denizli'deki ikinci günümüz Kızılcabölük'le başlıyor. Kasabanın girişinde "Dokumanın Merkezi Kızılcabölük'e Hoşgeldiniz" yazıyor. Bu yazı eşliğinde giriş yapıyorsunuz kasabaya. Yine bir dipnot düşelim. Denizli beklediğimden daha sıcak bir şehir çıktı. Ama buraya geldiğinizde hava biraz değişiyor, rüzgar biraz serinlik veriyor. 
İlk bakışta evlerin önüne dikili zeytin ağaçları göze çarpıyor, zeytin ağacının ne kadar büyüdüğünü düşünürsek bunlar epey genç. Aslında, şunu da düşünmeden edemedim. Bu zeytin ağaçlarının kökü evlere zarar vermez mi ki, çünkü evlere çok yakın dikilmişler. Neyse, Ege insanı bunu daha iyi bilir diyerek devam ediyorum. 

Evlerdeki üzümlerden.
Burada bayram beş gün sürüyormuş. Biz dördüncü gün gittik, hâlâ bayramdı, ertesi güne de vakıf bayramı diyorlarmış ve yine bayrammış.
Kızılcabölük'ten birkaç fotoğraf:

Bol miktardaki çeşmelerden biri. Hepsi de bu şekilde tasarlanmış, pamuk yıkama işleminde kullanıldıkları için.

Ben genel olarak çeyiz (hele ki dantel), örtü, kumaş vs. şeylere ilgisi olan bir insan değilim. Ama son yıllarda Datça'dan epeyce bir dokuma edindim. Bunun sebebi, örtülerin eve kattığı hava dışında bir işlevsellik taşıdığını yaşayıp görerek öğrenmem oldu. Onun dışında dokumalarda kullanılan renkler ve motifler hoşuma gidiyor. Kendime özgü bir gelenekselliğim var benim de yani.  
Buraya gelmeden önce dokumalarıyla tanıdığım yer Buldan'dı. Açıkcası Kızılcabölük'ü duymamıştım. Fevzi buradan bu şekilde bahsedince, ben büyük bir sabırsızlıkla burayı görmeyi bekledim. Burada ufak ufak dükkânlar var, dokuma işleri satan. İçlerinde çok çeşitli ürünler var. Örtüler, bornozlar, havlular, bluzlar, çantalar, şallar vs. Fiyatlar mâkul. Her yerde turiste karşı geçerli olan bakış açısı burada yok sanki. O yüzden insan daha rahat alışveriş yapabiliyor. Esnaf, bu zenginliğin arasında kaybolarak seçim yapamayan kararsız müşterilere karşı sabırlı. Buradaki alışveriş ilk elden oluyor. Dolayısıyla, benim gibi aldığım ürünleri ilk elden almayı seven insanlar burada mutlu olurlar. Ben  aşağıdaki iki dükkanı gezebildim.



Mudo Tekstil'in içinden bir ayrıntı
İkisinde de gayet güzel ürünler vardı. Hepsinde bir emek var. Bence herkesin evinde bu dokumalardan olmalı. Ben kendime güzel şeyler aldım. Ama en ilginci ve en çok sevdiğim çay ve ceviz karışımından elde edilen bir kök boyayla renklendirilen bluzumdu. Giymek için sabırsızlanıyorum. Sabırsızlık haftasonu sonlanacak :). Ürünlere dalan ben, fotoğraflamayı unutmuşum ne yazık ki :)). Evde de fotoğraflamak biraz zor ama mesela aldığım bluz şöyle bir şey: 


Kızılcabölük içerisinde bir dokuma müzesi var. 

Dokuma müzesi - önden görünüm


Eskiden ilkokulmuş, hâttâ birçok Kızılcabölüklü'nün de okuduğu okul sanırım. Şimdi müze olarak kullanılıyor. Müzeyi bir grup Kızılcabölüklü'yle beraber gezdik biz. Bizim için bir sürü rehber eşliğinde gerçekleşen bir tur gibiydi. Tabii, siz bizim kadar şanslı olmayabilirsiniz :)).  (Şaka bir yana, ben Kızılcabölüklü'lerin gelen herkese karşı aynı samimiyeti göstereceğinden eminim.) Bu arada yeri gelmişken o gün bize eşlik ederek bildiklerini aktaran İsmail Bey'e, Muammer Bey'e ve diğer Kızılcabölüklü'lere teşekkürler, ve tabii ki Fevzi'ye.

