31 Eki 2010

Dikmen Vadisi







Soğuk bir Ankara öğledensonrasında gittiğimiz Dikmen Vadisi'nde Ankara soğuğunu yaşadık. Tam olarak bir sonbahar günüydü. Etrafta yeşil, turuncu, kırmızı tonları vardı. Görülmeye değer bu manzarayı siz de kaçırmayın, doğa keşfedilmeyi bekliyor. Hadii, sıcak evinizden, alışveriş merkezlerinden kısa süreliğine ayrılıp doğayı izlemeye gelin. Çünkü doğada hayat var...

29 Eki 2010

Cumhuriyetimiz 87. Yaşında

Cumhuriyetimiz 87 yaşında...
Herkesin Cumhuriyet Bayramı'nı kutlarım.

27 Eki 2010

Gabito'dan

Bazen hayvanlar bize doğru yolu gösterir, mesela filler gibi. Gülümsemekten korkmayalım, unutmayalım, unutursak filleri hatırlayalım, unutmamak için de hep fillerle yaşayalım :)

Bugün Gabito'dan, yani Gabriel Garcia Marquez'den, sözler paylaşmak istiyorum (Yanlış hatırlamıyorsam aileden biri onu bu şekilde çağırırmış). Dört beş yıl önce onun "Anlatmak İçin Yaşamak" kitabını okumuştum. Bunu okuduktan sonra da bu sözleri bulmuştum. Netten bulmuştum sanırım ama net bir kaynak veremiyorum ama yine de kesinlikle alıntı olduğunu söyleyebilirim:
  • "Seni sen olduğun için değil, senin yanında olduğum zaman, ben olduğum için seviyorum."
  • "Hiç kimse senin gözyaşlarını haketmez, onu hakeden seni asla ağlatmayacak olandır."
  • "Birinin seni istediğin gibi sevmemesi, onun seni tüm varlığıyla sevmediği anlamına gelmez."
  • "Üzüntülü olduğun zamanlarda bile gülümsemeyi asla bırakma, biri gülümsemene aşık olabilir."
  • "Bu dünyada bir insan olabilirsin ama birisi için bir dünya olabilirsin."
  • "Bir sona geldiğin için üzülme, onu yaşadığın için gülümse."
  • "Daha iyi bir insan ol ve yeni bir insanla karşılaşmadan o kişinin de senin kim olduğunu bildiğini ümit etmeden önce kendinin kim olduğunu bildiğinden emin ol."

26 Eki 2010

Lilyum ve Lisyantus

Fotoğraf lilyum taramasında çıkan Google görsellerinden seçilmiştir.
Eğer elinizde böyle bir buket varsa çok büyük bir hazineye sahipsiniz demektir. Nasıl mı? 
Çoğu çiçek demetinde çiçeklerin bazılarının goncaları olur. Bize bunlar için "Bunlar açar abla birkaç gün sonra." derler. Çoğu zaman bize bunu diyenler haksızdır ama benim bildiğim iki çiçek için bu doğrudur. 
Birincisi; lilyum. Lilyum alırken ben üstünde goncası çok olanları tercih ederim. Çünkü lilyum goncaları gerçekten sonra açıyor. Tabii lilyum demişken lilyumun ortasındaki sarı tozların lekesinin çok acayip bir şey olduğunu ve dikkat edilmesi gerektiğini de söyleyeyim. Bir de yine bir not, beyaz lilyum alın, eviniz misler gibi koksun.
Fotoğraf lisyantus taramasında çıkan Google görsellerinden seçilmiştir.
Sıra ikinci çiçekte. Bu da lisyantus. Bunun da morunun goncalarının açtığına tanık oldum. Bu durum beyaz için de geçerli mi bunu gerçekten bilmiyorum.

24 Eki 2010

Reddetmek

İnsan kelimelerin anlamlarını hayatına girdikçe daha iyi anlıyor. Hani yaşadıkça öğrenilir derler ya onun gibi. Eğer bir şey size uymazsa, aklınıza yatmazsa, size zarar verirse ya da verecekse, sizi mutlu etmezse ya da etmeyecekse vs. reddederiz. Ben hayatımın son donemlerinde iki kez reddettim (bir şeyleri). İtiraf ediyorum, bu insana iyi geliyor. Aslında bu iki olay da benim için iyi olmayan şeylerdi, o yüzden reddettim. Yani tam anlamıyla reddedilecek şeylerdi. 
Neyse hayata geri dönersek, bu ara kitaplara yönelmiştim. İki kitap bitirdim. İkisi de ayrı güzeldi. Paylaşayım:
Fotoğraf Google taramasında çıkan görsellerden seçilmiştir.
İlki Bircan Kırlangıç Şimşek tarafından yazılan "Üstün Dökmen'le Nehirde" kitabı. Üstün Hoca'nın benim hayatımda ayrı bir yeri var. Niye? diye soracak olursanız çok cesur da ondan. Hayatının gidişini bir anda değiştiren ve bunun sorumluluğunu alabilecek kadar cesur. Belki biraz da fizik ve psikolojinin biraraya gelmesidir bu niye sorusunun cevabı. Sözel ve sayısal bir arada. Kendimi hep çok yakın hissettim ona. Kitaplarını, programlarını takip etmeye çalıştım hep, edeceğim de daha. Kitaptan bazı satırlar:
  • "Şimdi, Zehra Hanım'la evde yalnızız. Yeni bir aşamaya gelmiş, yeni bir keşfe başlamış gibiyiz. Yeni bir ilişki şekli. Bu da çok hoş. En başı ilginç. Çocuk yokken çocuk yok, birliktesin. Aylarca, yıllarca iyi. Sonra bebek olunca o farklı bir aşama. Artık üç kişilk, dört kişilik bir ailesiniz. Dört kişi birlikte güzel, ama şimdi tekrar başa döndük, iki kişi olduk. Ama daha olgun iki kişi, hani evliliğin tarihini yaşamış iki kişi. Çok keyifli o, evet yeni bir eş."
Güzel bir kitap olmuş, hem Bircan Hanım'a hem de Üstün Hoca'ya teşekkürler...
Fotoğraf Google taramasında çıkan görsellerden seçilmiştir.
İkincisi Ahmet Şerif İzgören tarafından yazılan ve benim yine geç okuduğum kitaplardan (ama ne demiştik, zaman önemli değil, önemli olan o güzelliği yakalayabilmek) "Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır" kitabı. Kitap akıcı bir kitap. Daha önce duyduğum şeyler de var içinde. Ancak bunlar çok güzel birleştirilmiş. Kitabın her bir bölümü bir konuya ayrılmış. Konu bitiminde bir papatyaya bu isimde yeni bir yaprak konuyor. Çok hoş olmuş bu. Bunun dışında her konu sonunda o konuyla ilgili hikayeler anlatılıyor. Ayrıca her konu başında da o konuyla ilgili güzel sözler yazılmış. Kitap tasarımıyla çok güzel olmuş. Tabii içi de bir o kadar güzel. Hayatınızı anlamlandırmak, keyiflendirmek, kıymetlendirmek istiyorsanız mutlaka bu kitabı okuyun. Seçilenler:
  • "Olmamız gereken şeyi olduğumuz gibi kalarak olamayız." (Max De Pree)
  • "Kişinin hayatı düşünün rengine boyanmıştır." (Marcus Aurelius)
  • "Bir insana dinlendiğini hissettirmek sevginin en güzel ifadesidir. Çiftleri izleyin, yeni çıkanların birbirlerini ne kadar dinlediğini, evliliği belli bir sürenin üzerinde olanların birbirlerinin anlattıklarına ne kadar ilgisiz olduklarını göreceksiniz."
  • "Her şeyin fiyatını bilen, ama hiçbir şeyin değerini bilmeyen insanlar olmaya başladık."
  • "Başarı istediğinizi elde etmenizdir. Mutluluk ise, elde ettiğinizi hissetmeniz."
  • "Çocuklardan öğrenecek üç şey vardır: 1) Nedensiz yere mutlu olabilmek. 2) Her zaman meşgul olabilecek bir şey bulmak. 3) Elde etmek istediği şey için tüm gücüyle savaşmak." (Paulo Coelho)
  • "Hayatla aranıza firmaları sokmayın. Saatiniz sadece saati göstersin."
Aslında yazılacak o kadar çok şey var ki... Ama bunların hepsini ben yazmayım, ben zaten yazdım defterime, siz de kitabı alın okuyun ve kendi notlarınızı alın. Tabii ki yazana emeğine sağlık diyerek... 

23 Eki 2010

İyi ki Doğdun

 

23 Ekim...
Nice uzun senelere, beraberce...
İyi ki doğdun...

16 Eki 2010

ASY

"Bir Damla Gözlerimde"

Bu ara dilimde, bilgisayarımda sürekli bu şarkı var. Sertab Erener'in "Bir Damla Gözlerimde" şarkısı. Sertab Erener benim için ve tabii birçok insan için çok güçlü bir ses. Devam etmeden önce demeliyim ki onun sesinden hiçbir zaman mahrum kalmayalım. Her albümü hiç dinlenmeden alırım ve kendi albümlerim içine koyarım, tereddüte gerek yok. Çünkü o mükemmeldir benim gözümde ve ne yapsa en güzelidir. Velhasıl onu seviyorum :), sesine ve emeğine sağlık.  
"Öyle çok şey var ki içimde
 hep sustuk konuşmak yerine
 Konuşmadığımız her ne varsa
 Seninle sakladım gözlerimde

 Ne olur sende fazla üzülme
 Hep kendi kendine yenilme
 Konuşmadığımız her ne varsa seninle
 Bir damla gözlerimde 
"

Art Puzzle'dan Kız Kulesi

Fotoğraf Art Puzzle web sitesinden alınmıştır.
Evdeki puzzle'lar bir bir bitince yeni puzzle'lar almak lazım. Üstteki puzzle yeni, bugün aldım. Kendisinin geleceği diğerlerinden farklı olacak. İlk defa bir puzzle'ı bitirdikten sonra çerçeveletip evime asmayı düşünüyorum. Neresi olur asılacak yer, bu puzzle nasıl yapıştırılıyor., çerçeveletmeye gerek var mı? Gerçekten bilmiyorum bu soruların cevaplarını. Özellikle bu yapıştırma işini araştırmak lazım. Bundan önce denizaltını resmeden puzzle'larım oldu daha çok. Hem denizi ve deniz canlılarını çok sevdiğimden hem de çok renkli olduklarından. Biraz kolaya mı kaçıyorum ne :) ... Artık daha çok manzara, ünlü tablolar, tanıdık karalerden oluşan puzzle'lar yapmak istiyorum. Ve itiraf ediyorum, filler bana küsmüş olabilir. Çünkü filli bir puzzle gördüm, yürüyen filler. Ama almadım :(. Küsmüşler midir ki?
Bu arada eğer sizde tablo tadında puzzle'lar yapmak isterseniz bence Art Puzzle iyi bir seçim. Doğrusunu söylemek gerekirse daha önce hiç yapmadım Art Puzzle'a ait bir puzzle. Ama yapan arkadaşlarım oldu, ben de deneyeceğim. Güzel puzzle'ları var, netten de inceleyebilirsiniz, Art Puzzle.

13 Eki 2010

En Genç Ablam

13 Ekim'e özel
İnsanın kendinden daha genç ablalarının olması ne güzel :).
Sahi ablacığım sen kaç oldun şimdi, :))) ?

12 Eki 2010

Cam Boncuklarım

Yıllar önce bir Suluhan gezisinde almıştım bu boncukları. Cam boncukları görünce ne sevinmiştim. Sonra de kendi zevkime göre birleştirmiştim. Aslında zincirli olan daha zengindi ilk yapıldığında. Haftasonu ben onu sadeleştirdim :)) .

Artık pek bulunmadığı kanaatindeyim bunların. Geçenlerde Suluhan'a gittiğimde bir bakayım dedim. Pek bulamadım. Çok az vardı ama nerede bu üstteki güzellikler. Dün  bir Ulus macerasına, takı ustası annemle çıkınca, alıverdim. Neleri mi? İşte bunları:

Kendileri yeni tasarımlarla zenginleşmek istiyorlar :)

10 Eki 2010

Köpişli Puzzle

 
Geçenlerde Derya ablamdan almıştım bu puzzle'ı. Renkli kısımlarından sonra kalan parçalar beni epey zorlayacak sandım ama çok zorlamadı. Eğlenceli bir puzzle'dı. Ablamdan özellikle almıştım. Bu markanın puzzleları ilginç. Mesela bunun parçaları çok büyük. O yüzden normal bir 1000 parçadan çok daha büyük oldu. Bende başka bir tanesi var, yine 1000 parça. Bunun da parçaları acayip küçük. Şimdi ablamda, o uğraşsın biraz da dimi, kıh kıh kıh :)) Ama yine de şikayetçi değilim, seviyorum bu markayı.
Ve işte bitmiş hali;

7 Eki 2010

Türkan

Fotoğraf Türkan Saylan için taranan Google görsellerinden seçilmiştir.
Daha önce de bahsettiğim gibi bu sezon sürekli takip ettiğim bir diğer dizi de Türkan. Yaz dönemi filmin uyarlandığı ve Ayşe Kulin tarafından yazılan "Türkan: Tek ve Tek Başına Türkan" kitabını da okumuştum. Kitap genelde güzeldi. Ama en çok evlilik yildönümlerinde yaşanan kötü bir olay sonrası Türkan Saylan'ın eşinden istediği hediyenin yazıldığı kısım beni çok etkilemişti.
Çok güçlü bir kadınmış ve de cesur... Diziyi izlemek beni heyecanlandırıyor (üçüncü bölümün başlamasına çok az kaldı, sabırsızlıkla bekliyorum.). Dizi bitmeden kitabı bir kez daha okumak istiyorum. Hem kitapta hem de dizide emeği geçen herkese teşekkürler...

6 Eki 2010

Zeynep de Gelsin..

Fotoğraf Google taramasına göre gelen görsellerden seçilmiştir.
Arka Sokaklar bu sezon sürekli takip ettiğim iki diziden biri. (İkincisi de çok yakında burada...) Kabul, şiddet var. Ama emek de var. Bir kere çok zahmetli çekilmiş bence. Uzun zamandır devam etmesi şans değil. Seyirci de buradaki emeği anlayabiliyor. Benzerleri çekildi ama aynı tat yok onlarda, naçizane benim fikrim. Sonra içinde sevgi var, odun var :)) Komedi de var. İçinde örnek alınabilecek karakterler de var. Mesela Ayla dizinin mükemmeli bence, hem eş olarak hem anne olarak. 
Diziden gidişler oldu, diziye dönüşler oldu. Murat'ın geleceğini tahmin etmiştim ama benim merak ettiğim Zeynep. Zeynep de gelecek mi? Gelsin... Bence o diziye Zeynep çok yakışıyordu. Gelirse mutlu olurum. Gelir mi ki?

3 Eki 2010

Ben Onu Çok Özledim :(


Tam olarak iki yıl oldu onu görmeyeli. Onu çok özledim. Adı Fındık, komşumuzun köpeği. Benim için çok özel bir köpek o.
Geçmişten gelen köpek korkum vardı. Çocukken iki kez köpek kovalamıştı beni. O zamandan beri köpekler beni çok korkuturdu. Dokunmayı geç, yanlarından bile geçemezdim. Bir köpek benim yanıma gelse içimde bir ürperme, sanki titreyecekmişim gibi bir his, oluşurdu. Ama sonra Fındık'la tanıştım. Fındık benim köpek korkumu alıp götürdü. Ona ilk dokunduğum an, elimle başını okşamıştım, elimde hissettiğim hissi hayatım boyunca unutamayacağım sanırım.
Ayrıca hep hayvanseverler derler ya o özel bir köpek, kedi, kuş vs. Ben de öyle diyerek bitireceğim. Fındık çok özel bir köpiş ve ben onu çooooook özledim.