29 Eyl 2010

Bilge Adam İstanbul'un İlgisi

Geçenlerde size Bilge Adam'la ilgili yaşadıklarımı aktarmıştım. Bugün bana bir telefon geldi. Bilge Adam İstanbul'dan aradılar. Yazımı okumuşlar. Hem yaşadıklarımı dinlediler, hem de üzgün olduklarını ve yeni bir randevu ayarlayabileceklerini söylediler. Yaşadığımız olumsuz şeylerin de önemsenmesi ve bu şekilde bir dönüşüm beni memnun etti. Sizinle de paylaşmak istedim.

28 Eyl 2010

Susanna Tamaro Kitapları


Susanna Tamaro dendiğinde çoğumuzun aklına "Yüreğinin Götürdüğü Yere Git" romanı gelir. Benim de aklıma gelmiyor değil bu. Ama Tamaro'nun en az onun kadar güzel başka kitapları da var. "Anima Mundi"  ve "Daha Çok Ateş Daha Çok Rüzgar" benim favorilerim mesela. 

 
Kitaplığımda bazı kitaplarım bemim için özeldir. Okusam bile onları bırakmam. Belki günün birinde tekrar okumak için, belki arada bir kurcalamak için, belki de sadece sahiplenme duygumuzdan, bunu tam bilemiyorum ama okuyup da ayrılamadığım kitaplarım kitaplığımda benimle beraber yaşayacaklar. 
Susanna Tamaro benim için özel bir yazar. Çoğu kitabını hiç içini açmadan almışımdır. Ve çoğundan da memnun kalıp, sevmiş, iyi ki almışım demişimdir. Ancak şu sıralar okuduğum "Her Sözcük Bir Tohumdur" kitabı deneme olmasından mı yoksa başka bir sebepten mi beni diğerleri kadar cezbetmedi. 


Bu yazı için kitaplığımı kurcalarken Susanna Tamaro'nun birkaç kitabının eksik olduğunu fark ettim. En yakın zamanda bir kitapçı yapılmalı :))
Daha Çok Ateş, Daha Çok Rüzgar, mutlaka okunması gereken bir kitap. Kitaptan alıntılar;
  • "...Ergenlik çağının hayalleri uçup gittiği zaman kim olduğumuz gerçeği ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu nedenle de kederleniyoruz. Büyümek, insanın kendini ve bu koşulları kabullenmesi anlamına geliyor..."
  • "Ve sonra, önünde pek çok yol açılıp sen hangisini seçeceğini bilemediğin zaman, herhangi birine öylece girme; otur ve bekle. (...) Ve gene bekle."
  • (Ve benim kurtarıcı sözüm. O kadar güçlü ki... Bu kitabı üniversite yıllarında okumuştum, o yıllarda bu söz benim zor zamanlarımdaki kurtarıcım olmuştur. Bu sözü keşfettiğim an gibi heyecanladım şimdi de. Ve artık hatırlamanın zamanı gelmedi mi???) "Yeni bir başlangıca adım atmayı, dünkü kalıpları kırmayı, yapabilirken 'yapamam', olabilirken 'olamam' ve bütünüyle özgürken kapana kıstırılmışım dememeyi öğret bana. (Brazlev Hahamı Nachman)"

26 Eyl 2010

Alfemo Yin-Yang

Alfemo Alfemoda kategorisi altında güzel bir tasarım hazırlamış. Bence çok güzeller. Acep evi yenilesek mi? Bizimkiler daha yeni amma... Yakında yaklaşan özel bir tarih var mı acaba? Hediye gelir mi ki? :))
Benim favorilerim aşağıda. Ama siz daha detaylı incelemek isterseniz Alfemo'yu ziyaret edebilirsiniz. Fotoğraflar sitesinden alıntıdır.