İsmail Bey evindeki tezgahının başında
Müzede hem eski mutfak ve ev eşyalarını hem de dokuma tezgahlarını görebilirsiniz. İşte müzeden kareler:









Çamurdan yapılmış Türkiye haritası





İlkokulun tavanı o zamanlardan kalmış yapısıyla.




Denizli birçok tatil yöresine gidiş güzergâhı üstünde. Kendi arabanızla seyahat ediyorsanız bence Denizli'ye ve Kızılcabölük'e uğrayıp hem müzeyi gezip hem de bu güzelim dokumalardan kendiniz ve sevdikleriniz için alabilirsiniz. Ama bir dipnot düşelim: Kızılcabölük'le seneye tatilden önce tanışmak isterseniz 20 Ekim'de(20.10.2011) Kızılcabölük'lüler Ankara Zafer Çarşısı'na gelecek. Tabii ki dokumalarıyla beraber. O zamanlarda bir fırsat yakalayıp bu ürünleri bir görün derim ben.
Kızılcabölük'le ilgili söylenecek birkaç şey daha var:


(Bilmeyenler için) Troya filminin kostümleri için Kızılcabölük seçilmiş ve kostümler burada hazırlanmış. İşte onlardan biri:


Özay Gönlüm'ün de ailesi Kızılcabölük'lüymüş. Nette gezinirken güzel bir video buldum, Özay Gönlüm ve Kızılcabölük'le ilgili. Buradan izleyebilirsiniz.


Tattığım yeni lezzetlerden biri yukarıdaki fotoğrafta. Ballı, tahinli, cevizli pide. Tadı güzel ama biraz fazla tatlıydı. Kalabalık bir grupla tamamı yenebilir ama üç kişiyle bunu bitirmek biraz zor. Bu tat farklı alternatiflerle nasıl olurdu acaba? Mesela bunda bal yerine pekmez kullanılsa ve bir de haşhaş konsa ne lezzetli bir şey olur. Sanki benim favorim olur gibi.  Umarım birilerine ilham veririm :)). Ya da böyle bir şey evde denenir mi ki? Neyse, mekânımız da burası:

Görüldüğü üzere ıslak mendilleri amacına uygun kullanıyorum.
Kızılcabölük'ten sonra Aphrodisias'ı gezdik. Burası, yine ilk kez gördüğümdeki gibi etkiledi beni. Önceden, farklı olarak, müzenin girişine kadar arabayla gidebiliyorduk. Ama artık arabaları (Kızılcabölük tarafından gelirken) sağ taraftaki otoparka bırakıp, oradan (modern) traktörlere binerek müze girişine geliyorsunuz. Mesafe çok kısa, traktör yolculuğu da biraz sallantılı :)).
Aphrodisias'tan şarjımın izin verdiği ölçüde fotoğraflayabildiklerim:








Kapatmadan önce; Denizli çok kısa bir süre içerisinde büyükşehir olacakmış. Güzel olur ama bozulmaz inşallah. Şimdiden hayırlı olsun. 

Not: Hem yıllık tatil hem de bayram tatili süresince bir kez daha anladım ki, ben yanlış yerde doğmuş, büyümüş ve yaşamışım. Ben Ege'li olmalıymışım. Ama ileride bir gün kesinlikle o topraklarda yaşayacağım, ya büyük şehirlerinden birinde ya da bir köyünde hayalimdeki o şirin restoranı (ya da çay bahçesini) açmış ve işletirken. Ege'liler çok şanslı, imrenerek ve hâttâ ufaktan kıskanarak gezi kayıtlarımı sonlandırdığımı belirtmek isterim. Kendi dünyama dönersem, Anadolu'nun göbeğinde, kendisine verilmek istenen değerin giderek kaybolduğunu düşündüğüm şehrimde, yeni bir ortamda yeni hayatıma başlamaya hazırım artık. İyi başlangıçlar olması dileğiyle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder