31 Tem 2011

27 Tem 2011

"Ayrıca Bunun Seninle Ne İlgisi Var"


Kafamı dağıtmak için dinlediğim şarkılardan biriydi Bahar, Candan Erçetin'den.
Rastgele seçilen onlarca şarkıdan sonra aklıma bu şarkı geldi.
Dinledim, sonra bir kere daha dinledim.
İlk duyduğumda da dinlemiştim epeyce.
Ve her defasında avaz avaz şurasını söylemek istedi canım:

"Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum
  Yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar
  Ayrıca bunun seninle ne ilgisi var
 Tabiki ben böyle olduğum için bahar"

Çok güzel değil mi?
Şarkı sözlerine takıldığım günlerden bir gün, hâttâ sabah...

24 Tem 2011

Kendin Üret Kendin Ye

Geçenlerde bu gülün fotoğrafını koymuştum buraya. Kendisi, şimdi değişik bir fotoyla bizimle beraber :) . Dış çiçeği düşmeden içindekinin açmasını diliyoruz.
Bunlar da sebze yetiştirme deneyimimizden;




22 Tem 2011

Tarih Tekerrür Ediyor

Bu sezondaki petunyalarımdan, yeni dikildiği sıralar.
Olmayacak şeylerin oldurulduğu, olabilecek şeylerin olmadığı ve hâttâ bazen oldurulmadığı durumlara bir yıl sonra yeniden hoş geldim. Tabii ki yanımda umudumla beraber, dolayısıyla petunyalarımla beraber.
Yukarıdaki petunya bir an umudunu kaybedip vazgeçenlere ithâfen.

Elif

Fotoğraf idefix.com sitesinden alıntıdır.
Arada verdiğim uzun aralardan sonra devam etmek için elime alıp okumaya devam ettim. Ama bitiremedim. Sebep, kitabın konusu değil. İnanmadığım şeyleri de okuyabilirim. Ama bunda daha başka bir şeyler var, ifade etmekte zorlandığım. Sevmedim, kütüphanemde olmayacak bir kitap. Ancak yine de bazı notlar aldım kitaptan, en güzeli en sonda, görüldüğü üzere.
"Bugünü etkileyen, geçmiş hayatında yaptıkların değildir. Asıl bugün yaptıkların, geçmişte yapılanları telafi eder ve mantıken de geleceği değiştirir." (s. 21)
"Hayata gerçekten bağlı olan, yürümekten asla vazgeçmez." (s. 26)
"Sözler kağıda dökülmüş gözyaşlarıdır." (s. 43)
"Etrafınızda neyin iyi, neyin kötü olduğuna fazla kafa yorarsanız, kendi ruhunuzu ihmal edersiniz, başkalarını yargılamak için harcadığınız enerji sizi tüketip yere serer." (s. 72)
"İnsan karşısındakini yaraladığında kendini de yaralamış olurdu." (s. 131)
"Gerçek bilgelik, yaptığımız basit şeylere saygı duymasını bilmektir, çünkü muhtaç olduğumuz yere bizi onlar götürür." (s.153)

20 Tem 2011

İyi ki Doğdun Ablacığım

İlk defa beraber gezdiğimiz Kız Kulesi
Kalabalık bir ailenin en küçük kızı olan ben, hayattaki en büyük zenginliği tattığıma inanıyorum. Çünkü üç ablam var. (Yılın belli dönemlerinde doğumgünü mesajları yazmamın nedeni budur. Vakti gelmişken açıklayayım.) Uzun bir zamandır yalnız kaldığımız 20 Temmuz gününde, bu yıl ailenin bir kısmı 20 Temmuz gününün sahibine çok yakın, bazısı da yine uzak ama uzaklık katedilebilir mesafede.Üç farklı insan üç farklı yaşam demek. Dolayısıyla bu üç farklı insanın beğenileri, zevkleri, değerleri sizin hayatınızı etkiliyor. Hepsinden çok şey öğrenmişliğim vardır. Hepsinin yeri benim için ayrıdır ve hepsi için satırlar dolusu şeyler yazabilirim. Ama, malum gün 20 Temmuz olunca, bugünün kişisi Feride ablam. 
Üniversiteden mezun olduğu gün bana hayattaki en büyük değeri, özgün olmayı öğretti. Cesur olmayı, güçlü olmayı, insanın kendisine değer vermesi gerektiğini, okuma zevkimi geliştirmesini, çizgi roman okumasını (Sonra Asterix müdavimi olmayı :)) ) mesleğimizdeki incelikleri, kaliteli yaşamı, gezmeyi ve beraber gezmeyi, huzurla gezmeyi (her insan beceremez bunu çünkü, ama üçü de bana bunu yaşattı.), paylaşmayı, Türk kahvesi yapmayı (her ne kadar bunun sonunda biraz fazlaca iyi niyet olsa da :)) ), bir yere giderken kitap aralarına notlar bırakmayı ve bunlar gibi şu an hatırlayamadığım nice şeyi bana öğrettiğin için sana çok teşekkür ederim. İyi ki doğduN ve onlar gibi sen de iyi ki varSIN. 
Yeni yaşın, ülkende yeni başlangıçlar sağlasın sana ve ailene. 