25 Eyl 2010

Bilge Adam Ankara'nın İlgisizliği

Microsoft sertifikalarını almak için sağlam bir kursa gitmeye karar vermiştim. Bu amaçla seçtiğim kurum Bilge Adam'dı. Her yerde duymuştum onun ne kadar sağlam, kurumsallaşmış bir kurum olduğunu. Ancak ben hiç iyi şeyler anlatmayacağım size:
Öncelikle bir haftasonu bilgi almak amacıyla kendilerini ziyaret ettik. Danışmanlarla görüşmeden önce bir form dolduruyorsunuz. Sonra oturup bekliyorsunuz. Çünkü talep çok fazla. Neyse görüştük, bilgimizi aldık. Bize grupların tarihleri verildi, net bir şekilde. Kontenjanların dolabileceği de söylendi. Ben de takip eden hafta ortası bunları telefonla aramaya başladım. Kontenjan var mı yok mu diye. Hep bana söylenen şey "Biz size döneceğiz. Adınız denir?" oldu. Ama dönülmedi. En sonunda ufak bir tartışmadan sonra telefonla görüştüğüm kişi bana cevap verebildi. O da aynı tarihleri verdi. Neyse ertesi gün kayıt için gittiğimizde bizi karşılayan sürprizler vardı. İlki; mesailerinin 9'da başlamasına rağmen ne sekreterler ne danışmanlar hiçbiri ortada yoktu. Bizimle ilgilenebilecek kişilerden biri 9:30'da geldi. Hiç özür filan yok, üstüne siz niye erken geldiniz modunda. Tavrı bizimle dalga geçer gibiydi, hiç hoşlanmadık. İkinci; bize daha önceden verdikleri tarihlerden benim gideceğim grubun tarihinin iptal olduğunu söyleyip daha geç bir tarih verdi. Neye uğradığımızı şaşırdık. Bir ay sonrayı söylemesine rağmen bu süre sizin için niye önemli, planınız mı vardı gibi saçma sapan diyaloglar yaşandı. 
Böyle sağlam bir kurumdan beklediğim şeyler değildi. Bu kadar kurumsallaşmış bir kurum çalışanlarına nasıl davranacaklarını daha iyi öğretmeli. Veritabanlarını daha iyi güncellemeli. Telefonla bilgi vermeme politikası varsa bunu çalışanlarına iletip, müşterilere de bu şekilde iletilmesini sağlamalı. En belirgin tavır da şu: "Eeee, bu sorulur mu?". Hiç abartısız her soruya karşı verilen tavır bu. O kişilere görev tanımları daha iyi anlatımlmalı. Aynı zamanda kişiler acayip de rahat, "benim ismim şu, isterseniz şikayet edebilirsiniz.". Anladığım yaptırım da yok. 
Bu sınavları veren başka yerler de var, hâttâ Ankara'da bile. Buna benzer kursları veren yerler de var, üstelik bu kursları almadan da bu teknolojiler öğrenilebilir. Mükemmel değilmişsin Bilge Adam!...

23 Eyl 2010

Fanustaki Gerberalar

Fanusta sonbahar
Eğer elinizde bir cam fanusunuz varsa, çok şık bir çiçek tasarımı yapabilirsiniz. Öncelikle yapmanız gereken bir çiçekçiden gerbera almanız. Bunlar su yüzeyinde çok güzel duruyor, aynı nilüfer gibi. Gerberaları alırken mevsime dikkat edebilirsiniz. Mesela ben mevsimi yansıtsın diye sarı, turuncu ve kırmızı aldım.

Her çeşit çiçekten fanus tasarımı
Gerbera dışındaki çiçekleri de denemiştim daha önce ama ben en çok gerberaların su üstündeki görünümlerini sevdim. Pembe-beyaz bir tasarım da çok şık olabilir, benden söylemesi.
Ayrıca bu şekilde çiçekler daha uzun dayanıyor. Mesela ben bunları cumartesi aldım. Sadece bugün sularını değiştirdim ama değiştirmesem de olurdu, hâlâ sağlamdılar çünkü.

Upper Peninsula

500 Parça Puzzle
Bu, bavulda kalanlardan biriydi. Gelince büyük bir sabırsızlıkla yapmaya başladım. Sabırsızlığım bir parça hüsrana uğradı. Çünkü çok kolaymış. Birkaç saatte bitti. Başında saatler geçiremedim :( . Tabii bunun bir nedeni de 500 parça olması. Neyse bu bitti. Ben şimdi 2000 parça deniz puzzle'ma başlayayım. Şöyle bir tatmin olayım dimi ya?

21 Eyl 2010

Bavul geldi :)

Beklenen misafir bugün sabah geldi. Çok gezgin çıktı bizimki, Afrika'yı dolaşmış. Bir noktadan sonra insan dalgaya alıyor yaşadıklarını sanırım. Ama biraz kızgınım, çünkü içinde -şu an için hatırladığımız- ufak eksiklerimiz var. Kızgın olmamın nedeni de neredeyse tamamı dolu olan Dove el kremimin de çalınan şeyler arasında olduğu. Bunu hatırlayana kadar diğerleri için düştü filan gibi iyimser şeyler düşünüyordum (hatta eksiklerden biri de bana favori ülkem Hindistan'dan gelen küçük ve şirin 4 adet anahtar filim). Ama bir sürü poşete konmuş sıvılar arasından tamamına yakın dolu olan bir kremin düşmesi pek olası değil. Bavulun kullanamayacak halde gelmesini saymıyorum. Belki de üç hafta sonra gelebilen bavuldan daha da fazla şey ummamalıyız. Ama yine de bunun yetkililere iletilmesi lazım ki bizden sonrakilerin başına daha büyükleri gelmesin.