Diyaloğun Monoloğa Döndüğü Anlarda

Duvara rağmen varım diyor bu beyaz gül.
Düşündüm de; 
Bazı zamanlar karşımızdaki kişiyle yaptığımız diyaloglar monoloğa dönebilir. İşte o zamanlar ağzımızdan çok tehlikeli şeyler çıkabilir. Niye mi? Çünkü karşımızdakinin varlığını unuturuz. Çünkü karşımızdaki bu monoloğun cümlelerini onaylıyor sanırız. Oysa, ne karşımızdaki kişi gitmiştir karşımızdan ne de söylediklerimizi onaylıyordur. O, oradadır ve hayattaki en büyük erdemi göstererek, susuyordur. Bu suskunluk, monologtaki kişiye daha fazla güç verir. Daha fazla konuşabilir, hâttâ konuşmalıdır. Bu durum ne zaman biter derseniz, monoloğu yapan kişinin sözü bittiğinde, karşıdaki kişi 'ben de buradayım' dediğinde, ya da (çok az bir olasılıkla) monolog yapan kişi durumun farkına vardığında. Susmak erdemdir, peki diyalogları bu şekilde monoloğa dönüştürmenin adı nedir acaba?

18 Tem 2011

Hastalık da Nereden Çıktı Şimdi?

Annemin limonları
İhtiyacım olan limon sanki.
Kendime özel bir tebrik gönderiyorum, yaz ortasında hasta olabildiğim için.
İkinci tebrik de tabii ki zamanlama için.
Ama yılmak yok, çalışmaya devam.
Benim gibi çalışan herkese kolaylıklar ve hastasızlıklar
dilerim ;)).

17 Tem 2011

Zeynep Geliyormuş

Fotoğraf (daha önce olduğu gibi) Google görsellerinden alınmıştır.
Bugün aldığım habere göre Zeynep diziye dönüyormuş.
Nihayet...
Geçen sezondan beri bekliyorum ben. Sesimizi duymuşlar, mutlu oldum :)).
Sabırsızlıkla bekliyorum dizinin Zeynep'li bölümlerini.

16 Tem 2011

Bu Aralar Ben


Bir nisan ayında Datça sahilinden. Kendisi epeyce masaüstü fotoğrafım olmuştur. Şimdi de motiveye ihtiyacım var, o nedenle burada.
Bir süredir düzensiz yazıyorum ama, yine yaptığım şeyler var tabii ki. Mesela okuyorum. Neyi derseniz, Elif. Henüz bitiremedim, epeydir elimde. Hâttâ kendisi benimle beraber Kastamonu'ya gitti. Sonra çiçeklerimi kurutmak için kullandığım bir araca dönüştü. Datça'da bana başka bir kitap eşlik etti. Şu sıra tekrar elimde. Tüm bunlardan da anlaşılacağı gibi beni pek çekmedi, biraz zor okuyorum. 
Onun dışında meditasyon çalışmalarına başladım. Kendime bir kitap aldım meditasyonla ilgili. Datça'da da o vardı yanımda. Tek başıma becerebilecek miyim, bilemiyorum. Zaman geçtikçe göreceğiz beraberce. Bir de yine beni motive etmek için ve mum düşkünlüğümden dolayı kendime aşağıdaki tealight mumluğu (bunun Türkçe'de tam karşılığı nedir, bilemedim.) aldım.


Tüm bunlara ek olarak 8 kocaman kitapla yaşıyorum şu sıra ve bir süre daha yaşayacağım. Umarım, bu sefer iyi biter sonu bu rüyanın. 
Herkese iyi haftasonları...

13 Tem 2011

Datça

Geçen sene alıp diktiğimiz gülümüz. Muhteşem açmamış mı?
Birkaç gün öncesine kadar Datça'daydım. Dolu dolu geçecek temmuz öncesi ufak bir kaçamak...
Datça bizi her zamanki rüzgarıyla karşıladı. Ben başka hiçbir yerde bu denli şiddetli esen bir rüzgarın insana iyi geldiğini görmedim. Eğer Datça rüzgarında kalıp üşüdüğünüzü hissederseniz sakın korkmayın, hasta olmazsınız.

Bahçenin devamlı ziyaretçisi
Bahçenin balık sonrası ziyaretçilerinden
Hilâlin muhteşem görüntüsünü fotoğraflama çabamın en kıymetlisi
Bahçedeki nar ağacı
Bu seferki Datça daha az fotoğraflı. Fotoğrafların çoğu Işıl ve balıklardan oluşuyor. Benim gibi balık delisi (abartısız, ailede ne zaman balık yense ben anılırım, o derece yani.) biri için böyle olması çok garip olmasa gerek. Hele bir de balıkların bir kısmı dayısının kendi tuttuğu balıklarsa, o zaman keyif iki katı oluyor.

Dayımın kendi tuttuğu balıklardan
Bunu yemeyi geç, yakından bile görmemiştim.
Kanadı

Pişmiş halleri :))

Evde balık
Evde balık