19 Eyl 2010

Hayal Bu Ya...

Kenarları kendinden kesilmiş gibi ve öyle güzel kokuyor ki, ankara'da mevcut degil kendisi, ne yazık ki:(
Koşturmacalar...
Kararlar...
Vazgeçişler...
Bu hafta içinde bunları yaşadım. Birileri benim adıma karar verdi, sonra başka birileri vazgeçti. Ve ben izin verirsem daha da başkaları belki başka karar verecek.
:)) Olsun...
Zor bir dönem geçirdiğimin farkındayım, biliyorum. Bazen serzenişlerim oluyor ama biliyorum. Günün birinde ben çok istediğim 'bazı' şeyleri gerçekleştireceğim. Mesela, bir sahil kasabası, ufak mı ufak, deniz kenarında bir restoran, salaş ama temiz, sağlıklı, akdeniz yemekleri ve tabii ki aile işletmesi.
Ya da bir balıkçı, şeker mi şeker, öyle büyük ve gösterişli bir yat değil, ufacık bir kayık, balığa gitmişiz, dönüşte kayıkta balıklarımızı kızartıyoruz, sıcacık, kıtır kıtır. 
Ya da bir cam atölyesi. Her şey sunulmuş bana. Biri bana 'Gel harikalar yarat' demiş sanki ve ben de yaratıyorum.
Ya da bir iş, bambaşka bir camiadan. Sunuculuk, gezi programı sunuculuğu. Kabul eder miyim, sanırım ederim. Ne alaka derseniz, daha çok gez, daha çok tat, daha çok gör demiş biri bana, niye düşüneyim ki di mi?
Kimse ama'lı cümleler kurmasın, kimse hayallerimi bozmasın. Hayal bu ya...

14 Eyl 2010

Tercihler


Bazen doğru tercihler yaptığımızı düşünürüz.
Yaptığımız tercihleri savunuruz.
O tercihlerle mutlu olacağımızı zannederiz.
Ama bu, her zaman böyle olmaz...
Hayat ya da belki de biz, kendimizi yanlış tercihlere yöneltiriz.
Tercihlerimiz bizi mutlu etmez.
Ve belki de tercihlerimiz bizi mutsuz eder.
Bazen kabulleniriz bunu.
Mutlu olmadığımız halde sesimizi çıkarmaz, bununla yaşamayı öğreniriz.
Bazen de kabullenemeyiz bunu.
Bununla yaşamayı beceremeyiz.
Mutsuzluğumuz büyür ve büyütür.
Biz her şeyimizle kocaman oluruz, büyüdüğümüzle de büyüttüğümüzle de...
Yaşıyoruzdur...
Ama bazen düşünürüz;
NİYE?
Öğrenmişizdir artık...
Dünyada kocaman şeylere yer yoktur...
Ve hayat niyelerden çok daha fazlasıdır...

12 Eyl 2010

Olmadı :(

Ve Türkiye Dünya Basketbol Turnuvası'nda Amerika'ya yenilerek ikinci oldu.
Neye inanırsan o olur...
Kaybetmeye 24 saat öncesinden inanmasaydık keşke...
Büyük hedefler koyabilseydik keşke...
Takımı destekleyenler "Altın madalya da bir sonrakine demeselerdi" keşke...
Ve keşke Türkiye, tüm Türkiye olarak kazanmayı ve sadece kazanmayı isteseydi...

Çiğdemim

Yıl 1994. Eylül 5'de ilk kez teyze oldum.
O gün ailemizin bıcırı, bize ilkleri yaşatan kız çocuğumuz, çok zor bir süreçten sonra dünyaya merhaba dedi. Ama zor süreç doğana kadar değildi. Hayata sekiz aylıkken gözlerini açması, onu zor bir sürece itivermişti. Neyseki, zor süreçler sonlandı ve ailemiz Çiğdem'ine kavuştu.
O zamanlar ben de küçüktüm. Tek düşündüğüm onun genç bir teyzesi olduğuydu. Ben nedense o zamanlar teyze, dayı, amca, hala gibi birincil akrabaların hep o kişiden en az 20 yaş daha büyük olması gerektiğini düşünürdüm. 
Pabucum dama atılmıştı, itiraf ediyorum, ama onu kıskandığımı hatırlamıyorum. Çünkü onu çok seviyordum. Zor zamanlarda hep devreye girerdim. Bir 'hayır' dendiğinde, kötü bir televizyon haberinde, ablam sinirliyken vs... Ama bu şımartmak gibi değil, çünkü o şımarık bir çocuk değildi. Sadece sevdiğimden yaptım, o da hiç şımarmadı. 
Uzun bir dönem hep beraberdik. Sonra benim iş ve evlilik sürecim yaşandı. Bu sırada onun büyüme evresini kaçırdığımı düşünüyorum. Kısa bir zaman öncesine kadar hep onu bıraktığım yerde, yani çocuk olarak kaldığını sandım. Ama o çocuk büyüyeli, ergenleşeli çok olmuş. Benim onu bu haliyle kabul etmemin vakti de gelmiş de geçiyor bile. Öyle ki, o bıcır artık kendi ihtiyaçlarını, kıyafetlerini kendi alır olmuş. Hâttâ kendisininkileri bitirmiş, bana da almaya başlamış. Dün de bıcırımdan bana çok güzel bir bileklik geldi. Şimdi soruyorum, çıkarılır mı bu, sizce hiç?..
Tabii ki ben de çıkarmayacağım...
Teşekkürler bıcırım, hâlâ ve hâlâ bıcırım...

İşte On İki Dev Adamlarımız

Fotoğraf Hürriyet gazetesi web sitesinden alınmıştır.

Milli maçlar dışında oturup maçlara bakmam. Hele ki futboldan ve futbol fanatikliğinden hiç haz etmem. Ama basketbol turnuvaları ve bayan voleybol maçları hep ilgimi çekmiştir. Bugün de onlardan birini izledik.
2010 Dünya Basketbol turnuvası yarı final, 11 Eylül 2010, saat 21:30, Türkiye-Sırbistan. 
Skor; Türkiye:83, Sırbistan:82
Maça dair şahsi yorumlarım;
Özellikle ilk yarıdan sonra çok güzel oynadık. Tüm oyuncular ayrı ayrı uğraştı. Pes etmeden, gerideki oyunu bizim lehimize döndürdüler. 
Kerem Tunçeri ve Ender Arslan...
Oyunu döndüren isimler bence...
Takımın inanmasını sağladılar...
Çok uğraştılar ve başarıyı da hak ettiler bence. 
Bize böyle bir başarı sundukları için hepsine ve emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkürler...
Son bir şey;
Ben Sırbistan'ın iyi oynadığını düşünmüyorum. Çünkü atılan her topun potaya girmesi iyi basketbol değil bence. İyi basketbol işte buuuuuuuuuuuu...

11 Eyl 2010

Bayram Sonrası

Dönüş hazırlıkları, yolculuklar, bavul derken hayatımda ilk kez gerçek bir yorgunluk yaşıyorum sanırım. Deli gibi uykum var, uyuyamıyorum, çok açım, bir iki lokmadan sonra yemek yiyemiyorum.
İstanbul'dan da döndük. Artık evimizdeyiz...

8 Eyl 2010

Mudo'nun Filleri

Mudo'da bu kadar çok fil olduğunu bilmezdim açıkcası. Bugün gördüm ve gördüğüme sevindim (İclal Aydın'ın "Gördüğüme Sevindim" kitabıyla ilk karşılaştığım andan itibaren sevdim bu iki kelimeyi, ondan ilham alarak kullanmayı seviyorum :) )
Muda'nın sitesinden inceleyebilirsiniz ürünleri. Şu sıra indirim de var..
Bazılarına birlikte bakalım, hadi..

İyi Bayramlar

Epeydir yazamadım..
Uzun bir yolculuktan sonra dinlenme moduna geçtim..
Gece ve gündüz düzenine alışmak biraz zorladı bizi..
Bir de tabii bavulumuz hâlâ gelmedi. Altı gün oldu. United ve Lufthansa. İnsan güvenir bu kadar büyük şirketlere ama belki güvenmemek daha iyi. Kesinlikle çok şey öğrendim. Tavsiyeler;
  • Eğer ilk aktarmanız küçük bir yerden başlıyorsa ya da siz o havaalanına güvenmiyorsanız kesinlikle aktarmalarınızın tümünü check-in yaptırmayın.
  • Bavulunuzun üstüne bir etiket ve belirleyici şeyler yapıştırın. 
  • Son olarak ilk kaybolduğu andan itibaren acil gibi işlem yaptırın, olmasa bile.
Neyse, bayramda kısa bir süre İstanbul'da, Cem'in ailesinin yanında olacağız.
Herkesin ramazan bayramını kutlar, mutlu bir bayram geçirmesini dilerim..
İyi bayramlarınız olsun..

2 Eyl 2010

Döndüm :)))

Döndüm..
Tabii kocaman bir eksikle..
Bir valizcik(!) kadar..
Her şeyi ve herkesi çok özlemişim..
Hoşgeldim :) .